Artık üzerime hiçbir giysi alamıyorum

Elbiselerin dikişleri ve modalarında, GERÇEK insan kanı vaadediyorlar...

KADIN
Perşembe, 5 Temmuz 2007 (19 yıl 3 ay önce)

Prof. Dr. Neşe ÖZGEN, Küresel dünyada konfeksiyon işçisi kadınlar

Artık üzerime hiçbir giysi alamıyorum. Tam hoşuma giden bir şeyi denemeye kalkıyorum; dikişlerine bakıyorum, dokumayı elliyorum, satıcıdan çekinmesem bir ucunu yakıp kumaşın dokusunu kontrol edeceğim; etiketini merak ediyorum, çeviriyorum: Artık neredeyse hiçbir etikette "Made in…." yazısı yok. Anlamı çok açık, bu giysiler bazı özel ve "ünlü" moda markalar için Pakistan’da, Hindistan’da, Endonezya’da fasonda diktirilmiş...

Adları olmayan kadın yüzleri zihnime doluşuyor. Gözlerimin önünde İngiltere’den ve Türkiye’den aynı manzaralar geçiyor: Havasız ve yoksul fason atelyeleri, solgun yüzlü her yaştan kadın; eğilmişler önlerindeki makinalara harıl harıl malı yetiştirmeye çalışıyorlar...

Bir yandan öte yana aktarılan gömlekler, pantolonlar, pamuklu iç giyim, dış giyim, deri, güderi, nakış, desen, havlu, çorap yığınları, ilk ütücüler, tek masa dikimler, yuvarlak masa kesimler, uzun sistem, bant tipi kesimler, terli yüzleri ile mutlaka erkek olan son ütücüler, son kontrol, overlokçular, paket servisi, yerlerde kurdeleler, aynı anda 50, 60, 80 havluya desen atan nakış makinalarının büyüsü, kumaş atıklar, pis muşamba masalı yemekhaneler, işverenin alımlı katalogları, bitmiş işler, gece elbiseleri, takım tayyörler, düzinelerle ve insana çığlık attıracak kadar güzel çocuk giysileri...

Elimdekileri tezgaha nasıl bırakacağımı, kendimi nasıl dışarı atacağımı bilemiyorum! ARTIK ÜZERİME HİÇ BİR ŞEY ALAMIYORUM!.