Filiz'in filizlenişi

Yaşamak, güzel günler için yaşamak ve direnmek istiyorum: Korkusuzca, huzur içinde, yaşama sevinciyle, inançla, güvenle...

GÜNCEL
Pazartesi, 2 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

"Kendimi terkedilmiş, yalnız hissediyorum. Ne işim var burda?.. Üç hafta dayanmak zorundayım. Nelere katlanmadım ki, buna da katlanacağım. Bütün bunlar sadece biraz mutlu olabilmek için. Bitsin artık bu acılar, çok yoruldum. Ama herşeye rağmen ümidim var. Yaşamak, güzel günler için yaşamak ve direnmek istiyorum..."

Böyle başladı yolculuğu Filiz'in. Kocaman, ağır mı ağır bir çıkını sırtladı. Neler yoktu ki içinde... Isdırapla geçen çocukluğu, acı dolu gençliği, paramparça olmuş hayalleri, "başarısızlık"ların altında ezilmiş kişiliği, iki çocuğu dahil hayata yetememe duygusu ve daha niceleri... Ama en üstte bir tanesi vardı ki, ona sıkı sıkı sarıldı: Direnç...

Kendini yeniden doğurmak

İki çocuk doğurmuştu Filiz ama hiçbiri kendini yeniden doğurmaya benzemiyordu. Bambaşka bir doğumdu bu; geçmişinde ne varsa çözümleyemeden bir kenara attığı, onlarla bir bir yüzleşecek ve çözecekti. Unutmaya çalıştığı, bilincinin derinliklerine gömdüğü sorunlarını bilinçli olarak ortaya çıkaracak, ayrıntılarına kadar yeniden hatırlayacak, onlara bir anlam kazandıracaktı. Zorla kabuk bağlattığı yaralarını bile isteye isteye kanırtacak, kanatacaktı. Geleceğine bir yön verecekti.

Bunca acı içinde ya boğulup gidecek ya da kendini yeniden doğuracaktı. Filiz, o narin bedenini, yıpranmış sinirlerini, harap olmuş duygularını kucakladı, ve çetin bir savaşın içine daldı...

"Şimdi herşey daha netleşti. Ben istemediğim şeyleri kabullendiğim ve öyle yaşadığım için böyle acı çekiyorum. İçimde bir kız sürekli ağlıyor, haykırıyor, yalvarıyor, bağırıyor. Ah içimdeki gölge, seni bir gün yok edeceğim, bir gün içimden çıkacaksın. Sana biraz dokundum diye böyle acı çekiyorsun. Ama bu günlerde sana çok dokunacağım. Seninle yakında dans edeceğim!"

Sarı ve yeşil bir yol

Çılgınca bir dansa başladı Filiz. Annesiyle, babasıyla, eşiyle, kendisiyle ve hayatla hesaplaşırken, bazen dansın ritmine kaptırıp kendini hızla yol aldı, bazen ayakları birbirine dolaşıp yere kapaklandı.

Zorlandığı kimi noktalarda düştüğü boşluk korkuttu onu, panikletti ama asla cesaretini kırıp vazgeçiremedi. "Kuyu gibi" diye tanımladığı o boşluktan her zamanki gibi tek başına çıktı ve kaldığı yerden devam etti.

Sonra bir gün, "Yıllarca aradığım şey buymuş: Kendi yolum! Evet, kendi yolumu buldum ve sıkı sıkı tuttum. Bu yolu sarı ve yeşil bir yol olarak düşünüyorum. Bu da demek oluyor ki, korkusuzca, huzur içinde, yaşama sevinciyle, inançla ve güvenle yürümek istiyorum. O yola ilk adımı atmak çok zor oldu ama o yoldan ayrılmamam gerektiğini anladım. Artık geri dönmek istemiyorum. Analdım ki kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorum, hiç kimseye ihtiyacım yok. Ve bu gururu verici birşey..." dedi.

Ve içinde derin bir acı hissetti. Çünkü geçmişinden kopması gerekiyordu. Yıllardır kendisini yiyip bitiren aile ve çevre ilişkilerinden, o daracık mekandan çıkmaya karar vermişti.

"Bir ben bilirim..."

Kendi yolunu çizebilmesi için, fiziksel olarak da yalnız olması gerekiyordu. Tek başına, kendi ayaklarının üstünde durmak istiyordu. Yeniden kuracağı hayatın her bir ayrıntısına kendisi karar vermek istiyordu. "Bu hayatı ben kurdum, bunu ben başardım" diye haykırmaya, bunu herkesten önce kendisine duyurmaya ihtiyacı vardı.

"Bunlar ilk adımların Filiz, başaracaksın!" dedi ve eve gidince yapması gerekenlerin bir listesini çıkardı. Kendisinin, eşinin ve çocuklarının yaşamını baştan sona değiştirecek bir listeydi bu. Mutlulukla, tarif edilmez bir acı kolkola girdi bu liste karşısında. Uzun uzun ağladı önce. "Bir ben bilirim nasıl direndiğimi; direnmek acı ama güzel" deyip sildi gözyaşlarını sonra. Yeni Filiz'i kundağına sarıp sarmaladı, bağrına bastı ve atıldı hayatın içine.

Listesine yazdığı herşeyi birkaç ay içinde yerine getirdi. Hedeflediği herşeyi başarmak, onu daha da güçlendirdi. Bu "yeni Filiz" karşısında kendisi bile şaşırıp kaldı. Onu tanımak, büyütüp geliştirmek için yoğun çaba harcadı.

Bir süre sonra, yepyeni bir düzlemde, eşiyle birbirlerini yeniden keşfetme ve var etme süreci başladı.

"Yeni"nin sancıları

Zaman zaman düşüyor tekrar o "kuyu"lara. Boğazına yapışıyor yeni yaşamın zorlukları, soluksuz kalır gibi oluyor. Hayat soru işaretlerinden ibaret görünüyor o günlerde. Ama o, gözünü "sarı-yeşil yola" dikiyor! Ve şöyle diyor:

"Boşuna mı direndim? İnanıyorum ki bir gün çok mutlu olacağım. Yeni bir Filiz doğdu, yeni bir ağaç filizleniyor. Bütün o fırtınalı, sıcak, sisli günleri atlatıp, direnip yavaş yavaş filizlenecek yeni ağacımız. Dalların filizlenip yeşermesi bir sürü zaman ve sabır ister..."



*Bu yazı Avrupa'da aylık olarak yayınlanan Yaşanacak Dünya gazetesinin "www.yasanacakdunya.net" adresli internet sitesinden alınmıştır.