Sadece insanca yaşamak istiyoruz; çalışmak, insan muamelesi görmek, bütün haklarımızın verilmesini istiyoruz
Avcılar Belediyesi’ne bağlı taşeron firma Tomurcuk’ta çalışırken sendikal örgütlenme yaptıkları için işten atılan işçilerden biriyle yaptığımız röportajda çalışma koşullarını, örgütlenmelerini ve kazanımla sonuçlanan üç günlük iş bırakma eylemi üzerine konuştuk:
Alınteri: 22 gündür direniştesiniz. 3 gün süren iş bırakma eyleminiz kazanımla sonuçlandı. Bunun buraya, direniş çadırına yansıması oldu mu?
Direnişçi: Önceden buraya desteğe gelmeyen iş arkadaşlarımız şimdi rahat bir şekilde geliyorlar. Siz de bizim yanımızda olduğunuz için görüyorsunuz zaten. Öncekinden daha kalabalık, daha güçlüyüz. Direnişimiz de zafere ulaşana kadar direnişe devam edeceğiz.
Alınteri: Örgütlenme ihtiyacı nasıl doğdu?
Direnişçi: İlk defa sendikal örgütlenme içindeyim. Öncelikle bizim ücretlerimiz 40-50-70 gündür ödenmedi. Haksız hakaretler, sorgu odalarına alınmalar, en küçük bir şeyde tehditler, bir çay bir sigara içtiğimiz için dünyanın tehditlerine maruz kalıyoruz.
Öte yandan bize verdikleri yağmurluklar bildiğiniz poşet. Yağmurun bir damlası düştüğü zaman olduğu gibi altındaki elbiselerimize geçiyor. Adı yağmurluk. Şiddetli yağmurlar olduğunda mecburen binaların yağmur vurmayan taraflarına çekilmek zorunda kalıyorduk. İster istemez böyle zamanlarda sigara yakıyoruz. Çavuşumuz ya da ustabaşımız gelip anında foto çekiyor ve o fotoları şantiyeye gönderiyor. Kendileri yağmurlu havalarda arabaların içinde gezerken biz ıslanmak zorunda kalıyoruz. Zaten şirket ayakkabı vermiyor. İnsanların çöpe bıraktığı giyilebilecek tarzda olan ayakkabıları alıp biz iş ayakkabısı olarak kullanıyoruz. Yoksa tepeden tırnağa sırılsıklam oluyoruz.
Baktık ki haksızlıkların, baskıların ardı arkası kesilmiyor, biz de örgütlenmeyi tercih ettik ve sendikaya üye olduk. Örgütlenme çalışmaları iyi gidiyordu; 100-150 sayısına ulaşmıştık ki böyle ilerlerken patronun yalakaları örgütlenmeyi taşerona bildirdiler. Örgütlenmeyi kimlerin yaptığını araştırdılar ve sorgusuz-sulasiz işten attılar.
Alınteri: Çalışırken kullandığınız malzemeler şirket tarafından temin edilmiyor mu?
Direnişçi: Şu an işçilerin kullanmış oldukları arabaların hepsi işçilerin kendi ceplerinden para ödeyerek aldıkları arabalar. Taşeron firmanın tek bir işçide bile arabası yoktur. Bize verdikleri sadece kullandığımız yeşil büyük araba var onu veriyorlar ama kürek vermiyorlar. Biz sokağı süpürüyoruz, çöp topluyoruz. Tozu, toprağı, izmaritleri kürek olmayınca neyle alacağız. Böyle olunca küreği kendi cebimizden almak zorunda kalıyoruz.
Alınteri: Peki siz bunları istediğiniz zaman ne diyorlar?
Direnişçi: Bizi bölgeye gönderirken bölge amirlerinin talimatı vardır. “kürek tarzı hiçbir şeyi ellerinde görmeyeceğiz” diyorlar. Görmeyecek de biz neyle temizlik yapacağız!..
Alınteri: Kendi yapmış oldukları kürekler derken neyi kastediyorsun?
Direnişçi: Biz plastik bidonlardan kesip süpürge saplarını geçirip kürek yapmıştık. Bunları görmeyeceklermiş elimizde, o zaman tozu, toprağı toplayabileceğimiz bir şey vermesi gerekiyor. Kullandığımız eldivenler ise sürekli süpürgey sürtündüğü için aşınıyor. En ucuz, kalitesiz, 75 kuruşluk eldivenlerden alıyorlar. Bunlar merdiven altında yapılan eldivenler, keza yağmurluklar da öyle, merdiven altı üretimi… Sabah 05:00’te işbaşı yapıyoruz, çay paydosumuz 09:00’da oluyordu. Çay saatine kadar eldivenlerin plastikleri yüzülmüş oluyor, eldivenin sadece bezi kalıyor. Yeri geliyor bebek pisliği, yeri geliyor çay falan aklınıza ne gelirse oluyor çöpte. Bunları alırken direkt elinize geçiyor eldivenler yıprandığı için. Kendi sağlığımızı korumamız için kendi cebimizden parasını verip almak zorunda kalıyoruz.
Alınteri: Bölgeyi bitirdikten sonra şantiyeye geldiğinizde temizlenmek için duş alma imkanınız var mı?
Direnişçi: Biz aslında en onurlu işi yapıyoruz. İnsanlar gecenin bir saatinde bilmem kaçıncı rüyasını görürken, gündüz kalktığında temiz bir ortamda yaşamlarına devam etsinler diye çalışıyoruz. Diğer cepheden baktığınızda, hem hakaret görüyoruz hem hiçbir sosyal hakkımız ve güvencemiz yok. Bırakın duş almayı, elimizi yıkamak için bile imkan yok. Ben süpürgeciyim işe gidip gelirken iş elbisesi üzerimizde oluyor. Çünkü üzerimizi değiştirebileceğimiz bir yerimiz bile yok. Şantiye içinde köpeklerin bile barınağı var ama bize üzerimizi değiştirebileceğimiz bir yer gösterilmiyor. Evleri uzak olan arkadaşlarımız münibüs veya otobüsle gidip gelirken koktukları için kötü bakanlar bile oluyor. Bizden uzak oturmaya çalışanlar da oluyor. Bizler bunu fark ediyoruz. Ama imkanımız yok ki üzerimizi değiştirelim.
Alınteri: Talepleriniz nelerdir?
Direnişçi: Sadece insanca yaşamak, çalışmak, insan muamelesi görmek, bütün haklarımızın verilmesi. İki günlük rapor aldığımızda 4 günlük ücretimiz kesiliyor. Ya da acil bir işin çıktı bir gün işe gelmedin, iki günlük ücretimiz kesiliyor. Bayramlarda herkes tatil yaparken bizler zorunlu çalıştırılıyoruz. Sözde mesai verecekler, 15-20, taş çatlasın 30 Lira. Mesela önümüz Ramazan Bayramı; 3 gün mesai var diyorlar, sadece iki gününü öderler, bir gününü keserler. Sorduğumuz zaman direkt tehdit ediliyoruz “Ya çalışırsın ya da gidersin” diye. Biz işimizi seviyoruz. Çalışmak istiyoruz. Ama bütün sosyal haklarımızın verilmesini istiyoruz.
Alınteri: Sen Muşlusun, Kürtsün. Bu konuda bir sıkıntı yaşadın mı? Hiç.
Direnişçi: Ben şahsen hiç yaşamadım. Ama başka bölgelerdeki arkadaşların yaşadıklarını duydum.