Zeynep 1 Mayıs’a geliyor

Zeynep'le tanışın. O işçi onurunu yaşatan bir tekstil işçisi. Zeyneplerle tanışın...

KADIN
Çarşamba, 16 Nisan 2008 (18 yıl 1 ay önce)

Akşam iş çıkışı Çağlayan'da arkadaşlarla buluşup 1 Mayıs’la ilgili neler yapacağımızı konuşacaktık. Buluşmaya daha zaman vardı, ben de bildiri vermek için bir işyerine uğradım. Zaman çok çabuk ilerledi. Tam çıkacağım sırada genç bir kadın içeri girdi. "Bildiri kaldıysa Zeynep’e ver. O okur, solcudur o solcu" diye takıldı bir işçi.

Her patronuyla kavgalı


Zeynep'e bildiriyi uzattım. Bir bildiriye bakıyor bir bana. "Neden solcu diyorlar sana?" diye sordum. "Haksızlığa karşı çıkıyorum da ondan" dedi ve devam etti:
2 yıldır Çağlayan'da çalışıyorum. Bütün çalıştığım atölyelerden kavga ederek ayrıldım. Ben haksızlığa tahammül edemiyorum, benim için geçimsiz diyorlar.
- "O zaman 1 Mayıs’a geleceksin değil mi?" dedim.
Yüzüme tuhaf tuhaf baktı.
- "Yoksa sen 1 Mayıs’ın ne olduğunu bilmiyor musun?"
Kızardı bozardı, başını önüne eğip mahçup bir şekilde "Yok bilmiyorum" dedi.
- "Tamam canım, ben sana anlatırım."

1 Mayıs yeniden doğmalı


Hızlı hızlı anlattım. Bir yandan geç kalmıştım, beni bekleyenlere yetişmeliydim. "1 Mayıs’ın ortaya çıkışına sebep olan olaylar aslında bugün de yaşanıyor. Çalışma koşullarımız o günkünden farklı değil ki" dedi.

"Biz de zaten 1 Mayıs’a kendi taleplerimizle ve kitlesel gitmemiz için çaba sarf ediyoruz" dedim.

Okuldan atölyeye


Kendisi de ayaküstü bir çırpıda hayatını anlattı. Annesi babası şiddetli geçimsizlikten ayrılmış; iki defa ayrılıp evlenmişler, şimdi de ayrılarmış. Babası alkolikmiş, içip içip dağıtıyormuş. Kendisi daha önce babasının yanında Konya’da yaşıyormuş. Babasının aşırı içmesinden kaynaklı iki sene önce liseyi bırakıp annesine gelmiş. O gün bugündür konfeksiyonda çalışıyormuş:
Çalıştığım yerde nakış yapıyoruz, ev tekstili yani... Kadınlar çoğunlukta hepsi kocalarından dertli.

İşçilerin geleceği yok, kadınların hiç yok


"Neden liseyi bıraktın?" diye sordum. Cevabı şöyle oldu:
Artık okulda bir gelecek mi var abla? Okuyanları da görüyoruz. Gerçi işçilerin de artık bir geleceği kalmadı, hele kadınların hiç geleceği yok. Ne yapalım yaşamak için bir şekilde çalışmak zorundayız.
Ben ona sosyal güvenliği anlatırken birden daldı. "Ne oldu dedim seni sıktım mı?" diye sordum. "Yok, abla" dedi; "1 Mayıs’a nasıl geleceğimi düşünüyorum. İşyerinden asla izin vermezler, ne bahane üreteceğimi kafamda tasarlıyorum."

Daha uzun konuşalım


İş ortamının iyi olduğunu, yalnız ücretlerinin çok düşük olduğunu anlattı:
Biz sigortalı çalışıyoruz. Patrona dedim bana sigorta yapma para ver, kabul etmedi "Yasak" dedi; "biz sigortasız çalıştırmayız". Sigortasız çalıştırmıyorsun da 450 liraya insanlar nasıl geçinsin? Asgari ücretin bile altında.
Saate bir baktım, ben epey bir geç kalmışım. Çantamdan gazeteyi çıkarıp uzattım. Gazeteyi mutlaka okumasını, ne yapıp edip 1 Mayıs’a gelmesini söyledim. Gazetedeki "Ekmek ve Gül" etkinliklerini de okumasını, kadınlarla ilgili kendisinin de şikayetçi olduğu konularla ilgili çalışma yaptığımızı anlattım. Ayrılırken telefon numarasını yazıp bana uzattı:
Her gün saat 18.00’de işten çıkıyorum, mutlaka beni ara. Daha uzun konuşalım. 1 Mayıs’a gelmek için elimden geleni yapacağım.

Zeynepler etrafımızda


Neden bilmem Zeynep beni çok etkiledi. Okulu bırakıp çalışmak zorunda kalması mı? Ayaklarının üzerinde tek başına durmaya çalışması mı? Yaşadığı acıların onu olgunlaştırması mı? Ya da başka şeyler mi bilmiyorum. Gencecik bir işçi kadın, anlatılanları çabucak kavrıyor. Öğrenmek için soru soruyor ve bir çıkış arayışı içinde. Girişken, dost canlısı, çabuk kaynaşabilen, çok sevimli küçücük bir kadın.

Zeynep'le siz de tanışabilirsiniz. Onuruyla işçilik yapan ve işçi onurunu her yerde yaşatan Zeynepler etrafımızda, yanı başımızda... Sadece onları fark etmemizi, elimizi uzatmamızı, doğal öncüler haline gelmek için önlerinin açılmasını bekliyorlar.