Sozialismus oder barbarei

Berlin'de Rosa Luksenburg ve Karl Liebknecht için militan anma!

DÜNYA
Salı, 15 Ocak 2008 (18 yıl 9 ay önce)

Rosa Luksenburg ve Karl Liebknecht için her yıl yapılan yürüyüş ve mezar başı anması 13 Ocak’ta Berlin’de gerçekleşti. Alman devletinin ve burjuva partilerin her türlü içini boşaltma girişimi ve karşı devrimci saldırganlığına rağmen Rosa Luksenburg’un "Sozialismus oder Barbarei" (Ya barbarlık ya sosyalizm) çığlığı, yaş ve yetiştikleri mücadele zeminleri bakımından geçmişten geleceğe köprü oluşturan 70 bin kişilik bir kitle bileşeni tarafından gür bir biçimde haykırıldı.

Almanya’nın farklı bölgelerinden Berlin’e akan kitle, saat 10.00’da U-Bahnhof Frankfurter Tor’dan yürüyüşe başladı. Kızıl renklerin ve sosyalizm vurgusunun öne çıktığı 50’den fazla kitle örgütü, devrimci, komünist yapının katıldığı yürüyüş korteji, yoğun genç katılımı coşku ve canlılığı ile göz dolduruyordu. Yürüyüş kortejinde en kitlesel katılımı, Devrimci Proletarya’nın da içerisinde yeraldığı Rostok’ta G8 karşıtı hareket kapsamında doğan ‘Antiemperyalist Blok’, Antifa, MLPD ve DKP oluşturuyordu. Muhalif sendikacıların da yer aldığı yürüyüşe Sol Parti gibileri de temsili düzeyde katılmışlardı.

Türkiyeli devrimci, komünist örgütlerden TİKB, TKP/ML, MLKP, MKP kortejleri ‘Antiemperyalist blok’ içerisinde pankart açıp yürüdüler. TKEP-L, TKİP’te yürüyüşte yer aldılar. Yürüyüş sırasında polis Antifa’ların pankartına müdahale girişiminde bulundu. Fakat bu sınır çizme hamlesi boşa düşürüldü.

Rosa Karl anmaYürüyüşün dışında da çoğunluğunu Hitler faşizmine karşı mücadele yürütmüş devrimci ve komünistlerin oluşturduğu kuşağın oluşturduğu kitle sabahın erken saatlerinden itibaren anıt mezar başında kırmızı karanfillerle kızıl bir dünya yaratıldı. Ellerindeki bayrağı yeni kuşağa devretmeyi esas almış bu komünistler Marksizim-Leninizme, sosyalizme dair her simge ve sloganı yumrukları havada selamlayarak karşılıyorlardı.

Yürüyüş kortejleri mezarlığa ulaştığında, ‘Antiemperyalist Blok’ önceden aldığı karar kapsamında Enternasyonali farklı dillerden aynı anda okudular.

Yürüyüşte, "Luksenburg, Liebknecht, Lenin Kimse Unutulmadı Ayağa Kalk ve Karşı Koy" pankartının yanı sıra, işsizliğe, yoksulluğa, savaşa, silahlanmaya karşı, ırkçı ve faşist örgütlenmelerin yasaklanmasını içeren döviz ve pankartlar taşındı, konuşmalar yapıldı.

Stalin savunulmadan komünist olunmaz


PDS tarafından "Stalin Kurbanları" adı altında anıt mezarın karşısına yerleştirilmiş, Alman bayrağı örtülü sefil taşı, TİKB militanları "Yaşasın Marks - Engels - Lenin - Stalin" sloganları ile toprak atarak protesto ettiler. Diğer Türkiyeli devrimcilerin de destek vermesiyle, herkesi ateşli bir tartışma sardı. Alman solundan da tepkiler geldi. "Alman bayrağı Hitler faşizminin simgesidir bununla buraya dikilen bu taş faşizmin simgesidir" konuşması yapan "yaşlı" Alman komünistleri oldu. Junge Welt gazetesinde bu olaya hiç değinilmemiş olması dikkat çekiciydi.

Rosa Karl anmaBu taşta simgeleşen karşı devrimci basıncın sökülüp atılması, taşın oradan kaldırılması yönünde girişimlerin ve fiili müdahalenin büyütülmesi ile mümkündür. Bugüne kadar toplanan imzalar ve çeşitli girişimler olmuş fakat bu yetersiz kalmıştır. Anmaya katılan binler ile örgütlenebilecek bir karşı duruş ve fiili müdahalenin önünün açılmasında zayıf kalınmıştır. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sergilenen öncü çıkışlar kitlesel bir eksene oturtularak büyütülebilirse karşı devrimin "hareket serbestliği" kısıtlanmış olacaktır..

Polis terörü


Eylem bittikten sonra, içerisinde daha çok Türkiyeli devrimcilerin yeraldığı Köln’e geri dönen bir otobüs Berlin çıkışında Bundeskriminalamt önünde durduruldu. Baskın havasında durdurulan otobüsün içerisi polis tarafından resmen işgal edildi. Hiçbir gerekçe gösterilmeden kontrol ve arama yapılacağı söylendi.

Polisin bu keyfi tutumu nedeniyle avukat olmadan kimlik kontrolü yaptırılmayacağı açıklandı. Pazar günü olması ve avukatlara ulaşmada yaşanan sorunlar, gecikmenin ortaya çıkardığı sonuçlardan kaynaklı, polisin otobüsü boşaltması üst araması ve aşağıya ineceksiniz dayatmasının kaldırılması koşulu ile iki polisle kimlik kontrolü yapılabileceği kararı ile bu koşullarda kimlik kontrolüne izin verildi.

Bu olay bir kez daha göstermiştir ki yeni anti terör yasaları kapsamında, devrim ve sosyalizm fikrini, duruşunu militan bir biçimde, sistemin sınırlarını aşan düzeyde savunanlar daha fazla hedef oluyorlar, olacaklardır.

Rosa Karl anma TİKBAnma ve yürüyüşe "Yaşasın devrim ve sosyalizm" pankartı ve "21. yüzyıla sosyalizmi yazacağz", "Vardık, varız, varolacağız", "Ya barbarlık içinde yokoluş ya sosyalizm" dövizleri ile katılan TİKB aşağıdaki bildiriyi gösterilere katılan kitleye dağıttı. Bildiri ‘Antiemperyalist Blok’un ses cihazının bulunduğu arabadan da okundu.


Ya barbarlık içinde yokoluş ya sosyalizm


Emekçi insanlık 20. yüz yılın ilk çeyreğinde emperyalist haydutların vahşi kar güdüsü ile dünyayı yeniden paylaşmak için giriştikleri savaşlara, yıkımlara tanıklık etti. Bu savaşlarda milyonlarca emekçi ölüme sürüldü. Her türlü yıkım, vahşet, açlık ve acı bir arada yaşandı. Bu acıların bağrından devrimler filizlendi. İlk ses tüm görkemi ile Rusya’dan yükseldi. Rusya’nın proleterleri ve tüm emekçileri 17 Ekim 1917’de kendi iktidarlarını kurdular!

Onların sesleri, emperyalist barbarlığın yıkım ve talan politikalarından etkilenen tüm dünya halkları, işçi ve emekçilerinin sesleri ile birleşiyordu. Proletarya ve emekçiler barbalık içinde yok olmakla, onu yıkmak arasındaki tercihte onu yıkmayı ve kendi dünyalarını kurmaya yönelmişlerdi! Dünyayı kasıp kavuran emperyalist vahşet yeni bir dünyanın zorunluluğunu gösteriyordu. Aynı zamanda işçi ve emekçilerin bu güce sahip olduklarını. Alman işçi sınıfı ve emekçileri de vahşi ve can çekişen sermayenin karşısına bunun gücü ve iradesi ile çıktılar. Rosa Luksenburg, Karl Liebknecht, yoldaşları ve ayaklanan işçilerin vahşice katledilmeleri ile bastırılan bu kabarış, uluslar arası sermayenin el birliği ile kanlı bir şekilde bastırıldı! Fakat Rosa’nın da katledilmeden önce söylediği gibi devrim davası asla bitmedi, bitmeyecek! Er ya da geç "Vardım, varım, varolacağım" diyecektir... Çünkü emperyalist kapitalizmin vahşi yüzü ile proletarya ve emekçilerin ilelebet bir arada yaşamaları mümkün değildir!

Şimdi 21. yüzyılın ön günlerindeyiz. İşçi ve emekçiler barbarlığın sömürü ve talan politikaları ile yine kanatılıyorlar. Hegemonya ve güç savaşları yine keskinleşiyor. Bunun faturası yine işçi ve emekçilere çıkarılıyor. Bir yanda işgaller, savaşlar! Bir yanda, tüm demokratik ve sosyal kazanımların gasp edilmesi yaşanıyor! Çalışmanın da yaşamın da kölelik sınırlarına çekilmesi hedefleniyor! Açlık orduları yaratan bir yıkım ve talan yaşanıyor. Emperyalist kapitalizmin ulaştığı teknolojik olanaklar onun vahşi sömürüsünü derinleştirmenin aracı oluyor. Dünyanın her yerini vahşi emek sömürüsü cennetlerine çevirmekte kullanılan bir silaha dönüşüyor. Dünya işçi ve emekçilerini iş ve ekmek uğruna birbirleri ile rekabet eder konuma sürmek için elinden geleni yapıyor! Emekçileri dinsel, ulusal, yerli-yabancı gibi yapay ayrımlarla bölerek yapıyor bunu. Kendi iğrenç kar güdüsü ile yarattığı yıkımları bu ayrımlarla perdelemeye çalışıyor!

Bir zamanların "refah ülkeleri" miti de yıkılıyor! Avrupa’da enflasyon giderek artıyor, işsizlik temel bir sorun haline geliyor. Tüm sosyal kazanımlar gasp edilirken, ardı ardına çıkarılan faşist yasalarla demokratik kazanımlar da gasp ediliyor! Ve sermaye bu saldırılarının arkasındaki azami kar güdüsünü gizlemek için her yolu deniyor. Yerli emekçilere göçmenleri hedef gösteriyor. İşsizliğin, kölece çalışma ve yaşam koşullarının yaratacağı öfkenin kendisine patlamaması için milliyetçi ön yargıları kışkırtıyor, faşizmin toplumsal bir taban bulması için uğraşıyor.

Fakat bunlar geçici perdeler olabilir ancak! Çünkü kapitalist barbarlık koşullarında işçi sınıfı ve emekçiler er ya da geç kendi iktidarlarından yana tercih yapacaklar! Bir ağ gibi dünyanın her yerine yayılan kapitalist üretim, er ya da geç dünya işçi sınıfının ve emekçilerinin kolektif isyanının alt yapısı olacak! Emperyalist kapitalist barbarlığın kar güdüsü ile dünyanın her yerine bir ahtapot gibi uzattığı kolları birleşerek onu boğacak!

21. yüzyılın ön günlerinde yaşadıklarımız devrimin zorunluluğunu daha fazla haykırıyor. Rosa Luksenburg, Karl Liebknecht ve tüm devrim neferlerini mücadelemizde yaşatacak, 21. yüzyıla sosyalizmi yazacağız!

-Biz kazanacağız!
-Ya barbarlık içinde yokoluş ya sosyalizm!

Ocak 2008
Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği