Pazar, 6 Ocak 2008 (18 yıl 4 ay önce)
Kocaeli Üniversitesi'nde greve çıkan kantin ve otel işçileri, grevlerinin 6. günü olan dün İstanbul'dan Genç-Senliler tarafından ziyaret edildi.
KOMÜNARCA'ya gönderilen ziyaret aktarımını yayınlıyoruz:
"2007 yılının son günü greve çıkan ve 2008’i grevle karşılayan Kocaeli Üniversitesi kantin ve Derbent Uygulama Oteli işçilerini grevlerinin 6. günü olan dün İstanbul’dan bir grup Genç-Sen’li öğrenci olarak ziyaret ettik.
KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesi kafeteryası önünde bekleyen işçilerle tanıştık. Bizi sevinçle karşıladılar. Çalışma koşulları, büyüyen sorunlar, grevin patlak vermesi ve sonrasındaki gelişmeleri konuştuk önce.
Bardağı taşıran damlalar ve grev...
Grev şu anda KOÜ Umuttepe Kampüsü ve Derbent Uygulama Oteli olmak üzere iki ayrı yerde devam ediyor. 2007’nin Şubat ayında DİSK-OLEYİS‘te sendikalaşmaya başlamaları sonucu 70 işçi özelleştirme bahanesiyle farklı yerlere sürülmüş ve ardından işten çıkarılmış.
Bu işten çıkarmalara işçilerin eylemli bir tepkisi gerçekleşmemiş. Ama çalışma koşullarının giderek ağırlaşması ve patron konumundaki rektör sendikayı tanımayıp toplu sözleşmeye oturmayınca grev kararı alınmış. Rektörün ödeme sözü verdiği birikmiş mesaileri vermeyi yine ertelemesi ve işçilerin patrona güvenilmeyeceğini yaşayarak öğrenmeleri bardağı taşıran damlalar olmuş.
İşçiler yaşadıkları sorunları
"3 vardiya şeklinde 8 saat ayakta durma, bu zaman diliminde yemek-tuvalet molasının olmaması, işyerinin merkeze çok uzak olması ve iş çıkış saatlerine rağmen servisin olmaması, bir buçuk yıldır mesailerin ödenmemesi ve 3 yıldır maaşlara zam yapılmaması" şeklinde özetlediler. Grevle kazanmayı hedefledikleri talepleri ise; toplu sözleşme yapılması, iş güvenceli, sendikalı çalışma, servis, yemek molası, mesailerin ödenmesi.
Kadın işçilerle yaptığımız konuşmalarda ise; ekonomik taleplerin sonradan gündeme geldiğini farkettik. Onlara göre işçileri bir araya getiren öncelikli neden işçilere hakaret edilmesi, engelli olanların aşağılanması gibi sınıfın onuruna dair sorunlar.
Öğrenciler sınıfını bilmeli!
Öğrencilerin ve üniversitedeki diğer çalışanların greve yaklaşımı üzerine işçilerden ve avukatlarından bilgi aldık. İşçilere öğrenci gençlik sendikamız Genç-Sen’i anlattık ve kendi grevlerinde yaşadıkları öğrencilerin kendilerine karşı grev kırıcı olarak kullanılmasına, öğrencilerin değişen yapısına, işçileşmelerine ve işçi sınıfıyla öğrenci gençliğin mücadelesinin bugün zorunlu olarak beraber yürümesi gerektiğine değindik.
İşyeri temsilcisi Erdoğan, örgütlenmeye başlarken kararlılığın ve kendi gücüne güvenmenin önemine dikkat çekti. Öğretim üyelerinin, öğrencilerin, diğer üniversite çalışanlarının da genel olarak grevlerine destek olduklarını belirttiler. Tıp Fakültesi öğrencilerinin fakülte kafeteryasından alışveriş yapmamalarını, öğretim üyelerinin dayanışmasını, kendileri de sendikalaşma mücadelesi veren temizlik işçilerinin desteğini anlattılar.
Derbent Uygulama Oteli grevden kaynaklı yılbaşı gecesi işçisiz kalınca buraya Turizm-Otelcilik öğrencileri getirilerek zorla sabaha kadar çalıştırılmışlardı. Patronların tüm bu çabasına karşın 500 kişilik rezervasyona 121 kişinin katıldığını öğrendik. İşçiler, grev kırıcı olarak otele yollanan bu öğrencilerle konuşarak ikna etmeye çalışmışlar. Kimi öğrenciler grev olduğunu öğrenince çalıştırılmayı reddederek çıkıp gitmiş. Tüm öğrenci arkadaşlarımıza buradan çağrımızdır; bizi grev kırıcı olarak kullanmalarına izin vermeyelim!
Grevci işçilerin arasında İşletme Bölümü yüksek lisans öğrencisi bir işçi-öğrenci arkadaşımız da vardı. Öğrenci arkadaşımız kantinde sözleşmeli personel statüsünde 16-20 saatleri arası kasiyer olarak çalışıyor, ardından derse gidiyormuş. Greve katıldığı için bursunun kesilmesiyle tehdit edilmiş. Ama o kendini bir işçi olarak görüyor ve yapması gereken şeyi biliyor.
İşçilerle önümüzdeki 10 Ocak Perşembe günü SES ve temizlik işçilerinin de katılacağı eyleme katılmak ve daha çok öğrenci arkadaşımızı grevlerle tanıştırmak amacıyla tekrar görüşmek üzere sözleştik.
Genç-Sen'in önündeki görev
Biz Genç-Senlilere; bugün aynı üniversitede, aynı havayı soluyup, benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığımız kantin, kafe, yemekhane işçileri, temizlik işçilerini sadece desteklemek değil, mücadelelerinin mücadelemiz olduğunu görmek ve mücadelemizin kazanımla sonuçlanması için neler yapabileceğimize kafa yormak düşer.
Hak alıcılıktan uzak, iç rahatlatmaya dönük eylem biçimlerinden çıkıp, bizim sendikal mücadelemizin de önünü açacak eylem, dayanışma biçimlerine yönelmeliyiz. Mesela üniversitelerimizde grevin ilerleyen günlerinde yaşanacak olan maddi sıkıntıları çözebilmek için dayanışma fonu oluşturmalıyız. Okullarımızdaki herkesi eylemli dayanışmaya çağırmalıyız. İşçilerin iş yavaşlatması, hatta destek grevleri, öğrencilerin, öğretim üyelerinin dersleri boykot etmeleri, kitlesel grev ziyaretleri, basın açıklamaları... Telekom grevinde öğrenci gençlik olarak bıraktığımız boşluklarımızdan ders alarak, grevlerle başlayan 2008 yılını işçi sınıfı ve emekçilerin mücadele tarihine ‘kazanılmış yıl’ olarak yazmanın, her geçen gün bizden biraz daha çalınan bugünümüzü ve geleceğimizi kazanmanın yolu buralardan geçiyor."
İstanbul’dan bir grup Genç-Senli