Cumartesi, 3 Mayıs 2008 (18 yıl 5 ay önce)
Almanya’nın başkenti Berlin’de her yıl olduğu gibi bu yıl da 3 ayrı 1 Mayıs kutlaması yapıldı. Sendikaların öncülüğünde gerçekleşen yürüyüş-miting sabah saat 10.00’da DGB (Alman Sendikalar Birliğinin) merkezinin önünden başlayıp, Brandenburg tor’da yapılan mitingle sonlandı. Yaklaşık 4 bin kişi ile gerçekleşen yürüyüşe; IG-metal, Ver.di, GEW, İG-Bau, Polis Sendikası gibi sendikaların yanı sıra, MLPD, linke Parti, DKP gibi Alman sol partileri ile anti-faşistleri ve Türkiye Devrimci Hareketi’nden çeşitli örgüt ve partiler katıldılar.
İyi iş istiyoruz
Miting alanına varıldıktan sonra katılımcı sayısında belirgin bir artış oldu. Geçen yıl ile kıyaslandığında daha canlı bir havada geçen kutlamaya damgasını vuran ana tema neoliberal saldırıların işçi ve emekçilerin yaşamlarında yarattığı yıkıcı sonuçlardı. DGB’nin belirlediği esas tema emek piyasasında her gün daha yakıcı bir şekilde hissedilen kuralsızlaşmaydı.
"İyi iş istiyoruz!" sloganı altında taşeron işçiliğe, düşük ve kuralsız ücret sistemine vurgu yapılırken, asgari ücretin 8 Euro olması talebi bir kez daha dillendirildi. Yapılan konuşmalarda yükselen ırkçılığa da değinilerek, sivil faşist parti NPD’nin kapatılması gerektiğine vurgu yapıldı.
Sermaye temsilcileri neden alanda?
Bu yılki gösterilerde SPD (Sosyal Demokrat Parti)’nin de geçen yıllardan farklı bir katılımla yer alması manidardı. Almanya’da neoliberal saldırganlığın sonuçlarının son yıllarda tüm toplumsal alanlarda daha açık bir biçimde hissedilmesi, 2008’in uzun süreli grevlerle başlamasına da yansıdığı gibi hissedilir bir toplumsal tepki de yaratıyor. SPD gibi sermayenin dolaysız temsilcilerini 1 Mayıs alanına taşıyan da bu! Yanı sıra Alman solundan mesela Troçkist grupların bildiğimiz
"yüksek siyaset" yapan hamasi bir içerik yerine, sınıf ve emekçilerin yaşamsal taleplerini de dile getiren içerikte bildiriler çıkarmayı tercih etmeleri de bununla dolayımsızca ilişkili olsa gerek! Aysbergin görünen yüzünden verdiğimiz bu iki örnek bile çok şey anlatmaya yetiyor.
Fakat sendikal ihanetin dili her yerde aynı! Sınıf ve emekçilerin yaşamlarında her an hissettikleri sarsıntının güçlü bir tepkiye dönüşüp, yolunu bulmaması için ellerinden geleni yapıyorlar! Tam da bu nedenle kayda değer bir 1 Mayıs faaliyeti yürütmediler. Yürütmedikleri gibi DGB başkanı çıkıp;
"Bu yıl katılım geçen yıla göre azdı!" deme pişkinliğini gösterebildi!
1 Mayıs karnaval gömleğine sığmaz
Berlin’deki ikinci 1 Mayıs eylemi de saat 13.00’da Maocu örgütler tarafından yapıldı. Türk ve Kürt göçmen emekçilerinin yoğun olarak yaşadıkları Kreuzberg’de yapılan miting, konuşmalar ve kısa bir yürüyüşle sonlandı. Öğleden sonra ise gelenekselleşen 1 Mayıs festivali başladı. Almanya’nın çeşitli kentlerinden adeta turistik bir ilgi ile Berlin’e akan binlerce insanın da ziyaret ettiği festival alanındaki ruhun 1 Mayıs’ın ruhu ile ne düzeyde uyuştuğu ise tartışmalı! Avrupa’da güçlü bir tarihsel arka plana sahip olan bu geleneklerin, gelinen noktada çağın ruhuna uygun yeni bir silkelenme ile yeniden ruh kazanmaları gerektiğinin her anlamda hissedildiğini söylemeliyiz! 1 Mayıs ile arasındaki yabancılaşmayı, karnavallaşma havasını kıracak sınıfsal bir silkeleniş ve tazelenme ile! O zaman festivaller de daha farklı bir anlam kazanacaktır!

Geleneksel çatışmalar
3. gösteri ise akşam saat 18.00 civarında yine festivalin de yapıldığı Kreuzberg merkezinde, Otonom grupların-Anarşistlerin-Anti-faşistlerin örgütlediği yürüyüştü. Binlerce kişinin katıldığı yürüyüş oldukça canlı bir atmosfere sahipti. Yürüyüş boyunca polisle ara ara gerilimler yaşandı. Teftişe gelen Berlin Emniyet Müdürü'ne taşlar ve şişelerle
"hoş geldin" denilirken yaşanan arbede gibi! Enternasyonal dayanışma vurgusunun sık sık yinelendiği yürüyüşte, anti kapitalist içerikli sloganlar öne çıktı. Taksim’e dair protesto konuşmaları yapıldı, Kürt gerillaları selamlandı! Sonra da Arjantin asıllı hip-hopçu Keny Arkana’nın konseri ile devam etti. Polisle yaşanan sürekli gerilim, gecenin ilerleyen saatlerinde Berlin’in geleneksel çatışmaları ile devam etti.