1978 Mart'ının 16'sı Beyazıt Meydanı 7 devrimcinin kanıyla kızıla boyandı...
KOMÜNARCA
Bugün saniyede binlerce insanın soluk soluğa geçip gittiği kaldırımlarda 7 genç devrimci soluğunu yitirdi 30 yıl önce. Patrona Halillerin idamını metanetle karşılamış meydan, 1977 1 Mayısı'na kadar süren grevlere kucak açmış, köpürüp taşmıştır. Aynı meydan aynı kaldırımlar 1978 Martı'nın on altısı bir öğleden sonrasında eski metanetini sükûnetini ihanetini tekrar hatırlatır. O gün paylaşılan öğle arası simitleri ya da birbirinin kafasını kırarcasına tartışılan fikirler değildir. Düşüp yüzlerce parçaya bölünen şarapnellerdir.
- GERİ DÖN!
Bu komut bombayı atanları ve öğrencilerin üzerine kurşun yağdıranları görüp takip etmeye çalışan polis memurlarına bugünün Ogün Samastlarını yaratan Trabzon emniyet müdüründen gelen komuttur: Reşat Altay!
Öğrencilerin okula giriş çıkışlarında onları "korumaktan" sorumlu polis memurlarının oluşturduğu ‘merasim birliği’ o gün planlara göre onları bu ‘merasim’de yalnız bırakacaktır. "Koruma"dan sorumlu polisler Süleymaniye çıkışına yönelen devrimci öğrencileri Meydana açılan kapıya yönelmeye zorlarlar.
- Beyazıt Komünistlere Mezar Olacak!
Bu cümle zihinlerinde, dudaklarında kazılı Milliyetçi Cephe, merasimin’i kusursuz gerçekleştirmiştir. Beyazıt, Mart’ın 16'sı, bu öğleden sonrasında bomba sesine, kurşun sesine, insan çığlıklarına boğulur.
Evet, Beyazıt o gün bu gencecik bedenlerin incitildiği yerdir. ‘Mezar’ sadece 7 bedenin soluklarını yitirdiği 50'ye yakın öğrencinin yaralar aldığı yerse, aldıkları yaralarla yere serildikleri yerse; istenilen olmuştur.
Ancak Hukuk ve İktisat Fakültesi'nden bu devrimci 7 insanın yiten yaşamları, aynı akşam okulu işgal eden, sabaha kadar onların resimlerini kâğıtlara nakşeden diğer devrimci 2000 öğrencinin soluğunu, inancını, öfkesini nasıl tüketebilir?
Ve faili meçhul(?) bir Beyazıt Katliamı’nın o günden bugüne, yargılanan yargılanmayan, aranan, aranmayan, konuşacak diye öldürülen, işini iyi yaptı diye terfi ettirilen failleri, komiserleri, emekli yüzbaşıları, milliyetçi partinin üyeleri, ülküdaşlarının dernek üyeliği birlikteliği; diğer yanda aynı ülkede zaman aşımına uğratılmaya çalışılan davası, davayı sonuçlandırmaya çalışan hukukçular, saklanan deliller...
Faşist hareketin kurmayları bu zamanın ve her zamanın katliamlarının doğurucusu oldular. 16 Mart sadece bir gün, Beyazıt sadece bir yerdir.
Bu meydanların soluğu, direniş zamanlarında köpüren coşkusu, hain çetecilerin ellerinden çıkan bombalarla, kurşunlarla, püskürttükleri kinle tükenecek değildir!
Devrimciler Öldü, Yaşasın Devrim!
Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceğiz!