İstanbul Avrupa Yakası seçim faaliyet haberi için komunarca.org'a bağlanıyoruz
KOMÜNARCA
Cumartesi günü öğleden sonra İkitelli Köyiçi mahallesindeyiz. Köyiçi bir tarafında AYMAKOOP, bir tarafında Demirciler, bir tarafında İPKAS sanayi siteleriyle çevrili bir emekçi semti. Semtin içerisinde de konut yerleşimi dışında tekstil atölyeleri de bulunuyor.
İkitelli Köyiçi mahallesine bu haftaki ikinci gidişimizde yine gazetelerimiz, bildirimiz ve bu kez yeni olarak bir de seçim broşürümüz var elimizde. Bir yandan sokakta dolaşıp emekçilerin seçim nabzını tutuyor, bir yandan da tek tek evleri geziyoruz. Geçen gelişimizden bizi tanıyanların selamlarını alıyor, sohbet ediyoruz.
Gençler genel olarak bize daha ürkek yaklaşıyor, fikirlerini sezdirmemeye çalışarak konuşuyorlar. En çok duyduğumuz cümleler "Ben anlamam", "İlgilenmiyorum siyasetle" oluyor. Biraz daha didikleyince o kadar da ilgisiz olmadıklarını ele veriyorlar. Gençlerde işsizliğin basıncı hemen kendini hissettiriyor ancak yine de netleşmiş bir fikirleri yok. Kahveye girerek gazetemizi anlatıp seçimlerden bahsediyoruz.
Ev gezmelerinde daha çok emekçi kadınlarla karşılaşıyoruz. Semtteki kadınlar arasında okur-yazarlık oranı oldukça düşük, bu soruna da "geçici" bir çözüm buluyoruz: Çocuklar. Mahalle içerisinde hiç peşimizi bırakmayan çocuklar, emekçi kadınlara gazetemizi ve bildirilerimizi okumaya hemen gönüllü oluyorlar. "O-yu-na gel-me, oy ver-me!"; yüksek telden çocuk sesleriyle bildirilerimiz okunuyor. Emekçi kadınların büyük çoğunluğu ev eksenli çalışıyor. "İşçi gazetesi Alınteri" dediğimiz zaman önce üzerlerine alınmıyorlar, "Ben işçi değilim ki". Önce işçi olduklarına ikna ediyoruz sonra seçim ve geçim sıkıntısı üzerine sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Semtteki emekçi kadınların çoğunluğu kölece yaşam konusunda eşlerinden daha dertli olmalarına ve içgüdüsel olarak seçimlerde bir çare görmemelerine rağmen son kertede "Eşim ne derse o olur" diyerek birlikte oy vereceklerini söylüyorlar.
Cumartesi günü ve öğleden sonra olmasından kaynaklı çalışan erkekleri de evde ya da sokakta bulabiliyoruz. Semt bileşiminin ağırlıklı bir kesimi çevredeki sanayi sitelerinde ve semt içindeki tekstil atölyelerinde çalışıyor. Geri kalanı ise işsiz. Seçim çalışmalarımız sırasında çevre sanayi sitelerine de defalarca gitmiş olduğumuz için çalışma koşullarından haberdarız. Sohbetlerimizde çoğu işçi seçimler konusunda fikrinin sorulmasına çekinceli yaklaşıyor ve genellikle doğrudan fikirlerini söylemiyor. Ancak bizim herhangi bir partiye oy istemediğimizi anladıkları zaman daha rahat konuşmaya, hiçbirinin işçiler yararına bir şey yapmadığını, çalışma koşullarının ne kadar kötü olduğunu anlatmaya başlıyorlar. Tüm bunlara rağmen birçoğu sözünü "İnşallah sandıktan hayırlısı çıkar" diyerek bağlıyor. "Bir tanecik oyum var" diyerek bunun boşa gitmesini istemediğini söyleyenler çoğunlukta.
Girdiğimiz bir evde de bağımsız Kürt adaylarla ilgili bir tartışma oluyor. "Ben düzen partilerine vermeyeceğim, bağımsızlara vereceğim" diyerek onlardan umutlu olduğunu belirten bir emekçiyle uzun uzun ulusal sorun üzerine ve kurtuluşun liberal parlamentarist beklentilerde değil sınıf savaşımında olduğu üzerine konuşuyoruz.
İkitelli Köyiçi'nde emekçilerin gözünde emekçi sezgileriyle teşhir olmuş olan düzen partileri, herşeye rağmen güçlü bir alternatif görünür olmadığı oranda "seçilmeye" devam ediyor. İşçiler olarak kurtuluşumuzun ancak ve ancak kendi ellerimizde olduğunu somut adımlarımızla (kurultaylarımızla, öncü işçi kurullarımızla) birlikte örmemiz, önümüzdeki süreçte çok daha yakıcı bir şekilde kendisini dayatıyor.