Alman devleti panikledi!

Büyük yürüyüşün ardından, göçmenler günü yürüyüşünde de yeni bir yenilgiyi tattılar!

DÜNYA
Salı, 5 Haziran 2007 (19 yıl 4 ay önce)

Büyük yürüyüşte estirilen devlet terörünün militan kitle direnişiyle püskürtülmesi, "sivil toplum örgütleri" ile el ele antiemperyalist direnişe çizilmeye çalışılan sınırları patlatmış oldu. Gösterileri devlet denetimi altına alma girişimleri dikişlerinden patlamıştı bir kere.

Bu saatten sonra her şey; devlet terörü, kitle manipülasyonu ve burjuva "demokrasi"si sınırlarında yasal kılıflarla gerçekleştirilen gözaltılar, mahkemelerin yapılma biçimleri, tutuklamalar iç içe geçen biçimlerde yürütüldü.

Kamuoyu üzerinde yaratmaya çalıştıkları yönlendirmeyle "olay çıkaran şiddet yanlısı gruplar", bunlar "protestocu değil terör yanlıları" gibi bildik geleneksel saldırıya geçtiler.

Tüm devlet erkanı ve sözcüleri basın, ağız birliği etmişçesine G8 şahsında kapitalizme karşı patlayan öfkeyi, toplumsal destekten yoksunlaştırıp boğmaya çalıştılar.

Emekçiler kardeşleşti


Fakat bunun tutmadığını 4 Haziran’da göçmenler günü vesilesiyle gerçekleştirilen eylemde gördük. Yürüyüşte 2 bin kişi kotası yarıldı. Farklı uluslardan ve göçmen örgütlerinden katılanlar, "Antifaşist Antiemperyalist Blok" hedef gösterilip otonom gruplarla eşitlendiler.

Çizilen bu çember karşı atakla boşa çıkartıldı. Organizasyonu gerçekleştirenlerle polis arasında yapılan pazarlıklar sonucu, anti-falar ve otonom gruplar bugüne kadar yapmadıkları bir şeyi yaptılar.

Devletin saldırı bahanesini ortadan kaldırmak için göçmen günü kapsamında farklı uluslardan emekçilerle dayanışma için yürüyüşlere geleneksel katılım biçimleriyle değil, yüzlerini açarak katıldılar.

anti G8Kamp alanlarından tüm G8 karşıtları, göçmenlere karşı mesafeli duranlar da eylem alanına aktılar. Emekçilerin kardeşleşmesini yansıtan bir tablo çıktı ortaya.

Kota yarıldı!


Yürüyüşün 2 bin kişi kotasını aşmış olması, ulaşım araçlarının ve tüm şehrin bloke edilmesine rağmen katılımın engellenememesi, bir biçimde gösterinin yapılmış olması polis içinde ve devlet erkanında çatlama yarattı. Gösteri alanında müdahaleden sorumlu "güvenlik yetkilisi" ile emniyet arasında gerginlik yaşandı.

Yürüyüşe yapılan pazarlıklar sonucu "izin" verilmiş olması, çizilen sınırların aşılmasına neden olduğu ve asıl olarak da zirvenin engellenmesine dönük girişimleri "cesaretlendirdiği" için devlet içinde bir panik havası yarattı.

Daha emperyalist zirve başlamadan, G8 karşıtı direnişi pasifize etmek için antifaşist militan kesimlere dönük gerçekleştirilen "önleyici güvenlik ve hapis" saldırıları aynı gün ülkenin bir çok kentinde izinsiz korsan gösterilerle yanıtlanmıştı. Devletin yaratmaya çalıştığı psikolojik baskılanma buradan yırtıldı ve bu yırtık 2 ve 4 Haziran eylemlerinde büyüdü.

Şimdi asıl hedef yırtığın zirvenin engellenmesi ile yerinden koparılması olacak. Attac gibi işbirlikçi örgütlerin "şiddet olayları"ndan dolayı özür dilemesi falan da kurtaramayacak onları. Kapitalist barbarlığa karşı militan direniş kazanacak!