Yakılan 9 göçmenin cenaze törenine katılan Yaşanacak Dünya okurları bildiriyor:
Ludwigshafen’daki cenaze törenine 3 bini aşkın kişi katıldı. Manheim, Mainz, Stuttgart gibi çevre şehirlerden gelenlere karşın, katılım daha çok yerel ve bölgesel düzeydeydi. Daha çok sol kesimden olmak üzere, Almanların sayısındaki azlık, hem karşılıklı ilişkilerin zayıflığı hem de tepki görme korkusuna bağlanabilir. Aleviler sayıca belirgindi, Kürtlerin sayısı da azımsanmayacak düzeydeydi.
Sol adına DİDF ve Yaşanacak Dünya’nın dışında kimse yoktu. Medyanın yarattığı belirsizlik, katılımı da etkiledi. Bu iki kurum tarafından açılan bayraklar, merak ve sessizlikle karşılanırken, bölgede güçlü olan Türk faşistleri de boş durmadılar. Alanda yalnızca birkaç tane bulunan Türk bayraklarından birini, bulunduğumuz yere doğru getirip, bizim bayraklara doğru savurdular. Ama cenaze ortamında ve onca tv kamerasının önünde daha fazlasına cesaret edemediler.
Cenaze töreni, Alevi, Sünni, Katolik, Protestan ve Yahudi dini temsilcilerin katılımıyla yapıldı. Törende CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, federal hükümetin Göç ve Uyum Bakanı Maria Böhmer ile yurtdışındaki Türklerden sorumlu Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, Ludwigshafen Belediye Başkanı Eva Lohse (CDU), Rheinland Pfalz Icisleri Bakanı Karl Peter Bruch (SPD) konuşma yaptılar. Konuşmalar, olayın kaza olabileceği yönündeydi. Kundaklama vb. olasılıklara kısaca değinilip geçildi.
Kimin yaptığı, nasıl olduğu konusundaki belirsizlik, insanların yüzüne yansımıştı. Alanda bulunan insanlarla konuştukça görüyoruz ki, herkesin içini kurt kemirse de, Alman ve Türk medyası işini iyi yapmış, sabotaj ve ırkçı kundaklama ihtimalini gözlerden ırak tutmayı başarmış. İnsanların genelinde bir kanıksama, olayın ciddiyetini kavrayamama, yangını kaza olarak görme, hatta çok ciddi bir kanıt olan iki kız çocuğun şahitliğini bile sorgulama eğilimi gözleniyordu.