MYO'luya sendika lazım

"Bilgi parayla satılıyor, öğrenciler işçileştiriliyor." Demokratik Üniversite'den:

GENÇLİK
Perşembe, 27 Mart 2008 (18 yıl 2 ay önce)

Demokratik Üniversite, 7 Mart 2008, Sayı: 11

Merhaba,
Ben Celal Bayar Üniversitesi Salihli MYO’da okuyan işçi-öğrencilerden biriyim. Yaşadığım sıkıntıları, sorunları sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü biliyorum ki benim durumumda olan çok fazla arkadaşım var. Bu yazıyla onların da düşüncelerinin dili olacağımı da biliyorum.

Deri konfeksiyon bölümünde okuyan bir öğrenciyim. Okuduğum bölüme istemeyerek geldiğimi en başta söylemek istiyorum. Bu bölüme meslek lisesi çıkışlı olduğum için yatay geçişle yerleştirildim. Yani tercih hakkım yoktu. Bu bölümde kendi isteğiyle geleni de duymadım desem abartmış olmam. Dediğim gibi bize tercih hakkı bırakmıyorlar. Amaçları açık ve net, bu kapitalist sömürü düzenine daha çok sömürecekleri işçiler yetiştirmek. Bu okula çok büyük umutlarla gelmedim. Çünkü ML çıkışlı olduğum için lisede yaşadıklarımdan yüksek okul diye tabir edilen bu okulda yaşayacaklarımı az buçuk tahmin ediyordum ve tahminlerimde de yanılmadım. 2. öğretim öğrencisiyim, dönem başına 347,00 YTL har(a)ç ödüyorum ve karşılığında eğitim alamadığım gibi üstüne üstlük bir de sömürülüyorum.

Gelgelelim İş Hukuku dersine. Hukuk dersi mi din dersi mi belli değil. Hocamız ilahiyat mezunu da. Derslerimizi hep anayasayla dinin karşılaştırılmasıyla geçiyor, her seferinde İslam dinine insanların yanlış yerden baktığını din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının gereksiz olduğu saçmalıklarını anlatıp duruyor. Din hukuku, afedersiniz iş hukuku diyecektim dilim sürçtü, hocamız daha derse ilk girdiği gün bize ‘nasıl olsa geçemeyeceksiniz o yüzden kitap almanıza gerek yok’ dedi. En büyük hayalinin stadyumda bütünleme sınavını yapmak olduğunu vurgulayarak. Bu sadece bir tanesi...

Ve işte beni hem maddi hem de manevi yönden en çok yıpratan ders ATÖLYE.

Her sınava değişik bir ürünle gitmek zorunda olduğumuz (etek, ceket, çanta, kemer vb.) ve bunun için de maddi yönden hiçbir destek görmediğimiz gibi ürettiğimiz ürünleri de elimizden alıyorlar. Bu ürünler de okul tarafından yapılan defilelerde sunulup satılıyor. Parası ise döner sermayeye yani okula kalıyor. Buna bir tepki gösteremiyoruz çünkü ucunda NOT kaygısı var. Malum okulu bitirmek zorundayız. Bazen kendimi tutamıyorum ama tek başıma olduğum için bir işe yaramıyor.

Hem maddi olarak sömürülüyoruz hem de emeğimiz sömürülüyor. Zaten çok zor geçiniyorum. Salihli’de devlet yurdu olmadığından mecburen özel yurtta kalıyorum. Yurtta yemek yok, kahvaltı desen 3-5 zeytin, peynir ve reçelden ibaret, doymak mümkün değil. Bu koşullarda bir de deri masrafı, yemek parası derken sosyal hayat sıfır. Para yettirmek mümkün değil. Son darbeyi de sağolsun okul müdürümüz vurdu. Saygıdeğer okulumuz CBÜ 8 Mart "kadınlar günü" münasebetiyle 6 Mart’ta sadece kadınların izleyeceği bir defile düzenliyor rektörlükte. (8 Mart’tan anladıkları bu) Bu defile için deri konfeksiyon öğrencileri sabahtan akşam geç saatlere kadar karşılıksız çalıştırılıyorlar. Müdür (patron) bu esnada kaybolan dikiş malzemeleri olduğunu iddia ederek, deri dikiminde kullandığımız: uya, makas vb. malzemelerin artık öğrencilere verilmeyeceğinin haberini yolladı. Bundan sonra bu malzemeleri öğrenciler kendileri alacaklarmış. Sanki malzemelerin parasını kendi cebinden veriyormuş gibi bir de bunu söylüyor. Zaten o malzemeleri biz alıyoruz verdiğimiz har(a)çlarla alınıyor.

Okullarımız kapitalist düzene uyduruluyor. Bilgi parayla satılıyor, öğrenciler işçileştiriliyor. ML ve MYO’lar özel şirketlerin taleplerine göre yapılandırılarak veliler ve öğrenciler hangi şirketin okuluna gitsek diye düşünür hale getirilecekler. Gidişat bunu gösteriyor. Bazen düşünüyorum, sömürüye göz yumarak, elime almak için uğraştığım o kağıt parçası (diploma) ne kadar işime yarayacak diye...