Cumartesi, 21 Ocak 2006 (20 yıl 9 ay önce)
“atın burda bol bol ..yagma yok öyle meydan boş değil..kırk kişiyiz hepimizde birbirimizi biliriz.. evet ben “alçagım” sen nesin ares?!? sen meydanlara bile inemiyecek kadar korkak bir savaş tanrısısın:)))) ben beyazıttaydım ares..komutan olarak sen yoktun demek ordun ondan kaçıyordu öyle:))) yada raporları yanlış yolluyorlar sayın yoldaş sana:)))))“
“sen gerçekten ...li misin bundan haberin yok ben ...li olmadığım halde durumu çok net biliyorum..komik bunlar her şeyleri ....nin taslağından üretiyorlar.. adam mk olmak istiyormuş sanırım olamamış ayrılmış..”
“SEN DÜSMAN DiLi KULANIYORSUN. SEN BiR POLiS MiTSiN. KESiNLiKLE ...´Li FALAN DEGiLSiN. AMACIN ÜZÜM YEMEK DEGiL BAGCIYI KOVMAKTIR.”
“Sen bu sitede sürekli olarak ... düşmanlığı yapan şaibeli birisin. Sen Şemdinliye dayanışmaya giden Temel Haklar Federasyonu üyelerine yönelik olarak bile bu siteden LİNÇ çağrısı yapmış bir kişiliksizsiz, bir ruh hastası ve provokatörsün.”
“Sami olayindada ayni sey soz konusu mete de sami gibi size para odeseydi asla karismazdiniz gecen sene yasanan olaylarda yasanmazdi!
Yine huseyini Doven balkanlar temsilciniz o olayadan iki ay sonra sizden kacip yunanistan insan haklarina siginmadimi? simdi Atinada esnaflik yapmiyormu?”
“O ESKİ ...LİYİM RUMUZLU SOYTARI: BANA BAK YA SEN HAYATINDA HİÇ ...Lİ GÖRMEDİN YADA DAYAK YEMEK NEDİR BİLMİYORSUN. TERBİYESİZLİK YAPMA O RUMUZU DEĞİŞTİR. SENİN POLİS OLDUĞUNUN HERKEZ FARKINDA…”
Bu alıntılar bir internet sitesinden; istanbul.indymedia.org’tan dergimizin sayfalarına koyabilmek için özenle seçtiğimiz haber ya da yorumlardan. “Özenle” diyoruz çünkü birçoğu dergimizde yer verilemeyecek kadar küfür ve hakaretle dolu. Her geçen gün daha da düzeysizleşen, at izinin it izine karıştığı bu site Türkiye Devrimci Hareketi için tam bir utanç abidesi haline gelmiş durumda. Site, “tartışma” adı altında her türlü düzeysizliğin sergilendiği bir karşı devrimci propaganda aracı haline gelmekle kalmıyor, iç tartışmalardan illegal eylemlere, temel politikalardan insanlara kadar birçok dedikodunun üretildiği bir “ajanlık” misyonu da oynuyor.
Nedir IndyMedia?
IndyMedia (Bağımsız Medya Merkezi), bir grup medya organizasyonu ve yüzlerce bağımsız gazeteci tarafından oluşturulmuş bir internet sitesi. 1999′da, Seattle’da düzenlenen küreselleşme karşıtı eylemlerle birlikte yayın hayatına başlayan bu site daha sonraki küreselleşme karşıtı eylemlerin örgütlenmesinde ciddi rol oynamıştı. Bu eylemlerin ardından çeşitli ülkelerden bu internet sitesi ve haber ağına dahil olma istekleri gelmiş ve yerel IndyMedia siteleri oluşturulmuştu. Site, “Açık Yayıncılık” ilkelerini benimsiyor. Buna göre isteyen herkes, istediği her türlü konuda yazabilir, tartışabilir.
Sitenin bu yönetim anlayışı, yani gönderilenler üzerinde neredeyse hiçbir denetim uygulanmaması istanbul.indymedia.org’u, sitenin temel yayın kurallarına bile uymayan haber ya da yorumların, porno resimlerin, küfürlerin, hakaretlerin vb. her türlü iğrençliğin de rahatlıkla yeraldığı bir site haline getirdi. Hiçbir “özgürlük” anlayışına sığdırılamayacak bu kokuşma ve çürümeyi art niyeti olmayan hiçbir insan da kabul edemez.
Bu durumdan dolayı site yöneticilerini rahatlıkla suçlayabiliriz. Öyle ya az biraz denetim uygulasalar bunların birçoğu olmayacak. Ne kadar “iyi niyetli” olursa olsun yaptıklarının daha doğrusu yapmadıklarının devletin ekmeğine yağ sürdüğü ortada. Fakat asıl tartışma konumuz bu değil.
Hırsızın hiç mi suçu yok?
Türkiye Devrimci Hareketinin nitelikli kadrolarının sayısındaki azalmayla birlikte devrimci hareketin saflarında daha fazla yer bulmaya başlayan lümpen gençliğin, siyaset anlayışı ve kadro eğitimi politikalarındaki daralmayla orantılı olarak kendini daha belirgin şekilde ortaya koyduğu bir süreçten geçiyoruz. Yalnızca internet sitelerinde değil, semtlerde, üniversitelerde, işçi sınıfı içerisinde daha sık karşılaşmaya başladığımız bu kadro ve taraftarlar ne yazık ki birçok durumda “devrimci” siyasetin uygulayıcıları durumundalar. Fakat internetin denetleyen, sorgulayan gözlerden uzak, devrimci duyguların rahatlıkla kaybedilebildiği, kimliksiz, “rahat” ortamı onları en iğrenç yanlarıyla çıkarıyor karşımıza. Bunlara mücadele kaçkınları, dönekler ya da atılan, uzaklaştırılan eski kadrolar eklenince ortaya bir karşı propaganda aygıtı çıkıveriyor.
Yüzyüzeyken akıllardan geçirilmeye bile cüret edilemeyecek en aşağılık küfür ve hakaretler yoldaşlara, siper yoldaşlarına karşı kullanılabiliyor. Polisle yan yana yürümekten bile kaçınan, bırakalım bir polisle konuşmayı onun bulunduğu ortamlarda bile bulunmaktan tiksinen bu insanlar izlendiği, provoke edildiği ayan-beyan ortada olan bir sitede kendi örgütleri, yoldaşları, siper yoldaşları hakkında dedikodular yayabiliyor, iftira ve karalamalarda bulunabiliyor, birbirlerine ajan, polis, provokatör olmakla suçlayabiliyorlar. İşkence tezgahında günlerce direnen, kendilerini, yoldaşlarını ele vermeyenler bu site üzerinden kendilerini ve örgütlerini ele verebiliyorlar. Adlarını en temiz duygularımızla yan yana koyduğumuz, belleklerimizin en temiz sayfalarında sakladığımız devrim şehitleriyle ilgili tartışmalarda dahi küfür ve hakaretler, aşağılamalar yer alabiliyor.
Ama hayır, bu sitedeki “tartışmalara” ortak olan, kullanımını teşvik eden, burayı bir propaganda ya da örgütlenme alanı olarak görmeye devam eden herkes kendini sorgulamalıdır! Bu site üzerinden küfür ya da hakaret edenler bunu tüm dünyanın gözü önünde yapmıştır, yalnız kendini değil, örgütünü, devrimci hareketi küçük düşürmüş, aşağılamış, karalamıştır. Kendi örgütleri, yoldaşları, siper yoldaşları hakkında dedikodu, karalama ya da iftirada bulunanlar bunun için en iğrenç yöntemi seçmiştir. Başkaları ya da kendileri hakkında bilgi verenler çözülmüştür, ajanlık, işbirlikçilik yapmıştır! Yani bir devrimci değildir, olamaz!
Bu bizim ayıbımız
“indymedia tüm dünyada anarşist ve anti otoriterlerin alternatif haber sitesidir. böyle olması her türlü sol habere yayınlanma hakkı vereceği kadar bunu yeri geldiğinde kullanıp yeri gelince de yerin dibine batırmaya çalışan bazı “solcu” lara da “kardeşim beğenmiyorsan git kendin site yap orada ne halt baskıcı haberler yayınlarsan yayınla” deme hakkını getirmektedir. hiç kimse “özelliklede” “hiç bir özgürlükçü etikten nasibini almamış otoriter sosyalistlerin” buna hakkı yoktur. hem anarşistleri karşı devrimci göreceksin,sorada özgürlükçü ideallere bağlı bir sitede boy boy stalin fotoğrafları yayınlayıp kullanacaksın,sorada bazı faşistler sitenin özgürlükçü yapısını sabote ettiklerinde suçu indylere atıp verip veriştireceksin.üstelik bun yaparkende en az faşistler kadar ahlaksız bir dil kullanacak,faşistmi polismi olduğu belli olmayan birilerinin oyununa düşeceksin. bunun temelinde siyasi ahlaktan nasibini alamamak olduğu kadar,anti özgürlükçü,otoriter geleneğin çelişkili tarihi yatmaktadır.”
Buna benzer bazı yorumlar, geçtiğimiz günlerde faşistlerin ya da polisin siteye porno resimler yolladığı ve siteyi takip eden “devrimcilerin”, “Bu siteyi boykot edelim”le başlayıp site yöneticilerine küfür eden yazı ve yorumlarından sonra istanbul.indymedia.org’ta yer aldı. Denetimsizliği savunan bu anlayış sitenin bu hale gelmesinin tek sebebi olarak devrimcileri gösterebiliyor. Bunu yapan yalnızca anarşistler değil, karşıdevrimci İP çetesi bile bu “düzeysizlikte” tartışamayacağını söyleyebiliyor!
Elbette, sitede yeralan bütün küfür ve hakaretlerin devrimciler tarafından yazıldığını düşünmüyoruz, fakat hepsinin de polisin ya da faşistlerin işi olduğunu düşünecek kadar da saf değiliz. Kim yapıyor olursa olsun fatura Türkiye Devrimci Hareketine kesiliyor. Ve karşı devrim bu bulunmaz fırsatı oldukça iyi kullanıyor.
Yıllardır binbir ayak oyunu ve manipülasyonla kirletemediği devrimci değerleri ve idealleri ayaklar altına alma işini, bu sitede “devrimcilere” yaptırtıyor!
Kendi alanlarımızı yaratmalıyız
istanbul.indymedia.org neden değil bir sonuçtur. Devrimci hareketin; kadro politikası, güvenlik, teknolojinin kullanımı, temel devrimci değerler ve ideallerin yaşatılması konusunda bir dizi dersler çıkarması gereken bir sonuç. Her türlü denetimden uzak yapısı yüzünden bu site devrimci harekete dönük her türlü kirli saldırı için rahatlıkla kullanılabiliyor. Bir anda “PKK’li”, “Cephe’li”, “MKP’li”, “MLKP’li”, “TİKB’li”, “TKİP’li” oluveren birileri(!) bu örgütler adına her türlü düzeysizliği sergileyebiliyor. Hatta bir kişi aynı anda bunlardan hepsi birden olup kendi kendine de tartışabiliyor!
Hiçbir devrimci, böyle bir ortamda bir an bile bulunmamalıdır. Fakat bu asıl sorunu ortadan kaldırmıyor; Türkiye Devrimci Hareketinin siyaset ve kadro anlayışındaki tıkanma. Burjuva bireyciliğine teslim olmuş bir kolektif anlayışı. Devrimci değer ve ideallerin ayaklar altına alınmasına göz yumma. Propaganda adına kendini ve devrimci hareketi en iğrenç yöntemlerle karalama, küçük düşürme…
Yazılanlar o sitede kalmayacaktır! Devrimci dayanışma ihtiyacının her geçen gün kendini daha da fazla hissettirdiği böyle bir süreçte bu tarz internet siteleri üzerinden yayılan çirkef dedikoduların, küfür ve hakaretlerin, karalama ve düşmanca tavırların devrimci hareket için pek de iyi sonuçlar doğurmayacağı ortada.
Kendisine saygısı olan, devrimci değerleri ve ruhu, küçük ve basit hesaplara kurban etmeyecek hiçbir devrimci örgüt, çevre ya da birey bu kokuşmuş ve şaibeli kanalı kullanma küçüklüğüne tenezzül etmez, kadro ve taraftarlarının etmemesi için de gerekli özen ve hassasiyeti gösterir. Kendi adımıza biz, bu konuda kesin bir kararlılık ve hassasiyet içindeyiz. Birçoğu kontrol dışı taraftarlarımız tarafından, yayınlarımızdan alınan ve bize ait imzalar/simgeler kullanılarak yansıtılmış az sayıdaki haber ve açıklamalar bile uzun süreden beri kesilmiştir. Bütün devrimci örgüt, çevre ve bireyler de aynı sorumluluğu sergilemekle yükümlüdür.
*17 Ocak 2006 tarihli Ufuk Çizgisi'nin 30. sayısından alınmıştır.