Liseliye sendika lazım

Liseliye sendika lazım ama sendikayada liseli... Öğrenci Birliği'nden:

GENÇLİK
Perşembe, 27 Mart 2008 (18 yıl 2 ay önce)

Öğrenci Birliği, Mart 2008, Sayı: 5

Herhangi bir yer, herhangi bir gün, herhangi birimiz için sıradan bir gün. Nasıl geçiyor sıradan bir gününümüz?

Sabahın köründe istemeye istemeye kalkılır. Giyinilir. Basit bir kahvaltı ya yapılır, ya da çoğu zaman vakit yoktur yapılmaz. Apar topar evden çıkılır. Okula gidilir. Sabah töreninde bize anlatmayan vaazlar dinlenir. Kılık kıyafet kontrolü vardır, saça eteğe, çoraba, kıravata bakılır. Beğenmediler ise işin yaştır. Okulun önünde rezil edilirsin.

Dersler başlar. Adları farklıdır ama hepsi nedense birbirine benzer. Matematikte formüller anlamadan ezberlenir, tarihte "şanlı devletlerin" fetihlerini dinlersin ama "insan" yoktur. Mutlaka dersin birinde bilmem ne için para toplanır, spor parasıdır, karne parasıdır, tadilat parasıdır. Ama kaloliferler yanmaz nedense hiç okulda. Tenefüslerde kavga çıkar, bıçaklama olur. Öğle arasında yanında getirdiğin yemeği yersin ya da cebindeki üç kuruşla kantinden bir şey almaya çalışırsın.

Okul çıkışında "torbacılar", porno cd satıcıları bekler. Kapıda bizi "pek bir dikkatli" süzen polis nedense bu adamlara ses etmez. Zaten polisin işi seninledir. Dışarıda bir gösteriye katılırsın, ertesi günü kendini polislerin şahitliğinde disiplinde bulursun. Çantandaki kitap yüzünden ceza alırsın. Okulda ve mahallede çeteler vardır, kimi zaman Kürt olduğun için kimi zaman "yan baktığın için" çetelerin hedefi olursun. Okul dışındaki zamanda harçlığını çıkarmak için part-time çalışırsın, bazen yorgunluktan okula gelemezsin.

Bahsi geçen meslek lisesi ise bunlara bir de ders diye girilen stajlar eklenir. Aynı işi yaptığın işçinin üçte biri kadar para alırsın, bazen onu da alamazsın. Sigorta yoktur, sendika haaşa! Dayak, taciz, hakaret vardır onların yerine. Okulla ortak çalışan şirketlere kar üstüne kar getirilsin ama iş ücrete gelince planlarda yoksundur.

Dershane vardır okuldan sonra bir de. Ailenin elinde avucunda ne varsa seni gönderdiği dershanede gelecek kaygısı, ÖSS sıkınıtısı basar üzerine. Bambaşka şartlarda bambaşka ortamlarda, olanaklarla okuyan yaşıtlarınla aynı sayıda soruyu çözebilmen lazımdır "başarılı" sayılmak için.

Ve eve dönülür yeniden. Beyni saçma sapan şeylerle doldurulmuş, hayalleri boşaltılmış, bosası çıkarılmış olarak. Herhangi bir gün, günlerimiz böyle geçiyor. Hemde en güzel çağımızda...

Liseliye sendika lazım


Tek tipleşmiş, tepki göstermeyen, düşünmeyen, sorgulamayan, düşünülse de sadece onların çıkarları için düşünen bir gençlik kuşağı yaratmak istedi 12 Eylül darbecileri. Piyasada alınıp satılır oldu yaşamlarımız. Yozlaşma, tepkisizleşme, bencilleşme, rekabetçilik, "her koyun kendi bacağından"cılık, Polat Alemdarcılık aşılanmaya çalışıldı. Ama gördük ki yalnız başımıza olmuyor bu işler. Tek başımıza bir hiçiz bu kaos ortamında ve sistemin çarkları arasında ezim ezim eziliyoruz. Her koyun kendi bacağından asılmıyor, hepimizin kaderi birbirimize bağlı. Ve ancak birlik olursak bu cendereyi kırabileceğiz.

Küçük yağmur damlalarının sel olması gibi, hepberaber durursak bir güç olabiliriz. Kendimizi içerisinde var edebileceğimiz, bu pazarda bizim hakkımızı savunacak bir örgüte ihtiyacamız var. ÖSS'ye karşı mücadele edecek, idare baskılarına karşı özgürlüklerimizi savunacak, parasız eğitim demokratik lise isteyecek, staj sömürüsüne son diyecek, çetelere karşı bizim gücümüz olacak bir örgüt: Bunun adı Öğrenci Sendikası.

Sendikaya liseli lazım


Öğrenci Birliği olarak 2005 yılında düzenlediğimiz sempozyumdan beri öğrenci sendikasına olan ihtiyacımıza dikkat çektik, "biz de varız yürünecek bu yolda!" dedik. Paralı eğitim, diplomalı işsizlik, özgürlük alanlarımızın daraltılması gibi saldırılar liseli, üniversiteli, dershane öğrencisi hepimize yöneltiliyor ve bunların üstesinden de ancak hep beraber mücadele edersek gelebiliriz dedik.

3 yıldır çalışmalarını yürüttüğümüz öğrenci sendikamız ete kemiğe bürünmeye başladı. 15 Aralık'ta gerçekleştirilen Genç-Sen Kurucu Genel Kurulu ilk adım oldu. Şimdi Haziran ayında gerçekleştirilecek olan Genç-Sen Genel Kurulu'na hazırlanıyoruz. Her ne kadar Genç-Sen içerisindeki liberal, reformist blok biz liselileri resmi olarak görüp karar organlarında yer almamızın önünde set oluşturmaya çalışsa da bizler liseliler olarak gençlik hareketi içerisinde olduğu gibi Genç-Sen'de de en az üniversiteler kadar özne olduğumuzun bilincindeyiz. Fasülyeden; "MYK'da bir liseli olsun bari(!)" yaklaşımıyla hareket eden anlayışlar şunu iyi bilmelidirler ki, bugün için dağınık, maddi anlamda ciddi bir örgütlü güç değilsek de bu sürgit devam etmeyecek. Demokratik Üniversite Kurultayı ve Demokratik Lise Sempozyumu'nda öğrenci sendikası fikrini ortaya atarken de, tartışırken de, bu kararı oylarken de nasıl özne olabildikse bundan sonra da sendika çalışmasının öznesi olacağız.

Liseli gençlik hareketin yaratmada Genç-Sen en önemli silahlarımızdan bir tanesi. Üyelik kampanyalarıyla, şubelerimizle, temsilcilerimizle ve ille de sokak eylem ve etkinlikleriyle, nitelik ve nicelik olarak güçlenerek ve derlenip toparlanıp örgütlenerek Haziran ayında yapılacak olan Genç-Sen Genel Kurulu'na liseli soluğunu taşıyacağız. Söyleyecek sözümüz eyleyecek eylemimiz var! 3 yılı devirsek de, asıl şimdi başlıyoruz.