Pazartesi, 16 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)
YAŞANACAK DÜNYA
Avrupa baharı oldukça hareketli karşıladı.
Almanya’da Hamburg liman işçilerinin aylardır sürdürdükleri kararlı direniş işçiler lehine sonuçlandı.
Direniş kentin bütününe, oradan da Avrupa’nın başka ülkelerine yayılarak etki alanını genişletmiş, sınıf dayanışmasının halkalarını birbirine eklemekteki başarıdan beslenmişti.
Dünyanın iki büyük uçak tekelinden biri olan Airbus tekelinin 10 bin işçiyi sokağa atmayı hesapladığı Power 8 isimli programına karşı tüm Avrupa’daki Airbus işçileri kararlı ve birleşik bir eylem dalgası başlattılar.
Emekçilere unutturulmaya çalışılan dayanışma ve ortak çıkarlar etrafında kenetlenme davranışının anlamlı tezahürleri vardı her iki eylemde de!
Sermayenin işçi ve emekçileri her türlü toplumsal ve sınıfsal çıkardan arındırarak, “kendini kurtarma” yarışına sokma, onursuzlaştırma hevesine indirilmiş anlamlı birer tokat oldular!
Umut burada!
Ardından
Fransa’da emeğin kardeşliğini ve duyarlılığını ifade eden çok anlamlı bir gelişme yaşandı!
Torununu okuldan almak için bekleyen ve oturum izni olmayan Çinli bir göçmen polis tarafından gözaltına alınmak istenmişti. Diğer veliler ve öğretmenler polisle çatışmayı da göze alarak gözaltını engellemeye çalışmışlardı.
İçinde çocukların da olduğu kitleye polis gaz bombaları ile saldırmış ve okul müdiresi Valerie Boukobza’yı da 7 saat gözaltında tutarak, sonrasında hakkında soruşturma açmıştı.
Olayın hemen ardından öğretmen sendikaları protesto amacı ve soruşturmanın geri çekilmesi talebi ile 30 Mart’ta tüm öğretmenleri greve çağırdı. Yüksek katılımla gerçekleşen grev ve 2 bin kişinin katıldığı yürüyüşle Parisli emekçiler tarihe anlamlı bir şerh daha düştüler!
Bu olay sermayenin saldırılarının toplaştığı
göçmen politikaları ve yükseltilmeye çalışılan ırkçılığa, emekçilerin birbirlerine düşmanlaştırılarak düşkünleştirilmek istenmelerine karşı verilmiş yön çizici bir tavrın anlamlı bir fotoğrafıdır!
Aynı günlerde
Paris, Gare d’Nord’da yaşanan başka bir eylemle daha sarsıldı!
Metroya biletsiz binen göçmen gencin kontrolörler tarafından yakalandıktan sonra aşağılayıcı davranışlarla birlikte dövülmesi karşısında, garda bulunan insanlar tepki göstermiş, bu tepki giderek saatlere yayılan bir çatışmaya dönüşmüştü.
Aşağılayıcı yaklaşımlar karşısında birikmiş öfkenin bendini aşmasıydı yaşanan. Sermeyenin Sarkozy’de somutlaşan saldırgan tutumlarının emekçileri öyle kolay sindiremeyeceğini gösterdiği gibi,
birikmiş öfkenin yıkıcılığını da resmediyordu!
Ne kendilerine
“pislik” denilen göçmenler öyle kolay boyun eğeceklerdi, ne de Fransa şahsında yerli emekçiler kendi sınıfsal çıkarlarının somutlaştığı kardeşlik bayrağından kolayca vazgeçip,
ırkçılığın düşkünleştirici bayrağı altında toplanacaklardı.
İşte geleceğe dair umudu büyüteceğimiz damarlar buralardadır. Bize dayatılan düşkünleştirici teslimiyet ya da
“defolup ülkelerimize dönme!” ikilemini bu damara su verdiğimiz oranda aşabileceğiz!
Vermediğimizde… Evet, vermediğimizde kendi sınıf kardeşlerimizle aramızdaki köprüler uçurulacak!
Buralarda kalmamız giderek grev kırıcılığın kabulüne ya da yaşamın her alanında sinik bir teslimiyete razı olmaya varacak bir onursuzlaşma pahasına olacak.
Duruş yönümüz!
Hamburg, Airbus, Fransa’da yaşanan ve geleceğe dair önemli ipuçları sunan iki gelişme sürecin neresinde durmamız gerektiğini son derece çarpıcı çizgilerle gösteriyorlar!
Bizler bu alanlarda, bu damarlarda yürüyen yaşam suyunun bir parçası olacağız! Hep birlikte!
Kampanyamızı işçi eylemlerine, birikmiş ama yönsüz ve politik perspektiften yoksun patlamalara, okullara, semtlere, kısacası emekçilerin olduğu tüm alanlara taşıyacağız.
Fransa’da ardı ardına gelişen bu iki olay ya da
Sarkozy karşıtlığı temelinde oluşan tepkilerin kendi içinde giderek daha örgütlü bir karakter kazanması yürümemiz gereken hattı gösteriyor!
Tüm okurlarımızı
“Alınterimle Buradayım!” kampanyamızı bulundukları tüm alanlara taşımaya, oralarda büyütmeye çağırırken,
“Hep birlikte 1 Mayıs”a diyoruz!
1 Mayıs bizler için kampanyamızı daha geniş kesimlere taşımanın, o kesimlerle alanlarda buluşmanın platformudur!
Yaşanacak Dünya’nın tüm okurlarına çağrısı budur!