Almanya'dan gelen heyetin Newroz raporu: "Şırnak'ta kirli savaş çok belirgindi."
Bremen, Berlin ve Hamburg'tan bir Alman heyeti, Şırnak'ta Newroz'u izledi. Linkepartei (Sol Parti) ve öğrenci gruplarından oluşan heyet, Yaşanacak Dünya gazetesine izlenimlerini aktardı:
"Newroz için yola çıkan heyetimiz, 20.03.2008 günü Şırnak'a vardı. Şırnak'ta kirli savaş çok belirgindi. Şırnak'ın kenarında büyük bir JİTEM merkezi var. Orada tutukladıkları insanlara işkence yapıyorlar. Tehdit amacıyla öyle bir yere kurulmuş ki, bütün kentten burayı görmek mümkün.
Şırnak 50.000 nüfuslu bir kent, ama 10.000 asker var. Türk işgali apaçık, gözler önünde. Kente sivil polis dolmuş ve herkesi kontrol ediyor. 1992 Newroz'u sırasında, Türk devleti, Şırnak'ta 82 kişiyi öldürdü. Sık sık insanlar gözaltına alınıyor ve bu çoğu kez işkence demek, bazen insanlar kayboluyor. Mesela, bu yıl Nisan başında, Zap Nehri'nde tırnaksız bir ölü bulundu. Muhtemelen, işkenceyle öldürülmüş.
Köylerde de çok korucu var ve oradaki Kürt halkı ziraatla yaşayamıyor. Çiftçiler, kentten hayvan yemi almaya zorunlular. Askerin tehdidine rağmen, insanlar çok güçlü ve cesaretli. Onların kaybedecekleri bir şey yok ve onurlu yaşamak istiyorlar. Bu yüzden, yasak olmasına rağmen, 20 Mart'ta Newroz bayramını kutladılar. Kentin farklı mahallelerinde, birkaç bin insan üç büyük ateş yaktılar ve çok güçlü sloganlar atıp, gerilla şarkılarıyla halay çektiler. Çoğu kez, "PKK Halktır, Halk Burada", "Biji Serok Apo" gibi sloganlar attılar. İki gecekondu semtinde şenlikler, rahat geçerken, kent merkezindeki üçüncü festivale polis ve asker saldırdı. Plastik mermi, panzer ve gaz bombalarıyla halka vahşice saldırdılar. Birkaç kişiyi ölümle tehdit ettiler. Dahası, DTP'li belediye başkanı da polisin saldırısına uğradı. Birkaç kişi tutuklandı ama çoğunluk direndikten sonra kaçabildi.
21 Mart'taki resmi Newroz bayramı, saat 10.00'da başladı. Sayısız polis, asker ve istihbarat güçleri oraya yığılıp, halkı kontrolden geçirdiler. Özellikle kadınlara karşı çıktılar Türk devletin iğrenç mantığı belli oldu: Geçen yılki Newroz bayramına katılan kadınlar, kapalı kulübede aranmıştı. Orada kadınlara yönelik cinsiyetçi saldırılar yaşanmıştı. Bu yüzden DTP, bu yıl polisin açık kulübeler kullanmasını talep etti. Polis, yine çok saygısızca davranıp, kadınlara giysilerini çıkarttırarak ve her yerlerine dokunarak arama yaptı. Bu, Türk devletinin cinsiyetçiliğine iyi bir örnektir.
Newroz bayramında Kürtçe konuşmak ve Kürt kıyafeti giymek yasak olmasına rağmen, herkes bu yasağı çiğnedi ve Türk devletine halkın direnmeye hazır olduğunu gösterdiler. 10-15 bin insan, Şırnak'ta gerilla şarkıları söyleyerek ve sloganlarla gösterdiler ki, PKK halkın parçasıdır. Yine, cinsiyetçilik, militarizm ve kadın katliamları da protesto edildi. Festivalda direniş müziği çalındı. Konuşmalarda, özellikle asimilasyon politikasına karşı, barış ve özgür bir hayat talep edildi.
Polis, provokasyonlarına devam ettiyse de, o gün saldıramadı. Mesela, çok defa helikopterlerle festivalin üzerinde uçtular ve Alman panzerlerini kutlama alanına doğru çevirdiler. Newroz'dan iki gün sonra, polis öç aldı ve elli kişiyi tutukladı. Newroz için örgütlenen insanlara, mesela Kürtçe konuşmaktan dolayı dava açıldı. Kaç Şırnaklı'nın hapiste kalacağı şu an belli değil, ama genelde Newroz'dan sonra yaklaşık 2 bin kişi gözaltına alınmış ve 400 kişi tutuklanmış.
Başka kentlerde mesela Van, Yüksekova ve Hakkari´de Türk devleti insanları öldürdü. Şimdiye kadar beş kişi Kuzey Kürdistan'daki Newroz'da öldürüldüler. Ve mesela, kamera önünde polis, 15 yaşındaki bir çocuğun kolunu kırdı. O çocuk, tedavi görmeden şu an hapiste yatıyor ve tedavi olmadığı sürece kolunu kullanamayacak. Birçok insana göre, Türk devleti/ordusu, Güney Kürdistan'daki yenilginin öcünü almak istiyor ve baskıya devam ediyor.
Buna rağmen, bütün Türkiye ve Kürdistan'da milyonlar Newroz'a katıldılar ve savaşı protesto edip, özgürlük talep ettiler. Genelde, Kürt halkı çok güçlü ve devletin vahşetine karşı direnmek için azimkar."

