Fransa'da seçimler

Fransa cumhurbaşkalığı seçimlerinde burjuvazinin hesaplarını emekçiler bozabilir.

DÜNYA
Pazar, 25 Mart 2007 (19 yıl 7 ay önce)

22 Nisan 2007'de yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimleri, Fransa'nın iç ve uluslararası alanda izleyeceği politikaları belirlemesi anlamında çok önemli.

Seçimler daha çok merkez sağı temsil eden Halk Hareket Birliği (UMP) adayı Sarkozy ve Sosyalist Parti adayı Royal arasında geçecekmiş gibi gözükmekle birlikte, Demokrasi İçin Birlik Partisi adayı Bayrou mevcut politik dengeleri etkiliyor.

Göçmenler seçim propagansasının en önemli figürlerinden biri. Sarkozy, 2005 yılında yaptığı bir açıklamada, "göçmenlerin en az yüzde 70’nin ülkesine gönderileceğini" belirtmişti. Seçim propagandasında ise “Fransa’nın kaliteli ve nitelikli iş gücüne dayanan göçmenlere ihtiyacı olduğunu” sık sık vurgulamaktadır. Sarkozy ile faşist ‘Ulusal Cephe’nin savunduğu "göçmenlik politikası" hemen hemen birbirinin aynısıdır.

Sarkozy; Fransa tekelci kapitalizminin neoliberal saldırı politikalarında yeterince yol alamaması, direnişlerin duvarına sık sık toslamasını seçim propagansasının başlıca malzemesi yapıyor. Bu yolun Fransa emekçilerine takılmadan düzlenemeyeceğini iyi bilen Sarkozy ve şürekası baskıcı ve faşizan tedbirlerin artırılmasını savunuyor.

Devletin bu günkü yapısı küresel kapitalist sisteme uygun değilmiş, değişim kaçınılmazmış!
Bunun için ne mi yapılmalıymış? Devlet üst düzeyde merkezileşmeli; ulusal güvenlik konseyi kurulmalı, ordunun savaş kapasitesi artırılmalı, polisin yetkileri artırılmalıymış. Sarkozy'nin devlet reformu dediği şey budur. Faşizan politik savunu ve değerlendirmeleriyle Le Pen'in taklidi Sarkoz en son "Göçmen ve Milli Kimlik Bakanlığı" kurulacağını açıkladı.

UMP hükümetinin uygulamaya koymak istediği ancak Fransa emekçilerinin geri çektirdiği; Sosyal Güvenlik, Kamu Kuruluşları ve Hizmetleri, Hastaneler, Milli Eğitim, Sosyal Konutlar ve Emeklilik, Sosyal Haklara İş Yasası, Toplu Sözleşmeler, CPE gibi yasalar yeniden çıkartacağını alenen ilan etmektedir. Bu durum, söz konusu yasalara karşı olduğunu sürekli vurgulayan ve sendikaların desteğini almaya başlayan Royal için önemli bir avantaj oluşturuyor. Göçmenlere yönelik uygulamaya koyduğu politikalar üzerinde oy toplamaya çalışan Sarkozy'nin, Royal’a göre daha avantajlı bir konumda olduğu ise bir gerçektir.

Seçimin diğer favorileri olarak görülen Royal ve Bayrou’nun politikalarındaki tutarsızlıklara gelirsek; Komünist Partisi adayı Marie-George Buffet, Sarkozy'nin savunduğu "Göçmen ve Milli Kimlik Bakanliğı" açıklamasını "Irkçılara hizmet eden Vichy hükümetini anımsatıyor” derken, Royal ve Baryou, Sarkozy’nin bu açıklamasını çizmeyi aşma olarak değerlendirdi. Gel gelelim "Fransa’nın askeri gücünün artırılarak uluslararası alanda daha etkin bir konuma gelmesi" konusunda ise Sarkozy ile aynı korodan konuşuyorlar.

Burjuva partilerinin savunuları arasındaki fark nüanslardan kaynaklandığı için, sık sık söylemler ve oynanan taban birbirine karışmaktadır. Zira cumhurbaşkanlığını kim alırsa alsın, Fransız burjuvazisinin istemleri doğrultusunda politikalar izlemek zorundadır. Asıl sorun karşılarında görecekleri direniştir. Bunu deneyimleriyle bilen burjuva partileri manevralarını buna göre ayarlamaktadır.

Royal'in geleneksel ‘Fransız sol’u ile arasına çok açık bir çizgi çekmesi, Komünist Partisi, Lutte Ouvirer, Yeşiller, LCR vb. çevrelerle seçim ittifakına girmeyeceğini açıklaması, geleneksel sağdan oy alma hesapları yapmasıdan kaynaklıdır.

Hem Sarkozy'nin partisinden, hem de Sosyalist Parti’den bir kısım klikler "Sarkozy’nin Fransa’nın geleneksel politikalarında yapmayı düşündüğü değişikliklerin, iç politikada ciddi sorunlara yol açacağı, ‘radikalizmi’ güçlendireceği" endişesiyle, "Royal’ın da devlet yönetme kapasitesinde sorunlar olabileceği" gerekçesiyle dolaylı olarak Baryou’yu desteklemektedirler.

Baryou’nun bugünkü konjektürel durum nedeniyle, bir anda ön plana çıkarak 3. sıraya yerleşmesinin nedeni birazda budur.

Politik manevraları belirleyen Fransa emekçileri, yapılan hesapları bozmasını da bilecektir. Perşembenin gelişini anlamak için, geçmiş çarşambalara, direnişlerle burjuvazinin politikalarının püskürtülmesine bakmak yeterlidir!