Siyasi tutsaklara özgürlük

Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Günü dolayısıyla Almanya'da uluslararası etkinlik yapıldı

DÜNYA
Pazartesi, 17 Mart 2008 (18 yıl 7 ay önce)

18 Mart tüm dünyada Uluslararası Siyasi Tutsaklar Günü. Bu günde siyasi tutsakların yaşadığı devlet terörü teşhir edilirken, özgürlük istemi uluslararası bir boyut kazanarak bilince çıkartılıyor.

15 Mart günü Almanya'nın Stuttgart şehrinde, Suttgart Dünya Enternasyonal Eylem Birliği tarafından bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe ağırlıklı olarak Alman anti-faşist gençleri katıldı. Filistinli, Türk ve Kürt devrimcilerin de katıldığı etkinlikte "Siyasal tutsaklar terörist değildir" ekseninde konuşmalar, tartışmalar yapıldı. Ve somut olarak neler yapılması gerektiği üzerine tartışıldı.

Avrupa Demokratik Kitle Örgütleri Platformu (DKÖP-A) adına TİKB yöneticisi olduğu iddiasıyla uzun yıllar cezaevlerinde kalan eski bir siyasi tutsak konuştu.

Konuşma "Türkiye'de kitlesel siyasal tutuklamalar işçilerin emekçilerin öğrencilerin ve Kürt halkının mücadelesinin yükselişine paralel gelişir. Politik tutsaklık işkenceler, gözaltında kayıplar, sokak ortasında kurşunlanmalar, idamlar ile birlikte düşünülmelidir. Komünistler, devrimciler, anti-faşistler, ilericiler, aydınlar, Kürt yurtseverleri her dönem dışarda yükselen mücadelenin önünü kesmek, kuşak kopukluğu yaratmak amacıyla egemenler tarafından cezaevlerine tıkılmışlar ve devletin elinde rehin muamelesi görmüşlerdir. Buna rağmen Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde direniş geleneği güçlüdür, bir devamlılığa sahiptir" girişiyle başladı.

Konuşmacı daha sonra, 1950 TKP tevkifatından bu yana, dışardaki mücadele koşulları ile kitlesel tutuklamalar, işkenceler, idamlar arasındaki ilişkiye değindi. 1968 yılları ve 12 Mart askeri faşist cuntasına nasıl gelindiğinin, 12 Eylül faşist cuntasının hangi koşullarda işbaşına getirildiğinin aktarıldığı konuşmada, 1982 Diyarbakır cezaevi gerçeği, 1984'te TİKB ve DEV-SOL militanlarının yaptıkları ölüm orucu eylemi ve amacı, 1996 ÖO-Süresiz Açlık Grevi direnişleri, 2000 19 Aralık katliamı ve ÖO eylemleri anlatıldı. Cezaevleri katliamlarının da anlatıldığı konuşmada, siyasal tutsaklara özgürlük talebiyle uluslararası bir hareketin yaratılması gerektiği ve bunun önemine değinildi.

Alman katılımcılar ağırlıklı olarak, Alman devletinin Türk ve Kürt politik tutsakları "Türkiye'de artık demokrasi vardır" diyerek sınırdışı etme uygulamasına karşı durulması gerektiğinin altını çizdiler.

Etkinliğe Fransa'dan katılan Avrupa Filistinli Tutsaklarla Dayanışma Birlikteliği temsilcisi Jamalat Abu Yousef, İsrail cezaevlerinde bulunan 12 bin Filistinli tutsağın durumunu anlatırken yer yer gözyaşlarını tutamadı. İşkence gören, öldürülen, sorgusuz sualsiz cezaevlerinde tutulan ve avukatları dahil hiç kimseyle görüştürülmeyen tutsakların durumunu rakamların somutluğunda anlatan Yousef konuşmasına, Abbas işbirlikçi yönetiminin İsrail ile barış görüşmelerinin nasıl bir aldatmaca olduğunun teşhiri ile devam etti. Ve "Bunlar sadece rakam değildir. Herbiri özgürlük için savaşan canlardır" diye sürdürdü. Yousef'ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi.


Filipinler'de 1977-1987 yılları arasındaki tutsaklığı devrimci kitle hareketi ile sona eren CPP kurucusu Sison'un etkinliğe katılımı AB "demokrasisi" tarafından engellendi.

En büyük işkence tecritti


Etkinlik Hollanda'dan çıkış yasağı olan Maria Sison ile kurulan sinevizyon konferans ve sorulan sorular ile devam etti. Sison Devrimci Filipin Komünist Partisinin (CPP) kurucusu ve Demokratik Cephe siyasi danışmanı. Avrupa Birliği'nin terör listesinde yer aldığı gerekçesiyle evi basılan ve Scheveningen Cezaevi'nde 14 gün tecrit koşullarında yaşayan Sison daha sonra serbest bırakıldı. Sison kendi durumunun Filipinler'deki siyasal tutsakların durumunu da yansıttığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
Türkler, Filistinliler ve Almanların birlikte çalıştığı, Stuttgart Enternasyonal Platformu'nu selamlıyorum. Ne yazık ki, aranızda olamıyorum. Çünkü Hollanda yetkilileri, bu etkinliğe katılmam için gerekli seyahat belgelerini vermeye yanaşmıyorlar. O yüzden, görsel-işitsel yöntemlere basvurmak zorunda kalacağız. Marcos faşist diktatörlüğü döneminde, 1977'de 4 yoldaşımla birlikte tutuklanarak, Filipin ordusunun istihbarat karargahı Fort Bonifacio'ya götürüldüm. Marcos'un karşısına çıkarıldım. Ellerim kelepçeli olarak, mutlak tecritte tutulduğum hücreden defalarca sorguya alındım. Filipin MK'ya benden sonra gelenlerle ve üslerimizle ilgili bilgi edinmek istiyordu sorgucular, her defasında susma hakkımı kullandım. 1987'ye kadar bu hücrelerde tutuldum.

10 yıllık tutsaklığım boyunca, yasadığım en büyük işkence tecritti. Tutuklanma nedenim, Filipin Komünist Partisi'nin başkanı olarak, 1968'den beri Amerikan güdümlü Marcos rejimine karşı savaşmamdı. Avukatlarımın ve benim askeri komisyonların önündeki taktiğimiz, zaman kazanmak ve hızlı sonuca gidilmesini engellemekti. Çünkü dışarda CPP'nin (Filipin Komünist Partisi) kitlesel gücü hızla artıyordu. 1983'te Marcos, siyasi rakibi Benigno Aquino'yu öldürterek, hayatının hatasını yaptı. Büyük bir kitlesel protesto dalgası eşliğinde; NPA (Filipin Ulusal Demokratik Cephe) gerici ordu ve polis güçlerine karşı saldırılarını yoğunlaştırdı. Sonuçta, ABD, Katolik ve diğer hıristiyan piskoposları, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının ezici bir bölümü, Marcos'tan desteğini çekti.

Politik tutsaklar, cezaevi içinde farklı direniş biçimleri geliştirdiler. İdeolojik, politik, kültürel, ekonomik ve teknik çalışmalara giriştiler. Parti grupları, kitlesel oluşumlar ve protesto komiteleri oluşturdular. Tutsaklarla çeşitli görüşlerden ziyaretçiler arasında bir ittifak örgütlediler. Eski tutuklular derneği, cezaevi dışında cephe karakterinde güçlü bir hareket yarattı. Bu arada ben de dışarıya çeşitli yazı ve şiirlerimi çıkarmayı başardım.

Diğer ükelerden parlamenterler, sendikacılar, kadın ve genç aktivistler, meslek grupları, bilim insanları ve sanatçılar, dini önderler, insan hakları savunucuları, Filipinli tutsakların mücadelesini desteklediler. Tecritteyken kendime diyordum ki, "Her geçen gün, özgürlüğe doğru bir adım daha". Sonuçta, devrimci kitle hareketi sayesinde özgür bırakıldım.
Etkinlik ilgi çekici sorularla devam etti.