Kontra faaliyetler yaygınlaştırılıyor

GÜNCEL
Pazartesi, 2 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)

Ülkede Özgür Gündem gazetesinin Taksim'deki binasında güvenlik görevlisi olarak çalışan Hikmet İskanoğlu silahlı saldırıya uğradı ve gasp edildi. Eskişehir'de bir öğrenci yurdunda kalan Deniz Tekin de faşist saldırıya maruz kaldı. Deniz'in tek "suçu" Kürt olmaktı. Yine Taksim'de bulunan Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği'ne de gece kapılar kırılarak girildi.

Gündem gazetesinin güvenlik görevlisi Hikmet İskanoğlu'na kontra saldırı, 31 Aralık akşamı saat 21:00'de gazete binasından çıktıktan hemen sonra gerçekleşti. Sokak ortasında İskanoğlu'nu çeviren ve adının sonradan İlyas Alemdar olduğu öğrenilen kontrgerilla, "Ben sivil polisim, PKK'lı arıyorum, bizim işimiz bu; senin üstünü arayacağım" dedi ve İskanoğlu'nun kimliğini istedi. İskanoğlu'nun direnmesi üzerine silahını çeken kontrgerilla önce zorla üst arması yaptı, ardından da İskanoğlu'nun maaşını gasp etti. Daha sonra ise Hikmet İskanoğlu'nu silah zoruyla Taksim'deki Burak Tantuni restoranına sokmaya çalıştı. Bu girişime restorant sahibi izin vermeyince "PKK'lı arıyorum, ben polisim" diye bağıran kontrgerilla, silahıyla İskanoğlu'nu dövmeye başladı. Daha sonra ise İskanoğlu'nu bu sefer Emine Ana Sofrası adlı restorana soktu. Restorantta terör estirmeye devam eden kontrgerillaya garsonlar müdahale ettiler. Kontrgerilla bir garsonu ayağından yararlamasına, havaya ateş etmesine rağmen etkisiz hale getirildi ve polise teslim edildi. Kontrgerilla olasılığını yükselten bir noktada Taksim çevresinde sözde kapkaça karşı sürekli dolaşan sivil polislerin ya da o bölgede bulunan İHD'nin önününde bekleyen sivil polislerin saldırı esnasında ortaya çıkmamalarıdır. Özgür Gündem gazetesinin yine Taksim'deki bürosu yaklaşık 2 hafta önce polis baskınına uğramıştı.

Eskişehir'de gerçekleşen faşist saldırı ise şöyle gelişti: Eskişehir Dumlupınar Karma Öğrenci Yurdu'nda kalan Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın Yayın Bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi Deniz Tekin, yurt kantininde otururken bir tanesi reis olan ve ellerinde Ülkü Ocağı imzalı bildiriler bulunan bir güruh masasına geldi. Masanın kendilerine ait olduğunu iddia eden güruh, Tekin'in kalkmasını söyledi. Deniz Tekin masadan kalkmayınca dışarı çağırıp dövdüler. Yurt idaresine şikayette bulunan Tekin'e karakola başvurması söylendi. Karakol lafını duyan faşistler önce telaşlansa da yaptıkları telefon konuşmalarından sonra rahatladıkları görüldü. Yurda gelen bir polisin ise ilk yaptığı icraat Deniz Tekin'in nereli olduğunu öğrenmek oldu. Deniz Tekin, polisin Diyarbakırlı olduğunu öğrendiğinde anlamlı anlamlı başını sallamasıyla karakola gittiği takdirde neler yaşayacağını anladı ve karakola gitmekten vazgeçti. Faşistler ise daha sonradan yurtta Deniz Tekin'i Kürt olduğu için dövdüklerinin propagandasını yaptılar.

Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği çalışanları, 31 Aralık sabahı derneği açmak için geldiklerinde derneğin bulunduğu binanın dış kapısının kırılmış olduğunu gördüler. İçeri girdiklerinde ise tahmin ettikleri gibi dernek kapısının da kırıldığını gördüler. Derneğin muhalif kimliğinden başka olayda gözleri kontrgerillaya çeviren bir başka gerçeklik ise dernekten hiç birşeyin çalınmamış olmasıdır.