Pazartesi, 18 Şubat 2008 (18 yıl 3 ay önce)
Umudu olsa da yarinden Eylem kızın, tükürüğü düğümlenir boğazında. O Adana'nın yoksul mahallesinde zırhlarla donatılmış, lükse boyanmış ve alanlarını çalmış İncirlik'ten uzakta, sıvasız evinde kendi hayatını zor da olsa kazanan sakızcı kızdı. Her hafta sonu annesiyle sakız atölyesine sardıkları sakızı götürüp ev harçlıklarını çıkarırlardı.
Babası bir fabrikada gece bekçisiydi. Aldıkları para ancak ayakta durmalarını sağlıyordu. Eylem kız babası az para aldığı için, babası boynu bükük kalmasın diye iştahla sarardı sakızları. Onlar yoksul çamurlu mahallede umutlarını bir kere örmüşlerdi. Geçimdi umutlarının adı...
Fabrikada balık tuzlar sanki kendi yer gibi
Fotoğraf; Emre Ermin. Atlas dergisi. Gelibolu'da balık tuzlama işçileri.Uyandık bir sabah
Soğuk kış günü
Erken kalkmıştık
İçimizde umut
Umutlarımızda ekmek vardı
Birazdan gidecektik
Az ilerdeki sakız atölyesine
Yorgunluğunuzu, stresinizi attığınız
Ağzınızda çiğnediğiniz şişirdiğiniz,
Reklamlarda izlediğiniz
Sakızların yapıldığı
Sakız atölyesine
O gün sıra bizdeydi.
Atölyenin önü kalabalıktı
Bizden önce gelen kadınlar vardı
Yağmur yağıyordu
Yağmurda ıslandı bedenimiz
Sıra bize geldi
Aldık sakızları umutla
Sevinç vardı çamurlu ayakkabılarımızla
Islanmış bedenimizde
Sırf eve katkı olsun diye
Annemle gideriz her hafta
Sakız atölyesine
Sakız sararız evde
Aileme katkı olsun diye
Kilo başına umut sararız
kilo başına emek
Ben Eylem kız
Her sakız çiğnediğinizde
İçindeki fal güzel söz değil
Boyalı kutular değil
Eylem kız gelsin aklınıza
Emek gelsin aklınıza
Yaşadığım gecekondu
Atölyenin çamurlu yolu
Aileme katkım gelsin aklınıza
Ali Bakır