Yeltsin öldü!

Emperyalist kapitalizmin acı kaybı; eski SSCB devlet başkanı Boris Yeltsin öldü!

DÜNYA
Çarşamba, 25 Nisan 2007 (19 yıl 6 ay önce)

1991-1999 yılları arasında iki dönem Rusya Federasyonu ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nun Devlet Başkanlığı görevini yürüten Boris Yeltsin kalp krizi sonucu 76 yaşında öldü.

"Merhumu" nasıl bilirdik?! 19 Ağustos 1991 yılının Rusya’sı. O’nu dünya medyası, Gorbaçov‘un alaşağı edilmesi için düzenlenen askeri darbe ve sıkıyönetim ilan edilmesi sonrası, tankların üzerine çıkmış resmi ile flaşe etti.

"Darbecileri suçlu ve hain ilan ederek" ordu ve KGB içinde darbeye karşı çıkanların da yardımıyla Kremlin‘i karşı koyuşun üssü haline getirdi, Gorbaçov’un devlet başkanı olarak yeniden göreve dönmesini sağladı.

Onu tankların üzerine çıkartan, ne askeri bir darbenin püskürtülmesi gibi onurlu bir talepti, ne de Rusya halkının başka bir demokratik istemi.

1980‘ler sonrası ciddi bir ekonomik ve siyasal kriz içersine giren revizyonist SSCB‘nin "İktisadi reformlar" adı altında, tekelci devlet kapitalizminden, neoliberal politikalara geçişi, Rusya devletinin bu rotada faşizan yasalarla yeniden resterasyonu için revizyonist kliklerin kıran kırana kapışması, tankların üzerine çıkışın asli ögesiydi.

Yeltsin, bu krize çözüm arayışlarında; tekelci devlet kapitalizminden neoliberal politikalara son hızla geçişi tamamına erdirmeye çalışan devlet başkanlarından birisidir.

Revizyonizmin babalarından Brejnev 1982‘de öldüğünde SSCB zaten ciddi bir ekonomik gerileme içersindeydi. 1985 yılında fiyatlar yüzde 9.5, 1990‘da yüzde 29 fırlamıştı. Dış borç 80 milyar dolardı. Bu yıllarda revizyonist iktidar, vadesi gelmiş dış borçlarını ödeyemeyecek durumdaydı.

1980 sonrası kapışan kapitalist kliklerden birisi; Sovyet tekellerinin uluslararası pazarlarda hakim rolünü, sosyalizm maskesi ile sürdürmeye devam etmesi gerektiğini savunuyordu. Başını, SBKP Merkez Komitesi siyasi büro üyesi Yegor Ligaçov ve SSCB başkan yardımcısı Gennadi Yaneyev‘in çektiği bu klik "Muhafazakarlar" olarak anılıyordu.

İkinci klik; SSCB’nin uluslararası sermaye ile sıkı ilişki içersinde, "Perestroika -iktisadi yeniden yapılanma-, Sovyet toplumunun demokratikleştirilmesi, Glasnost -açıklık-, Serbest girişimcilik" sloganlarıyla krize çözüm arayışındaydı. Hakim konumlarını güçlendirmek için, sözde sosyalizm söylemlerinin de terk edilemesine kenetlenmişlerdi.

Öncelikle, Gorbaçov ve Yeltsin önderliğinde "Piyasa ekonomisine geçiş için plan" hazırlandı ve özelleştirmelere hız verildi. Moskova Şehir Konseyi kendi konut sektörünü özelleştirdi. Yeni bir fiyat sistemi uygulamaya sokuldu. Çıkartılan bir yasa ile, 1995 yılına kadar özelleştirmelerin yüzde 60-70‘inin bitirilmesi isteniyordu. Bunların sürtünmesiz hayata geçmesi, Sovyet proletaryasının direncini kıracak bir dizi faşizan yasa ile mümkün olabilirdi. Bunlarda devreye sokuldu.

Bunun Sovyet emekçilerine yansıması; 10 milyonu aşan işsiz, temel gıda maddelerinin karneye bağlanması oldu. Oysa sosyalist Sovyetler Birliği’nde daha 1930‘lu yıllarda, Stalin işsizliğin ortadan kaldırıldığını Sovyet emekçilerine müjdelemişti.

Sovyet proletaryası ve emekçilerini üzerindeki sömürünün daha da vahşileşmesi politikalarının, sosyalizme ideolojik saldırı ile birleştirilmesini rotasını, Gorbaçov‘un kendisinden dinlersek;

Tüm arzum komünizmi, tüm halk üzerindeki diktatörlüğü tasfiye etmekti. Beni bu misyonumda destekleyen ve teşvik eden karımdı. O bu görüşe benden önce ulaşmıştı.

Batıyı iyice tanıdıktan sonra kesin kararımı verdim. Tüm SBKP ve SSCB aygıtının yok edilmesi gerektiğine karar verdim. Aynı zamanda bunu diğer tüm sosyalist ülkelerde de yapmalıydım.

Benim idealim sosyal demokrasiye giden yoldu. Ancak bu sistem halka yararlı olabilir. Bu arayışı sonuna kadar götürmeye karar verdim. Benimle aynı görüşte olan Yakovlev ve Şevardnadze gibi bazı arkadaşlar buldum. Hepsi SSCB ve komünizmin dağıtılması işinde teşekkürü haketmişlerdir…

Komünizm belasını ortadan kaldırarak ABD ve eski SSCB’nin partnerler haline gelmesini sağlamak istedim. Bu ikisi dünyayı yönetecek iki ülke olabilirdi.

Demokrasiye giden yol uzun olacak, ama hızla ilerleniyor. Şimdi tüm dünya komünizmin son kalıntılarını temizlemeli!
(Mihail Gorbaçov’un 1995 yılında Türkiye ziyareti sırasında Ankara’da gazetecilerle yaptığı toplantıdan.)
Bütün bunlardan dolayı; Sovyet ve dünya proletaryası, Yeltsin‘i asla unutmayacak! O’nun yakasına yapışma şansını kaçırsa da, onun devamındakilerle, özellikle son süreçte yükselttiği direnişler dolayımı ile hesaplaşmasını sürdürüyor.