Salı, 6 Kasım 2007 (18 yıl 6 ay önce)
Tarihi Beyazıt Meydanı ve Türkiye'de üniversitenin simgesi olan İstanbul Üniversitesi'nin ana kapısı bir 6 Kasım'da daha öğrenci kalabalığına ev sahipliği yaptı.
İlk 6 Kasım eylemi saat 13:00'de Eğitim-Sen Üniversiteler Şubesi tarafından gerçekleştirildi. Bu açıklamaya az sayıdaki öğretim üyesi katılsa da Eğitim-Sen'li akademisyenler dik duruşlarıyla özgürlüksüzlüğe, neoliberalizme, linç atmosferine, YÖK'e ve bizatihi faşizme karşı biz de varız dediler.
İstanbul'daki üniversitelerin devrimci demokrat öğrencileri ise saat 13:30'da meydana yürüyerek girdiler. 6 panzer, 2 su sıkma aracıya desteklenen 16 minibüs ve 6 otobüs dolusu çevik kuvvet polisinin yığıldığı, öncesinde gençlerin "ters bir sloganda saldırırız" diye tehdit edildiği eylem, konuşmalar, sloganlar ve halaylarla geçerek hiçte acale edilmeden marşlarla sona erdi.
Üniversitelerin celladı 12 Eylül zihniyeti
İstanbul'da ilk 6 Kasım eylemi İstanbul Merkez kampüs içinden pankartlı bir yürüyüşle çıkan, Eğitim-Sen 6 No'lu Üniversiteler Şubesi tarafından gerçekleştirildi.

Yapılan basın açıklamasında,
"Her yıl bugün, özerk demokratik üniversite idealinin cellatlarını unutmadığımızı ve yüksek öğretimde neden oldukları niteliksizliği, baskıcı ortamı ve tektipleşmeyi yok etmekteki kararlılığımızı haykırmak için burada toplanıyoruz" denildi.
Yeni anayasa girişimlerini destekleyenlerin, YÖK'ün sonunu ilan ettiğinin belirtildiği açıklamada, YÖK'ün sonunun ancak 12 Eylül zihniyeti ile kesin bir kopuşla mümkün olacağı vurgulandı. Bunun dışındaki her değişikliğin neo-liberal dönüşümün yeni aşamasına uyarlanmaktan başka bir şey olmayacağının altı çizildi.
Linç atmosferine de değinilen basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
Eğitim-Sen'lilerin şoven kalabalıklara, bunların arkasındaki provokatör kanaat önderlerine ve rektörlere emir komuta zinciri içeresinde üniversiteleri kışlalaştıran, karakollaştıran düzenlemelerin yapılması için talimat veren güvenlik bürokratlarına papuç bırakmayacaklarını haykırıyoruz.
Soruşturmalar, sürgünler, polis saldırıları ve hatta fiili saldırılar yoluyla tüm sindirme çabalarına karşın bilginin metalaştırılmasına, yüksek öğretimin piyasalaştırılmasına ve öğretim elemanlarının tüccarlaştırılmasına karşı mücadelenin dün olduğu gibi bu gün de yükseltileceği vurgundı.
Açıklama sırasında
" Savaşa Değil Eğitime Bütçe", "Gün Gelecek Devran Dönecek Darbeciler Halka Hesap Verecek", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz", "Parasız Eğitim Parasız Sağlık" sloganları atıldı.
Bu bir türkü; haykır, haykıralım
Öğrenci gençliğin 6 Kasım eylemi ise gelenekselliştiği üzere, Beyazıt'ta tramvaydan inen kalabalığın caddeyi doldurmasıyla başladı.
"Kirli savaşa ve şovenizme karşı halkların kardeşliğini haykır" pankartının arkasında kortej düzeni alan gençler buradan meydana yürüdüler.
"YÖK Polis Medya Bu Abluka Dağıtılacak", "YÖK Kalkacak Polis Gidecek Üniversiteler Bizimle Özgürleşecek, "Türk Kürt Ermeni Yaşasın Halkların Kardeşliği", "Bıji Bretiya Gelan", "Faşizme Karşı Omuz Omuza", "Beyazıt Faşizme Mezar Olacak" sloganlarının coşkuyla atıldığı eylem, basın açıklaması, konuşmalar, halaylar, marşlar ve saygı duruşunun ardından yine bir yürüyüşle sona erdi.
Eyleme TİB-DER üyesi tersane işçileri
"Üniversitelerin kapısı işçi emekçi çocuklarına kapatılamaz" pankartıyla katılarak öğrenci gençliğe destek oldu. İşçilerin attığı
"Üniversitlerde İşgal Tersanelerde Grev" sloganı kitleden yankısını bularak eylemin havasına olumlu bir katkı sağladı. Dernek adına kısa bir konuşmada yapılarak tersanelerdeki kölece çalışma koşulları anlatıldı.
Polis idare işbirliği ve paralı eğitime karşı liseleliler de alandaydı. Liseliler adına yapılan konuşmada, özel liselere bütçeden pay ayrılırken devlet okullarındaki masrafların ise üniversitelerdeki harçlar gibi, kayıt, fotokopi, karne vs. parası adı altında velilere yıkılması teşhir edildi. Yakacak parası ayrılmayan liselerin kapısına özel güvenlik yığıldığı, kameralar ve turnikelerle donatıldığı söylenerek, bu F tipi liselerin önündeki uyuşturucu satışının ise polis denetiminde sürdürüldüğü belirtildi. "ÖSS'nin seçilemeyenleri"nin işçi ve emekçi çocukları olduğunu vurgulayan liseliler, gençliğe geleceksizlikten başka bir şeyin vaat edilmediğini vurguladı.
Ortak yapılan basın açıklamasında ise içerde şoven atmosfer, dışarıda da sınır ötesi operasyonlarla halkların birbirine kırdırıldığı belirtilerek, düzen cephesinin TÜSİAD'ı, MGK'sı, hükümeti, ordusu... tüm kurumlarıyla tam bir güç birliği içinde olduğu vurgulandı.
"Sorunun kökleri kardeş bir halkın katledilmesi, yok edilmeye çalışılması, ulusal taleplerinin ve özgürlüğünün hiçe sayılmasından çok daha derinlerdedir. Zira ülkemizde cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt halkı yok edilmeye, asimilasyon ve sürgünlerle ulusal kimliği ezilmeye çalışılıyor" denilen açıklamada, şoven saldırganlığın karşısına çıkmanın gelecek için bir tercih değil, zorunluluk olduğunun altı çizildi.
12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan YÖK'ün sonuçları ise eğitimin piyasalaştırılmasından diplomaların hükümsüzleşmesine, okullarda baskı ve zorun sürekli bir araca dönüşmesinden eğitim kurumlarının egemen ideolojinin sözcüleri durumuna getirilmesine kadar bir çok konuda örneklenerek sıralandı.
Halaylarla devam eden 6 Kasım eyleminde, Beyazıt Marşı ve saygı duruşunun ardından İÜ Merkez Kampüs araç kapısına doğru
"Gençlik Gelecek Gelecek Sosyalizm", "Yaşasın Devrim ve Sosyalizm" sloganlarıyla yürüyüşe geçildi. Eylem burada Çav Bella marşının okunmasıyla son buldu.