Pazartesi, 30 Nisan 2007 (19 yıl 1 ay önce)
Robert Naiman, 25 Nisan 2007 - CommonDreams.org / Alınteri.Net Çeviri Grubu
Eğer 23 Nisan Pazartesi günü «Şimdi Demokrasi»yi (Democracy Now) dinlediyseniz, aşağıda yazanı biliyorsunuzdur:
Aralarında İrlandalı Nobel Ödülü Adayı Mairead Manguire’in de olduğu bir grup, Cuma günü Ramallah yakınlarında bulunan Bil’in adındaki Filistin Köyünde hiçbir şiddet unsuru içermeyen «Apartheid Duvarı»na karşı yapılan gösteride İsrail askerleri tarafından vuruldu.
Ama eğer Şimdi Demokrasi’yi (Democracy Now) dinlemediyseniz, herhalde bunu bilmiyorsunuzdur.
Maguire, İsrail Ordusu’nun -ve bazı haber raporlarının- aldatıcı bir şekilde rapor ettikleri, "lastik kurşun" yani lastik tabakalı çelik bir kurşunla vuruldu. Bu Amerika Birleşik Devletleri’nde niçin "haber" olmadı?
New York Times, The Washington Post ya da Los Angeles Times gibi dergi ve haber kaynaklarının hiçbirisinin internet sitelerinde bu haberle ilgili en küçük bir bulguya, hatta basit bir hikayeye bile yer verilmedi.
(*)Filistin Direnişi’nin, Güney Afrika’daki Apartheid rejimine karşı "silahlı mücadele"de bulunan figürlerle ikna edici bir şekilde karşılaştırılırken telaffuz edilen isimlerdir
Filistinlilerin kaderlerinden dolayı, Filistin şiddetini desteklediklerinden ötürü, ve Gandi, King ya da Mandela
(*) gibi isimlerin mücadelesine benzetmeye çalışmadıkları için, Filistin Direnişi'ni başarısızlığa ittiğini düşünenler şimdi, Filistinlilerin şiddet içermeyen eylemlere giriştiklerinde ve sonucunda vahşi bir baskıya maruz kalmaları durumunda susuyorlar.
Filistinliler, ABD’nin öncü medyalarının nasıl olup da buna hiç yer vermediğini sürekli olarak kendilerine sormalılar.

Bu başarılı bir şiddetsiz yürüyüş stratejisinin bir önkoşulu değil midir? Bu insanlar onu aramıyorlar mı? Düşünün ki ABD. haber kuruluşları Güneydeki öğle yemeğinde yaşanan aksaklıkları, Freedom Rides’ı, ya da Montgomery otobüs boykotunu -ve oralarda yaşanan baskıyı- haber yapmıyorlar. Evers, Goodman, Schwerner, Chaney’nin ölümlerini, kimse bildirmezse ne olur? Bu gösteriler yine de etkin olur muydu?
ABD’nin İsrail Hükümeti’ne verdiği siyasal, diplomatik ve finansal desteklerini West Bank üzerinden sağlamaları bu politikaların devletlerin ötesinde sağlanmasının gerekliliği hakkında çok önemli bilgiler sağlar. Amerikalıların neler olup bittiğini bilmeye hakları yok mu?
Ve eğer bir Nobel Barış Ödülü Adayı şiddetsiz bir eylemde, ABD’li insanların ödediği vergilerle alınan silahlarla vuruluyorsa, bu haber değil midir?
Amerika’nın Ortadoğu’da nasıl anlaşıldığı üzerine inanılmaz bir mürekkep harcanıyor. ABD’nin adaletsiz politikalarının onun Ortadoğu’da anlaşılmasını nasıl etkileyeceği, ve bu politikaların bazılarının değişmesinin bu anlayışı değiştirebilme stratejisi olabileceği üzerine ise çok az mürekkep harcanıyor.
World Public Opinion.org’un (
Dünya Kamuoyu.org) son bulgusuna göre
her on Mısırlının dokuzu ABD’nin İslam’a karşı savaşta olduğu düşüncesinde, ve ABD’nin
"Bütün İslam ülkelerinde bulunan askeri üs ve güçlerini geri çekmeleri" istemindedirler.
ABD’nin Filistin politikası hikayenin tamamı olmamakla birlikte önemli bir kısmını olusturmaktadır. ABD’nin kısa vadede İsrail’i Filistinlilerle uluslararası mutabakat koşulu olan 1967 sınırlarına çekilmeye zorlayamazsa bile
en azından silahsız göstericileri vurmalarını durdurmasını bekleyemez miyiz? Ya da,
eğer bu büyük bir beklentiyse, en azından Nobel Barış Ödülü adaylarını vurmamalarını beklemek nasıl olur?
Çarşamba gecesi Bill Moyers PBS’de ABD medyasının Irak Savaşı öncesinde bizi nasıl yanlış yönlendirdiğini sorgulayacak. Belki Moyers ABD medyasının bizi Filistinlilere yönelik politikada da nasıl yanlış yönlendirdiğine bakabilir.