İş mahkemeleri bile fazla görülüyor!

Kölelik yasalarına şimdi de iş mahkemelerinin işçiyi kısmen koruyan işlevlerine son veren düzenleme ekleniyor

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 21 Mayıs 2016 (10 yıl 5 ay önce)

Devleti, toplumsal-sınıfsal sorunları "Kayseri pazarlığı" mantığıyla yönetmeyi felsefe edinen neoliberal saldırganlığın usta temsilcisi AKP, işçi simsarlığı bürolarına ilişkin yasadan sonra sınıfın diğer pekçok kazanımını da vampir gibi soğurmaya hazırlanıyor. Kıdem tazminatına, iş mahkemelerine ilişkin yeni düzenlemeler/saldırılar peşinde... 



 



Basına yansıyan bilgilere göre hükümet işçilerin patronlar tarafından gasp edilen haklarını mahkeme yoluyla alabilmesini büyük ölçüde engelleyecek bir tasarının hazırlığı içinde. 



 



Neoliberal cambazlığın tipik yöntemlerinden biri, işçi sınıfına dönük en vahşi saldırıların bile onun çıkarları düşünüldüğü için yapıldığı fikriyle ambalajlamasıdır. Bu saldırıyı da tıpkı kıdem tazminatında olduğu gibi işçiler lehine-(ymiş!) gibi sunarak yapıyor: “Mahkemeler yoğun, davalar çok uzun sürüyor, işçiler mağdur oluyor”muş!



 



Oysaki asıl sorun iş mahkemelerinin sürüncemede kalsa da genelllikle işçiler lehine karar vermeleri, vermeseler bile hukuki sürecin sonunda kararın bu yönde olması. Patronların buna bile tahammül edememesi!



 



'Zorunlu arabulucu'



 



Tasarı ilk önce işçinin ihbar ve kıdem tazminatları ya da ücret gaspı gibi durumlarda mahkemeye gidebilmesini zorlaştırmakla başlıyor. Çünkü işçiye mahkemeye gitmeden önce tıpkı boşanma davalarında olduğu gibi "zorunlu arabulucu"ya başvurmayı zorunlu kılıyor. 



 



İşçi önce patronla birlikte bir “arabulucuya” başvuracak. Bu “zorunlu” aşamanın tıpkı boşanma davalarında olduğu gibi nasıl sonuçlanacağı açık: yargı yoluyla alacağı miktarların çok altında anlaşmalara razı olmak.

 



Arabulucunun "çözümünü" kabul etmediği koşullarda bu arada harcanan süreye bir de yerel mahkemenin sonucunu bekleme süresi eklenecek. 



 



Temyiz hakkı gasp ediliyor!



 



Diyelim ki yerel mahkeme işçi aleyhine karar verdi. Mevcut uygulamada işçinin kararı temyize götürme hakkı var. Üzerinde çalışılan tasarıda bunun da önü kapatılıyor. 



 



Buna göre işçiler 25 bin liranın altında kalan alacaklarını temyize götüremeyecek. Bu sınır herbir alacak kalemi için sözkonusu olacak.



 



İhbar tazminatı, kıdem tazminatı, ücret alacağı için açılan davalarda, yerel mahkemenin vereceği kararın temyiz edilebilmesi için her birinin 25 bin lira sınırını geçip geçmediğine bakılacak. Bu da yerel mahkeme kararlarının temyiz yoluyla üst mahkemeye taşınmasının neredeyse imkansızlaştırılması anlamına geliyor.



 



Bu sınırı geçemeyen işçiler sadece yerel mahkemeyle aynı yargılama süreçleri öngören Bölge İstinaf Mahkemeleri’ne itirazda bulanabilecek. Bu da fiilen kararda herhangi bir değişklik olmaması anlamına gelir.



 



Sendikal örgütlenme hakkına saldırı



 



İşçilerin sendikal örgütlülüğüyle ilgili birçok başlıkta da temyiz yolu kapatılıyor. İşe iade davaları, yetki tespiti, toplu iş sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklı sorunlar gibi 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda birçok konu için açılacak davalarda itiraz Bölge İstinaf Mahkemeleri’ne yapılabilecek.



 



Yargıtay'ın mahkemelerin farklı değerlendirmeler yapmalarını önleyip, benzer davaların sonuçlarını ortaklaştıran işlevi ortadan kaldırılmış olacak. 

 



Zaman aşımı 2 yıla düşürülüyor



 



Yine alacak davalarında zaman aşımının 2 yıla düşürülmesi, işe iade davasını kazanan işçinin 4 aylık ücret olarak aldığı paranın tazminata çevrilmesi ve böylece ücrete bağlı alacaklarının düşürülmesi ve daha fazlası…



 



Tasarı başka pekçok hak gaspıyla birlikte işçilere "sizi düşünüyoruz" sırıtışlarıyla yutturulmaya çalışılacak. Tıpkı diğer saldırılarda olduğu gibi... 



 



Genel grev, genel direniş!



 



Seyredecek miyiz?



 



Tıpkı kiralık işçi bürolarına ilişkin düzenlemenin sessiz sedasız geçirilmesinde olduğu gibi... Yoksa belimizi kıran, bize kölelik koşullarını bir azrail sırıtışıyla yutturan bu düzenlemeler karşısında burjuvaziyle özdeşleşmiş sendikal bürokrasiyi de başımızdan def edecek bir genel grev genel direniş sürecine mi hazırlanacağız.



 



Fransa'nın soluğuyla da buluşarak...