“Bu çöp alınacak!"

Avcılar Belediyesi temizlik işçileriyle eylemi ve iş koşullarını konuştuk

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 25 Mayıs 2016 (10 yıl 5 ay önce)

Alınteri: Kaç gündür direniştesiniz? Üç gün önce üç arkadaşınızın işten atılacağını duyunca 450 arkadaşınız direnişe başladı. Siz de onlardan biri misiniz yoksa destek verenlerden misiniz? Bu kararı nasıl aldınız?



Temizlik işçisi: Evet, onlardan biriyim. İlk etapta sendikalaşmadan dolayı 32 arkadaşımızı türlü bahaneler bularak 25/2 yüz kızartıcı maddeden işten çıkardılar. Biz de bir karar alarak sendikalaşmaya karar verdik. “Bundan sonra bir arkadaşımızı dahi işten çıkarsalar gece ekibi olarak, yüzü aşkın kişi olarak topluca iş bırakacağız” dedik. Ayın 20’si Cuma günü işbaşı yaptığımızda üç arkadaşımıza “Siz imza atmayın, çıkışınız verildi” dediler. Bunun üzerine hepimiz toplandık ve yetkilileri çağırdık. “Bu arkadaşlarımızın işten çıkarılma sebeplerini söyleyin” dedik. Biz biliyoruz sendikalaşmadan dolayı çıkarıldıklarını da, biz onların ağzından duymak istedik. Yetkililer telefon açtılar patrona, patrondan gelen bilgi üzerine “performans düşüklüğünden dolayı” işten çıkarıldıklarını söylediler. Bu arkadaşlarımız öyle bir aylık iki aylık işçiler değil, 20 aydır burada emek veren arkadaşlarımız. Adamların yıllık izinleri geldi. Adamlar bugüne kadar verilen hiçbir görevi yarıda bırakmadan gece-gündüz mesai saatinden sonrad a olsa işini yapıp teslim eden arkadaşlarımız.



 



Biz de, “Bu arkadaşlarımızın performanslarında bir düşüklük yok. Bu arkadaşlarımızı işten çıkarıyorsanız biz de işe çıkmıyoruz” dedik. Bunun üzerine Tomurcuk şirketinin sahibi Hasan Aslan geldi ve bize “hepiniz sendikalı mısınız” diye sordu. Biz de “Evet, hepimiz sendikalıyız” dedik. Patron bunun üzerine, “Gece vardiyası olarak hepinizin işine son verdim, iş akdinizi feshettim” dedi. Biz de, “Bizim için sıkıntı yok, birimiz neysek hepimiz oyuz” dedik. Onun üzerine sendika başkanlarını aradık. 



 



Sendika başkanları geldi, burada gerekli görüşmeleri yaptılar. Tabii şirket sahibi sendika başkanlarına da biraz sert çıktı. Patron, “Ben çıkardığım arkadaşlarınızı geri almam. Haşa Allah olsa almam” dedi. Bunun üzerine kimse işe çıkmadı. Duyan süpürgeci arkadaşlarımız, 2-10 vardiyası, sabah vardiyası… tüm arkadaşlarımız geldi.



 



100 kişiyle başladık, 500 kişiyle devam ediyoruz. Şu şirket şuraya geldiğinden itibaren zaten hiç gününde maaş almadık. İki ay sonra yarım maaş, iki ay sonra yine yarım maaş ve bunun üzerine bugün 62. gün biz yeni maaş aldık.



 



Alınteri: Sıkıntı sadece ücretlerin geç yatması mıydı? Arkadaşlarınızın çıkarılması mıydı? Yoksa çalışma koşullarınızın ağırlığı mıydı?



Temizlik işçisi: Çalışma koşullarımız çok kötü. Biz 6-3 vardiyası olarak çalışıyoruz ama bize imza attırırken 7 saat 45 dakika üzerinden imza attırdılar. Kanuni olarak 8 saat çalışacak ve evimize gidecektik. Ama bu zamanla 9 saat oldu. İkiye kadar bölgede duracağız, geleceğiz şantiyeye, arabamızı yıkayacağız, 3’e-4’e kadar servis bekleyeceğiz. Bu esnada çavuşlar yan gelip yatıyorlar şantiyede. 1,5′tan sonra bölgelere turlamaya çıkıyorlar, kaçak çöpler dökülüyor ve bu çöpleri görünce arkadaşları saat 3’te tekrar bölgeye gönderiyorlar.



 



Normalde 8 saat çalışmamız gerekirken çoğu günler 10 saat çalıştık, 11 saat çalıştık ama bunun karşılığında hiçbir şey alamadık. Ne bir fazla mesai verildi ne bir teşekkür edildi. Bunlarla ilişkili bir şeyler sorduğumuzda amirlere, bizi tehdit ediyorlar.



 



Alınteri: Direnişin başladığı gece buradaydık. Çok arkadaşla konuştuk; çalışırken malzemelerinizi kendiniz alıyormuşsunuz?

Temizlik işçisi: Evet, evet. Geliyoruz akşam bize diyor ki, “Falan sokakta konteynerin dibi süpürülmemiş. Bavunma yaz!” Biz de diyoruz ki, “Şirket olarak siz bize 20 ay önce bir tane fırça verdiniz, üstünden iki sene geçti.” “Öyle bir şey yok, nalbur orada. Cebinizden alacaksanız temizleyeceksiniz…” Bize dediği kelime bu!



 





 



Alınteri: Mesai bittikten sonra şantiye geliyorsunuz, normalde şantiyede elinizi yüzünüzü yıkamanız ve duşunuzu alabilmeniz gerekir, bu imkânlardan yararlanabiliyor musunuz?



Temizlik işçisi: Yok! Öyle bir şansınız yok! Şantiyemizde ne bir lavabomuz var ne bir tuvaletimiz var ne de tuvalete girip çıktıktan sonra elinizi yıkama durumunuz var. Çöp işi yapıyoruz. Verdikleri eldivenler piyasanın en kötü eldivenleri. Bugün akşam veriyorlar takıyorsun paramparça oluyor. Ertesi gün gidip eldiven istiyorsun, “Burada öyle her gün eldiven yok” diyorlar. Burada eldiven 15 günde bir veriliyor. Haliyle elini yıkamaya gidiyorsun suyu açıyorsun ama sabun yok…



 



Alınteri: Çayınız, suyunuz, yemeğiniz?..

Temizlik işçisi: Hiçbir şeyimiz yok. Kış boyunca yağmurda, karda, ayazda ve dışarda bekledik. Lokal yıkıldı yenisini yaptılar ama kimse bize burada duracaksınız demedi. Bizler o soğukta, o yağmurda, o kışta odun yaktık etrafında ısındık. Önümüzü ısıttıysak arkamız ısınmadı. Arkamızı ısıttıysak yanımız üşüdü. Bir zaman sonra onu da yasakladılar. Neymiş, yeni yapılan inşaatın duvarları is oluyormuş. Gerekçeleri bu. Bunu defalarca kez dile getirdik. Bugün yarın-bugün yarın 6 ay geçti, hala kafamızı sokacak bir yer göstermediler. 50 tane elbise dolabı var, 500 tane personel çalışıyor. Bir dolabı 30 kişi kullanıyor. Kimisinin dolabı yok elbiselerini dolapların üstüne atıyor. Geceli gündüzlü karma karışık.



 



Alınteri: İçme suyunu nasıl hallediyorsunuz?

Temizlik işçisi: Herkes cebinden alıyor. Ben görmedim bu şirketin bir gün şuraya damacana koyup da ‘alın kardeşim şu damacana sizlere ait’ dediğini.



 



Alınteri: Son bir soru soracağım size, işten atılan arkadaşlarınız için 3 gündür iş bırakma eylemi yaptınız, ücretleriniz de yatıyor, işten atılan arkadaşlarınızın alınıp alınmayacağı henüz belli değil ve siz işbaşı yapacaksınız. Koşullarınızın düzeltilmesi için de mücadele edecek misiniz?

Temizlik işçisi: Bu mücadelemiz sonuç alana kadar devam edecek. Sendika başkanlarımız söyledi, gerekli mercilerden evraklarımız geldikten sonra her şeyimiz yapılacak. Biz içerde mücadeleye devam edeceğiz. Biz bu saatten sonra bu yoldan dönmeyiz. Handan başkanın gözünde bu kadar insan mı önemli yoksa sadece Tomurcuk mu…



 



Alınteri: Handan başkanın dün buraya gelip konuşması hakkında ne düşüyorsunuz?

Temizlik işçisi: Ben CHP’li birisi olarak yakıştıramadım. Biz Handan başkanın gelip, ‘arkadaşlar işten çıkarılan arkadaşlarınızı alacağız, sendikanız da kabulümdür, hayırlı olsun’ demesini isterdim. O zaman biz onu omuzlarımızda şantiye kadar taşırdık. Ama Handan başkan buraya bizi tehdit etmek için geldi! Neymiş, en yüksek maaşı veriyormuş!.. 1.900 lira maaş alıyoruz. 700 lirası yol-yemek parası, 1.200 lira para kalıyor. Çayı cebimden alıyorum, suyu cebimden alıyorum, yemeği cebimden yiyorum işe kendi arabamla gidip geliyorum. Nerede bu 1.900 lira maaş? Yalan söylemesinler. Maaş bordroları burada. Ben mesai yapmışım, bir günlük mesai ücretim 70 küsur milyona tekabül ediyor. Ama bize verilen mesai 37 milyon lira. Diğer 37 milyon nereye gidiyor?



 



Alınteri: Şantiyenin içinde yaşadığınız sıkıntılar bunlar. Sokakta neler yaşıyorsunuz?

Temizlik işçisi: Çok şeyle karşılaştık. İtildik, kakıldık, tehdit edildik; özellikle sendika çalışmasından dolayı arkadaşlarımız odalara çekildi silahlarla tehdit edildi. Ölümle tehdit edildi. Bunlara ait tüm belgeler elimizde var. Beni çağırmadılar ama yanımızda arkadaşlarımızı çağırdılar.



 



Çöp toplarken de çok sıkıntı çekiyoruz. Bunu da dile getirdik. Bizi saat tam 6’da işe çıkarıyorlar, “İşe çıkacaksınız bu çöp alınacak” diyorlar ve o saatlerde okul servisleri olsun, iş servisleri olsun hepsi sokaklarda olduğu için milletle biz yüz göz oluyoruz. Millet bize küfrediyor, millet bizimle kavga ediyor. Bunları amirlere söylediğimizde ‘bir şey olmaz’ diyorlar. Burada kaç arkadaşımızı dövmeye çalıştılar. Bize bir şey olsa da bu şirketten kimse bizim arkamızda durmuyor. Gelip hiçbir şeye müdahale etmiyorlar. Şoför arkadaşlar kaza yapıyor, gelip ona bile yardımcı olmuyorlar. Kazada sen suçluysan senden kesiyorlar. Çöp alırken kepçenin takozu kırılıyor, iki gün sonra odaya çağırıyorlar, kâğıt imzalatıyorlar Aybaşında 300 milyon para vereceksiniz! Şoför arkadaşın önüne aniden çocuk çıkıyor, zoraki fren yapmak zorunda kalıyor makas kırılıyor şoföre “300 lira makas parası vereceksin” diyor. Biz bu şartlar altında çalışıyoruz.