YÖK tepsisinde sermayeye

Eğitim-Sen'liler, üniversiteler üzerindeki burjuva örümcek ağlarını parçalamaya çağırdı

GENÇLİK
Perşembe, 4 Ekim 2007 (18 yıl 8 ay önce)

Eğitim-Sen İstanbul 6 No'lu Üniversiteler Şubesi akademik yılın açılışı nedeniyle üniversitelerde yaşanan sorunlara ilişkin bir basın açıklaması düzenledi.

İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüs Ana Kapı önünde gerçekleştirilen açıklamada, üniversitelerin piyasanın ihtiyaçlarına teslim edilerek bir nevi meslek okullarına dönüştürülmesi eleştirilip, bilimsel - özerk - demokratik üniversite talebi savunuldu.

Yükseköğretimi piyasaya bağımlı kılarak, bilimsellik ilkesini zedeleyen mekanizma ve uygulamaların teşhir edildiği basın açıklamasında yapılan ana vurgular şöyleydi:

Siyasal yönelimler


Üniversitelerde yaşanan sorunlar yumağının büyük kısmı maddi olanaksızlıklardan ziyade bizzat yükseköğretime dair benimsenen politikaların sonucudur. Onyıllardır bir devlet siyaseti olarak üniversitelerin hükümetler ve piyasalardan özerkliğine saldırılmaktadır.

Son anayasa tartışmalarının da gösterdiği gerçek, üniversitelerin artık sermaye sınıfının farklı kesimleri arasındaki kayıkçı kavgasının aktörü ve zemini haline geldiğidir.

Sermaye kesimleri arasındaki kavganın ortaklaştığı nokta ise bilimsel, özerk, demokratik üniversite idealidir. Bu ideal kaybedilirse geriye kalan sadece meslek diploması pazarlayan kurumlar/şirketler olacaktır.

Ücret politikaları


Üniversiteleri piyasaya bağımlılaştırmanın en önemli araçlarından biri de uygulanan ücret politikalarıdır.

Özellikle alt basamaklarda bulunan araştırma görevlilerinin gelirleri bırakalım bilimsel çalışma sürdürmeyi, kendilerini geçindirmeye el vermiyecek ölçüde düşüktür. Böylece genç akademisyenler daha mesleklerinin baharında piyasaya çalışmaya, proje fon kovalamaya teşvik edilmekte; dolayısıyla proje ve fon kaynaklarını elinde tutanların belirlediği sınırlar dahilinde düşünmeye alıştırılmaktadır.

Sonuçta ortaya çıkan şipariş üzerine bilgi üretimidir. Üniversitelerde dolayısıyla ticarethane...

Eğitim-Sen iş güvencesi

Çalıştırma politikaları


Üniversitelerde bilimselliğin kırıntılarını dahi süpüren bir diğer olgu da sözleşmeli çalışma biçimlerinin yani güvencesizliğin yaygınlaştırılmasıdır.

Güvencesiz istihdam biçimleri başka alanlarda işçileri nasıl ki patronların inayetine daha da bağımlı hale getirmekteyse, üniversitelerde de bilhassa akademik kadrolarda yükselmenin daha keyfi bir hale gelmesine, özellikle araştırma görevlilerini kişiliksizleştirerek hocalarının kopyaları haline gelmelerine yol açmaktadır.

İdari çalışanlar da her gün daha fazla iş yükünün altına sokulurken bir de yönetimlerin keyfilikleriyle uğraşmak durumunda kalmaktadır.

Bunlar üniversite kavramıyla bağdaşmaz! Keyfi kriterlere bağlı olmayan iş güvencesi, tüm üniversite çalışanları için sağlanmak zorundadır.

Sermaye ve YÖK boyundurukları


Üzerine hangi makyaj yapılırsa yapılsın üniversiteler hiçbir egemen odaktan özerk değildir. Öyle ki üniversiteler bazen halka karşı psikolojik savaş yürütenlerin manipülasyonlarının taşıyıcısı olmakta, kimi zaman da çeşitli burjuva siyasi merkezlerin proje mühendisliğine soyunmaktadır.

Bilim insanlarının geçinme kaygısından, hükümetlerin siyasal tercihlerinden, YÖK boyunduruğundan ve akademik hiyararşi silsilesindeki tüm makamların kişisel tutumlarının belirleyici olmasından özerkleşen üniversite ancak bir bilim yuvası ve özgür düşünce merkezi olabilir.

Türkiye üniversitleri çalışanlarının, öğrencilerinin, akademik kadroların bu yöndeki örgütlü mücadelesi olmadan özerkliğini kazanamayacaktır.