Stuttgart'ta yapılan panellerle halkların kardeşliği ve kadına yönelik şiddet tartışıldı
Ortadoğu dünyanın merkezini oluşturan, kördüğümün en bağnaz örüldüğü coğrafyadır. Kürt özgürlük hareketinin Türkiye'deki işçi sınıfının yardımı olmadan başarıya ulaşma şansı zayıftır. 30 yıllık mücadele bize gösterdi. Bu kardeşleşme zayıf yürüyor. Ülkede linç hareketi başını almış gidiyor, ama biz devrimciler kendi rolümüzü ne derece oynuyoruz. Birkaç örgütün elit kesiminin işi değil, halkların işidir. Varoşlara taşımak gerekiyor.Ayrıca "Özgürlük Hareketi AB ile de ABD ile de görüşmeler yürütüyor" dedi.
Irkçı saldırılara karşı cansiparane durmamız gerekiyor. Bu dostça el karşılığını bulacaktır. Edi Bese Mitingi, İstanbul'da Kürt-Türk kardeşliğini engellemek için yasaklandı. Diyarbakır ve diğer yerlerde yasaklanmadı. Sesimizi duyurmak için yüksek bir katılım olmalı panellerde.

Sili'de ölen kadınların ayakkabıları önüne isimler koyarak, kadınlar anılıyor. Özel günlerde biraraya geliyoruz, ama sloganların dışında sonrasını getiremiyoruz. Savaştan ve şiddetten en çok etkilenen kadın ve çocuklar. Erkek dışarda yaşadığı sömürüye duyduğu öfkeyi eve taşıyor. Türkiye'de çocuklar militarist büyütülüyor. TV'ler, eğitim kitapları bunu besliyor. Bir çocuk tiyatrosunda 6-7 yaşında bir çocuk, bir maske geçirip, "Ben canavarım ve Diyarbakırlıyım" diyebiliyor. Irkçılığın çocuklardaki yansıması bu. Çocuklar arasında bir araştırma yaptık, yüzde 60'ı "Barış nedir?" sorumuza "Bilmiyorum" dedi.Sorular ve konuşmalar oldukça ilginçti: "Güçlü kadın feodalizme başkaldıran kadındır. Kürdistan'daki feodal sistemi hiç kimse yıkamaz. Diyarbakır'da kadın sığınma evi var, ama üç ay alıyorsun bu kadını, sonra bırakıyorsun. Mardin'de Şemsa taşlanarak öldürüldü. Önce birbirimizi sevmemiz lazım. Birlik beraberlikten güç doğar", "Hep Kürt kadınından söz ettiniz. Türk kadını ezilmiyor mu?", "Eğitim dediniz, ama Amerika'da her dakika 4 kadın hırpalanıyor. O zaman bu ülkelerde neden böyle sorunlar yaşanıyor? Eğitimden ne anlıyoruz? Mor çatıdan farkımız ne olacak bizim?", "Hep şiddet deniyor. En kötü şiddet psikolojiktir."
E-muhtıra verildi, örtülü darbe yapıldı. Şoven mitinglere sol adına katılanlar oldu. Ardından linç kampanyalarıyla tabana yansıtıldı. 27 yıl sonra ilk kez aydınlar biraraya gelip barışı tartıştılar. 3 gün sonra Hrant Dink öldürüldü. Hallaçoğlu'nun açıklamasından sonra, Barış Konferansı'na katılan aydınların bir kısmi, geri çekilip "tek bayrak, tek millet" açıklaması yaptılar. 12 Eylül Anayasası tartışmaları var. Aslında değişen bir şey yok. Evirip çevirip yeniden uyguluyorlar.
Kürdistan'da 15-20 yıldır yıkım getiren bir savaş yaşandı. Göç, dağa gitme vb. bir sürü travma yaşadılar. Erkek kahveye gidebiliyor, seyahat edebiliyor. Metropol'deki kadın kurumlara gidiyor. Çözüm değil, ama. Kürdistan'da ise, "Bu adam beni dövüyor, ama o da acı çekiyor sistemden" diye düşünüyor kadın. Bundan birkaç ay önce 6 çocuk intihar etti evliliğe karşı çıktıkları için. Sonra arkadaşlarıyla konuştuğumuzda öğrendik ki, bunlar öldürülmüş. En çok töre cinayetinin olduğu yer Nevşehir diye geçer. Çünkü orda resmi başvuru fazla. Bugün Kürdistan'da akademisyenler, kurumlar var.
Yalnızca Almanya'da dörtte bir oranda aile içi şiddet yaşanıyor. Her yıl 500 bin kadın zorla fuhuşa zorlanıyor. Fuhuş burada dev bir sektör. Halen akademik vb. birçok alanda kadınlar daha düşük ücret alıyor. Demek ki, burjuva demokrasileri kadın sorununa çözüm olamıyor.
İlerici kurumlar kadın sorunu konusunda tavırlarını sorgulamalı. Ne ölçüde müdahale ettiklerini. Biraz iş yapıyor diye, bazı insanlara göz yumulmamalı. Kadın yardım istediğinde, "Bu sizin özel sorununuz. Biz karışmayız" gibi örnekler duyuyoruz. Kadın sorununun ve aile içi şiddetin bu kadar yoğunlaşması, hem vahşet düzeyindeki toplumsal yıkımın hem de buna karşı toplumsal hareketin zayıflamasıyla bağlantılı. Kendi taleplerini sahiplenemeyen, hakları için mücadele edemeyen insanlar, en yakınındakini hedef almaya başlıyor. Kürdistan'da da bu böyle. Mücadelenin zayıflamasıyla birlikte gerici gelenekler yeniden hortluyor. Eskiden aileye ben dağa gidiyorum diyebilirdi kadın, şimdi ise bu kapı da kapanmaya başladı.