Avcılar'da işten atılan, direniş çadırları sökülen işçilerle konuştuk
Avcılar’da 17. gündür direnişte olan temizlik işçilerinden Hüseyin ile de konuştuk:
Alınteri: Merhaba, bugün direnişiniz 17. günündesiniz. Sabah geldiğinizde çadırınızın kırılarak söküldüğünü gördünüz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Direnişçi Hüseyin: Biz direnişe başlayıp buraya çadır kurduk diye kermes için açılan çadırları da getirip çadırımızın yanına açtırdılar ki göze çarpmayalım, sesimizi az duyuralım...
Direnişe başladığımızdan beri akşamları çadırı sökmeden burada bırakıp gidiyorduk. Dün akşam da sökmedik ve buradan ayrıldık. Geldiğimizde çadırımızın direklerinin, ayaklarının kırıldığını, pankartlarımızın yırtıldığını gördük. Direnişe başladığımız günden beri sürekli Avcılar Belediyesi’nin sabotajına, baskısına maruz kalıyoruz.
Alınteri: Çadırı yeniden kuracak mısınız?
Direnişçi Hüseyin: Elbette kuracağız. Çadır aslında bir simge, çadır olsa da olmasa da biz direnişimize devam edeceğiz. Çadırımızı da yeniden kuracağız. Bizi buradan baskıyla falan gönderemezler.

Direnişte olan başka bir temizlik işçisi ise şunları söyledi:
Biz bu belediye başkanını kadın olduğu için oy verip seçtik. Kadınlar daha insancıldır sanıyorduk, ama hiç farketmiyormuş. Bu daha acımasız çıktı. Bizi hep Gezi’nin doktoruyum diye yaptığı propagandayla kandırdı. Kendi elimizle seçip başkan yaptık. İşimizden edildik. Şimdi de bakın Kadıköy’e 19 Mayıs kutlamasına gidiyor. Bize 19 Mayıs armağanı olarak gece çadırımızı kullanılmaz hale getirtiyor, kırdırıyor...
Ama bizi yıldıramayacak, biz birbirimize daha çok kenetlenip, daha güçlü duracağız karşısında. Bizler maaş zamanımız geldiğinde gidip soramazdık, ancak öne çıkan, konuşabilen arkadaşlarımıza sorardık 'maaşlarımız ödenecek miymiş' diye ama artık bu dönem geçti. Daha bilinçliyiz artık.
* * *
Avcılar Belediyesi tarafından işten atılan temizlik işçilerinin direnişine destek veren, yine Avcılar Belediyesi çalışan ve çöp kamyonu kullanan temizlik işçisi Mehmet ile sohbet ettik:
Alınteri: Kendinizi tanıtır mısınız?
Mehmet: Çöp kamyonunu kullanıyorum.
Alınteri: Arkadaşlarınız işten atıldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mehmet: Arkadaşlarımız sendikaya üye oldukları için işten atıldılar. Biz arkadaşlarımıza destek veriyoruz.
Alınteri: Çalışan iş arkadaşlarınız direniş için ne düşünüyorlar.
Mehmet: Arkadaşlarımız da bizim gibi destekliyorlar.
Alınteri: Çalışırken ne gibi baskılara maruz kalıyorsunuz?
Mehmet: Zora koşuyorlar. Mesaimiz bitiyor mesela, ustabaşları, şefler bir sokakta bir torba çöp kalmış diye tutupbir arkadaşımızı geri gönderiyorlar. Hepimiz arkadaşımız gelene kadar orada beklemek zorunda kalıyoruz. 40-50 işçi, bir arkadaşımız gidip o çöpü alıp getirene kadar bekliyoruz.

Alınteri: Mesai saati içinde iş arkadaşlarınızla sohbet edebiliyor musunuz?
Mehmet: Ne sohbeti, yemek yemeye zamanımız olmuyor... Öğlen yemeğe gidiyoruz, daha yemeğe başlamadan telefon geliyor, kalıp gitmek zorunda kalıyoruz. Arkadaş tuvalete gidiyor, tuvalette 20 dakika kalmış diye tutanak tutuluyor. Sokakta çalıştığımız için yakınlarda varsa petrol falan ancak oraya gidebiliyoruz. 'Geç kaldın' diye de tutanak tutuluyor.
Alınteri: Belediye içinde taşeron şirketlerin işçileri sorgu odalarına çağırdıkları söyleniyor. Nedir bu sorgu odaları, bilginiz var mı?
Mehmet: Özel odalar var, su bile vermezler adama, bir bardak su içsen bir daha uğrama buraya derler. Bizim çalışma koşullarımız çok zor. Çay içemezsin, yağmur yağdığında sığınacak, kendini yağmurdan koruyacak bir yer bile yok. Şantiyeye geldiğimizde yer bulursak yağmurdan korunabiliyoruz. Yoksa yağmurun altında kalırsın, artık ne zaman dinerse yağmur... Bir gün boyunca şemsiyeyle yağmur altında kaldığımız oldu.
Alınteri: Direnişteki arkadaşlarınıza destek verdiğiniz için buradasınız. İşten çıkarırlar diye korkmuyor musunuz?
Mehmet: Zaten söylediler çıkaracağız diye, fotoğraflıyorlar, aramıza ajan gönderiyorlar. Neler olup bitiyor, kimler geliyor buraya, ne konuşuyorlar bütün bunları izliyorlar. Valla içimizde ajanları bile var.