Hasan Çepe'ye yönelik polis tacizlerinin üst boyuta taşınması üzerine, Yapı Sanatevi bir basın açıklaması yaparak kamuoyunu bilgilendirdi. Yapı Sanatevi: Saldırı örgütlü devrimci kimliğe...
Yapı Sanatevi çalışanlarından Hasan Çepe bir süredir sistemli olarak polis tacizine uğruyor. Ölüm orucu gazisi olan ve Wernice-Korsakof hastalığından dolayı yürüme ve konuşmada sorun yaşayan Hasan Çepe'ye yönelik polis tacizi dün bir üst boyuta taşındı: Sabah saat 9:30-10:00 sularında Yapı Sanatevi'ne gelen iki sivil polis Hasan Çepe'yi sorgulamaya çalıştı, Çepe'nin sert tepkisi üzerine ise silah gösterip tehditler savururarak gittiler.
Hasan Çepe'yi daha önceden de sokak ortasında çeviren sivil bir şahıs “Ben Takvim gazetesinden geliyorum. Bir yazı dizisi hazırlıyorum. TİKB'nin yöneticileri kimlerdir?” diye sormuştu. Çepe hiç bir şey söylemeden ilgisiz bir tavırla yoluna devam edince de “Sen görürsün..” diye tehdit etmişti. Aynı şahıs, akşam üzeri ise resmi bir polis arabasıyla Hasan Çepe'nin yolunu kesip tehditvari biçimde parmak sallamıştı. Bunun dışında da Hasan Çepe, Yapı Sanatevi'ne gidiş gelişlerinde bir çok defa küçük çaplı polis tacizleri yaşadı.
Polis tacizlerinin dün üst boyuta taşınması üzerine, Yapı Sanatevi bugün, İnsan Hakları Derneği'nde bir basın açıklaması yaparak kamuoyunu bilgilendirdi. Çepe'nin aktarımına göre dünkü olay şöyle yaşandı: Hasan Çepe erken saatte Yapı Sanatevi'ni açtı. Saat 10:00 sularında mutfakta çay demlerken kapı sesi üzerine salona çıktı. Çıkar çıkmaz da içeri giren iki kişiden birinin salondaki ayrı bölmeye, diğerinin ise salona yöneldiğini gördü. Hasan'ın “Ne oluyor, kimsiniz?” diye sorması üzerine ise şahıslar “Biz çay içmeye geldik” diye cevap verdiler. Hasan “O zaman oturun” diyerek onları salona oturttu ve çay demlemek için mutfağa gitti. Birinin arkasından mutfağa gelip “Ben merak ediyorum sizin yöneticileriniz kim?” diye sorması üzerine Hasan elindeki çaydanlığı yere atarak “Size çay yok” dedi. Bunun üzerine sivil polis ise montunun altından silahını gösterip “Seninle daha sonra görüşürüz” tehditini savurdu ve çekip gittiler.
Basın açıklamasında saldırının örgütlü devrimci kimliğe ve devrimci sanat kurumlarına yapıldığını belirten Yapı Sanatevi, burjuvazinin ve devletinin faşist pervasızlığını ve çaresizliğini de şöyle dile getirdi: “Pervasızlar; gündüz gözüyle devrimci bir sanat kurumunu basmaya cesaret etmişlerdir. Çaresizler; fiziksel olarak en zayıf ve savunmasız olandan dahi hakettiği yanıtı almış çekip gitmek zorunda kalmışlardır.”
Açıklamaya TUYAB, ölüm orucu gazileri, Sevda Aydın'la birlikte Ayışığı Sanat Merkezi çalışanları, ESP ve DPG katılım göstererek, destek sundu. Basın açıklamasına İHD'den kimsenin katılmaması ise açıklama sonrasında katılanlar tarafından eleştirildi.

Bahara doğru faşist zorbalık hız kazanıyor. Sevda Aydın'ın kişiliğinde kanlı dişlerini gösteren faşizm, Ankara'da devrimci yapılara yönelik ajanlık faliyetlerine de girmişti. Polis tacizleri, Ordu'da, Erzincan'da açık zor ve tekrar ısındırılan linç histerisi, Tuzla Deri-İş yöneticilerine ve direnişteki Cevahir Deri işçilerine karşı kontra saldırıları ve İstanbul'da operasyonlarla eşgüdümlü bir seyir izliyor. Mart-Mayıs sürecine doğru saldırıların boyutu daha da yükselecek.
Faşist baskı ve zorbalık devrimcilere yönelik her saldırısında gereken cevabı da alıyor. Sevda Aydın gibi Hasan Çepe de devrimci kimliği ve yaşamından taviz vermiyor, Erzincan'da engellenen gazete satışı ertesi gün militan eylemlilikle karşılanıyor, Cevahir Deri direnişi Tuzla deri işçilerinin eylemli dayanışması ile devam ediyor...
Fakat saldırıların bütünlüğüne karşın cevaplar lokal düzeyde kalıyor. Mart-Mayıs süreci öncesinde yükseltilen faşist zorbalığa karşı bütünden bir yanıtı; burjuvaziye, MGK, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu, JİTEM, Kontrgerilla ve tüm bu kurumları içinde barındıran faşist devlete karşı, geniş katılımlı militan kitle eylemleri ile olacaktır.