Salı, 20 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)
Sinmişlik, umutsuzluk, hareketsizlik, güvensizlik bununla iç içe geçen tepki birikimi, çıkış arayışı... “Bir imza atsam ne olur?” kaygı-korku, konumuna güvensizlikten çıkıp “gücümüzü birleştirsek”, “kapılarına dayansak”la devam eden, toplamda bir yaptırım gücü olunabileceğine dair umut yeşermesine doğru geçişi sağlayan bir kıpırdanma…
“Alınterimle buradayım!” kampanya stantları, Avrupa’da emekçilerin yoğunlukla geçtiği bölgelerde kurulmaya devam ediyor. Köln‘de farklı semtlerde hafta da iki gün açılan imza ve bilgilendirme stantları Corwailler’den sonra geçen hafta Winerplatz’daydı bu hafta Kalk’ta kurulmaya başlandı. Stantlarda yaşananlardan birkaç kare…
CORWAİLLER
Yaşını başını almış, burada alınteri ve emek güçleri ile yaşamı varettikleri her hallerinden belli olan iki kişiye yanaşıyor kampanya aktivisti:
- Siz Ford‘da mı çalıştınız?
Deneyimin, mücadeleyle açılan yolların birikimi ve özgüveni yansıyor emekli işçilerden. Karşılıklı bilgi alışverişi ve hoş bir sohbetten sonra Ford direnişçileri anılarını tazeleyerek bildirilerini alıp imzalarını atıp ayrılıyorlar.
Bir grup genç yaklaşıyor aktiviste.
- Bu imzaları niye topluyorsunuz
- Geleceğimizi karartanlara karşı bir tavır geliştirmek için.
Gençliğin yaşadığı sorunlarla birleşik yapılan sohbetten sonra bu genç grubun hepsi imza atıyor. Muhatap alınmanın, kendilerinin birşeyler yapabileceğinin hissettirilmesi, gelecek belirsizliğinin yarılmasının onlara bağlı olduğunun duyumsanması ile gözler parlıyor. Bir umut filizleniyor bilinçlerde.
Bir işçi yanaşıyor standa. Metni okuyup atıyor imzasını. Kalite kontrolcülük yapan bir işçi.
- 67 yaş emeklilik sizi etkiliyor mu?
- Ondan hiç bahsetme.
- Neden kendinizi yaşlı mı hissettiniz?
- Hayır yarınımı düşünemiyorum. Yıllarca çalıştık, didindik. Maaşımızdan primler kesildi. Ölünce emekli olacağız. Kestikleri de yanlarına kar kalacak.

Bir grup standa doğru yaklaşırken, merhaba deyip kampanya anlatılıyor… Merakla dinliyorlar ve orta yaşlı biri söze atılıp, "
Biraz geç kalınmış bir çalışma, tabii ki destekleriz, imzalarımızı da atarız" deyip hemen imzalıyor. Arkasından oğlu olduğunu söyleyen genç de imzalıyor. Yanındakilere dönüp
"Sizler de imzalayın" diyor. Yaklaşık on dakika kampanyayı anlatırken baba-oğul da, imza atmaları için anladıkları kadarıyla bir yandan misafirlerine kampanyayı anlatıyorlar bir yandan da
“İmzalayın, adresinizi tam yazın!” diye uyarıda bulunuyorlar. En güzeli de, genç olan İranlı arkadaşına kampanyayı Almanca olarak anlatıp ondan da imzayı alınca aktivistlere dönüp,
“Biz de bu kampanyaya böyle destek vermiş olalım, aynı zamanda sizlere teşekkür ederiz ki bizim sorunlarımıza böyle sahip çıkan birilerini görmek sevindirdi bizleri” deyip ayrılıyorlar…
WİNERPLATZ
Özellikle Türkiyeli göçmenlerin yoğun yaşadığı bu bölgede de stantlar yoğun ilgi gördü. İslam fobisinin kıskacında hareket eden bir Alman kadın yanaştı standa. Kampanyayı ve yapılmak isteneni dinledikten sonra medeniyetler çatışması yaygarasının bilincinde bıraktığı izlerle konuştu. Bunu kendi yaşamından örneklerle beslemeye çalıştı:
Biz burada kadın ve erkeklerin aynı havuzlara gitmesi için yılarca mücadele ettik. Şimdi Müslümanlar kadın ve erkekler için ayrı havuzlar istiyorlar. Kadınların gittiği yere erkekler gidemiyor, erkeklerin gittiği yere kadınlar. Bu kültüre sahip insanlarla birlikte yaşayamayız.
Burada, ırkçılığı kendince haklı gördüğü bu temel üzerine kurarak meşrulaştırmak isteyenlere karşı da bir mücadelenin zorunlu olduğu, yapay ayrım ve saflaşmaların insan psikolojisinde ve bilinçlerde yarattığı çarpılmalar açığa çıkıyor.

Burada büyümüş kırık Türkçe ile konuşan 25 yaşlarında bir genç yanaşıyor standa. Merakını gidermek istiyor. Kampanya aktivisti tarafından göçmenlerin
“asalaklar” demogojisi ile karşı karşıya olduğu sorunlar ve bunlar karşı yapılmak istenen anlatılıyor.
Bunlar alçaklar. Çalışmak istiyoruz iş vermiyorlar. İnsanları 1 euroluk işlere gönderiyorlar. Ben çalışıyorum ayda 800 euro alıyorum. Bunun yarısından fazlası kesintilerle alınıyor elimden. Geriye kalanlarla da nasıl geçineceğim. Tuzu kuru olanlar konuşuyor. Onlar anlamazlar bizim halimizden. Bizim birbirimize sahip çıkmamız gerek.
Yaşam koşullarının yarattığı basınç ve öfkeyle konuşuyor. Gittikçe daha fazla sıkıştırılan bu öfke birikimi, sistem ve onun saldırılarına karşı yöneldiği oranda kim tutar emekçileri…
SAVAŞ KARŞITI EYLEMDE!
Irak Savaşı’nın yıldönümü protesto eylemine kampanya bildirisi ve imza metni de götürüldü. Birçok kişiden imza alındı ve bildiri dağıtıldı. Özellikle bir grup türbanlı bayana eylemde kampanya anlatıldı. İmzalarını verdiler. Bununla yetinmeyerek yürüyüş başlayınca kortejdeki canlılıktan da etkilenerek
Yaşanacak Dünya kortejinde yürüdüler. Daha önceki savaş karşıtı eylemlerde tanışılan bir Alman da bu yürüşte tekrar aktivistlerle karşılaşınca hem kortejde yürüdü hem de imza metnini alarak öğretmen arkadaşlarına ve çevresine imzalatacağını söyledi. İki gün sonra bir mektup göndererek Almanca imza metninde birkaç düzeltme yapıp düşünce sorup metni tekrar istemesi kampanyayı sahiplenmeye bir göstergeydi.
KALK
Beşinci stant 19 Mart’ta göçmenlerin yoğun yaşadıkları Kalk semtindeydi. Gençler özellikle
“eğitimde ayrımcılığa son verilmesine dönük kampanya talebini desteklediklerini ve insanca yaşam koşullarının sağlanması gerekliliği üzerinde ne yapılması gerekiyorsa yapmalı” tarzında düşünce belirterek kampanyanın arkasında olduklarını söylediler.
Yaklaşık iki saat boyunca yaygın bildiri dağıtıldı ve imza toplandı. Aynı zamanda Yaşanacak Dünya Gazetesinin satışları yapıldı. Standa daha çok bunlar ne yapıyor diye merak edip gelenlere Almanca ve Türkçe açıklamalar yapılıp imzalar alındı.
İmza toplarken kampanya aktivistleri emekli olan bir grupla konuşup kampanyayı anlatırken, biri hemen söze atılıp; geldikleri dönemle şimdiki dönemi karşılaştırıp nasıl kötü koşullarda çalıştıklarını, şimdi ise artık o koşulları çocuklarının dahi yaşayamadıklarını söylemesine rağmen imza atmayacağını söyledi. Neden diye sorulduğunda;
- Sadece imzayla nereye varılır? Farklı şeyler yapmak gerekir.
- Mesela ne?
- Ne bileyim bilseydim yapardım şimdiye kadar.
Bunun üzerine kampanya broşürü verildi, üzerine sohbet edildi. İmzalamam demelerine rağmen hepsi imzalarını attılar. Daha fazlasını yapmak gerektiğinin bilinciyle...