VVN Gençlik Buluşması

VVN 13. gençlik buluşmasında konu, güvenlik paranoyasıyla daraltılan özgürlüktü

DÜNYA
Cuma, 18 Ocak 2008 (18 yıl 9 ay önce)

Nazi Rejiminde Takibata Uğrayanlar Birliği (Die Vereinigung der Vervolgten des Naziregimes - VVN), 12 Ocak'ta "Özgürlük ve yaşam için gözetlenmek istemiyoruz" başlığıyla bir gençlik buluşması düzenledi. Atölye çalışmalarının ve bir panelin ardından, gençlik buluşması farklı ülkelerden müzik gruplarının yer aldığı bir konserle sona erdi.

13. Gençlik Buluşmasının açılışını, Sol Parti'den (Linkepartei) Alman ve Avrupa Parlamentosu üyesi Sarah Wagenknecht ve VVN yönetiminden Prof. Dr. Heinrich Fink yaptı. Açılış konuşmasının hemen ardından yapılan atölye çalışmalarından biri, "Eğer kendimizi savunmazsak, özgürlük, güvenlikle birlikte ölür" konuluydu. Yaklaşık 50 kişinin katıldığı bu atölye çalışmasında, Sol Parti milletvekili Ulla Jelpke, PKK'nin kriminalize edilmeye çalışıldığını, kendisi için ise PKK'nin bir özgürlük hareketi olduğunu dile getirdi.

İşçilerin sendikacıdan istediği


Bir Verdi temsilcisi, yabancı gençlere yönelik ırkçı kışkırtma kampanyasının ne kadar tehlikeli olduğuna değindikten sonra, Verdi sendikası temsilcilerinden Angelo Lucifero için dayanışma çağrısı yaptı. Nazilerin saldırısına uğrayan sendikacı Lucifero, kendini savunmak için sahte bir silah kullanmıştı. Dahası hemen ardından "antifaşist etkinliklere ve e-mail listesine çok fazla vakit ayırdığı için" Verdi tarafından çıkışı verilmişti. Birçok Verdi üyesi ise, "Bizim ondan sendikacı olarak istediğimiz de buydu zaten" açıklamasıyla onu korumaya çalıştılar. Lucifero'nun 16 Ocak'ta Erfurt'ta mahkemesi var.

Atölyelerden sonra, "Analog'tan Dijitale Gözetleme Sistemleri" konulu panel başladı. Konuşmacılar, Gabriele Heinecke, Almanya Genç Eylem Meclisi'nden Julia Nanninga (Bundesweiter Jugendaktionausschuss), gazeteci ve VVN sözcüsü Ulrich Sander, Prof. Dr. Wolfgang Richter'di. Panelin ana ekseni, Alman devletinin yeniden yapılanmasıydı. 80 milyon kişiye verilen sağlık kartına yüklenen kişisel bilgiler, yeni kimliklerdeki ciplerde bundan sonra bulunacak olan parmak izi vb. bilgiler, ordunun ülke içinde müdahale gücü olarak kullanılması talebi, işsizlik parasıyla geçinen gençlerin orduya yönlendirilmesi ve gönderilmesi gibi gelişmelere değinildi.

Özetle ortaya şunlar konuldu:
Devlet olağanüstü bir hızla militarize ediliyor. G8 protestolarında bu konuda bir sıçrama yaşandı (savaş uçakları ve helikopterlerinin protestocuların kaldığı kampların ve eylem alanlarının üzerinde uçurulması). 1968'de ordunun içerde kullanılmasına karşı çok büyük bir tepki vardı ve yaşama geçiremediler. Şimdi tepki az, ama bu bir başlangıç. Militarizmin kitleler üzerindeki etkisi genişledi.
Şu anda dinlenip kaydedilmediğimizin bir garantisi yok. Bu gelişmeler bir neo-faşist mozaiğin parçaları. Hem içte hem dışta topyekün bir savaş bu. Hitler faşizmi tekilleştiriliyor. Amerika sürekli "İslamofaşizmi işliyor" toplumu kışkırtmak için. Sürekli içte ve dışta bir düşman gösteriliyor.
Almanya savaşa hazırlanıyor. Faşizm olmadan da savaşa başlanabilir. Devlet merkezileştiriliyor. 1994'ten bu yana devlet militarize ediliyor. Bu bir sınıf devleti. Faşizm doğrudan sermaye ve sömürüyle bağlantılı. Almanya kendi çıkarları için AB'yi kullanıyor. AB Anayasası kapalı kapılar arkasında kotarılıyor. Lizbon'da bu sürecin bir parçası. Avrupa devletleri hızla silahlandırılıyor. Hepsinin arkasında büyük şirketler var. Yeni bir savaşa hazırlanıyorlar. Tehlike sadece gözetlenme değil, asıl olarak devletin yeniden yapılandırılması.