2006'da sendikal barikatları yıkan İran proletaryası 1 Mayıs'ı tabandan örgütlüyor.
İran'da geçen yıl 1 Mayıs gösterileri, İran işçi sınıfı hareketinde ileri bir adım ve dönemeç noktası oldu. En başta 1 Mayıs, devlet güdümlü “İşçi Meclisi”nin salon toplantılarının zincirini kırdı.
“İşçi Meclisi”nin kaynayan tabanı, gelişen ve sertleşen grev ve direnişlerin basıncıyla yıllardan sonra ilk kez alanlara ve sokaklara çıktı. Hem de ne çıkış! Tahran'da tam 100 bin işçinin miting ve gösterileriyle, bir çok sanayi bölgesinde yasa dışı gösterilerle!
İran'da 2006 1 Mayıs'ı, İran işçi sınıfının yeniden tarih sahnesinde kendini hissettirdiği, gücünü ve mücadele istekliliğini gösterdiği gün olmakla kalmadı. Aynı zamanda, 1 Mayıs'taki büyük işçi gösterilerinin kitleselliğinden, coşkusu ve öfkesinden, mücadele istekliliğinden güç alan yeni öncü işçi örgütlülüklerinin doğmasına da yol açtı.
Örneğin 2006 1 Mayıs'ının ortaya çıkardığı mücadele dinamikleri içerisinden biraraya gelen “bir grup genç öncü işçi”nin oluşturduğu bağımsız mücadele ve örgütlenme platformu, “İşçilerin Eylem Komitesi” bunlardan biriydi. Bu işçi platformu, internette yayınladıkları kuruluş bildirgesinde, esinlerini İran işçi sınıfının 2006 1 Mayıs'ındaki kitlesel mücadele coşkusu ve istekliliğinden aldıklarını açıkça belirtiyorlar.
Peki, öncü işçilerin gücünü ve cesaretini artıran 2006 1 Mayıs'ı nasıl gerçekleşmişti?
Devlet güdümlü sarı “İşçi Meclisi” bürokratları, İran işçi sınıfının artan basıncı ve mücadele istekliliğiyle 1 Mayıs'ı artık salonlara hapsedemeyeceklerini anladılar. Nitekim bir önceki 1 Mayıs'ta, bir çok işçi grubu salona tıkılmayı reddetmiş yasa dışı gösteriler yapmış, salondaki kutlamalarda da olaylar çıkmış, salondan çıkan işçi grupları yürüyüşler yapmıştı.
Taktik değiştiren sendika bürokratları, bu kez alanda işçileri yatıştırmaya, devlet politikalarına yedeklemeye çalışacaklardı. Ancak mitingin yapılacağı Taleghani caddesi ve meydanını sabahın erken saatlerinde dolduran 100 bin işçi bu oyunu da boşa çıkardı. “Filistin'i istirmar etmeyi bırak, bizim için bir şeyler yap”, “Fransa'ya bak, harekete geç” sloganlarıyla, kürsüdeki “İşçi Meclisi” bürokratlarından Muhammed Sadeghi'yi konuşturmadı.
İşçilerin sloganları ve alana getirdikleri büyük davullardan sesini duyuramayan Sadeghi süklüm püklüm kürsüyü terketti. İşçiler, kürsüden atılan dinsel duyguları istismar eden ve “Nükleer enerji hakkımız” gibi devlet sloganlarını atmayı reddettiler. Bir grup işçi kürsüye yüklenip, tırmanmaya çalışınca sendika bürokratları “Güvenlik kuvveti kardeşlerimiz onları durdursun” diye polise sığınırken, alandaki işçiler “Başkan yırtınma, istifa et” diye gürledi. Alandaki öfkeyi zaptedemiyen bürokratlar, alelacele mitingin bittiğini ilan ettiler.
Bunun üzerine işçiler, alınbandlarındaki “Grev hakkı”, “Örgütlenme hakkı” yazılarıyla, “Geçici sözleşmelere son!”, “İş istiyoruz, İş güvencesi istiyoruz!”, “Birleşin, birleşin, işçiler birleşin!” slogan ve pankartlarıyla Taleghani Caddesi'nden yürüyüşe geçtiler. “İşçi Meclisi” bürokratlarının çabası işçileri durduramadı.
Polisin müdahalesi karşısında arbede çıktı ve direnen işçiler polisi geri çekilmeye zorladılar. Taleghani Caddesi “Cezaevindeki işçiler serbest bırakılsın!”, “Örgütlenmek Hakkımız!” sloganlarıyla inledi. İşçiler gösteriler sırasında devlet güdümlü medyanın çekim yapmasına da izin vermediler ve kameramanlara saldırdılar.
Gösterilerin başını Kom bölgesindeki grev ve direnişlerden gelen öfkeli işçi grupları çekiyordu. Filistin Meydanı'na kadar devam eden işçi yürüşü, burada tekrar asker ve polis ile karşı karşıya geldikten sonra ancak dağıldı.