Perşembe, 29 Mayıs 2008 (18 yıl 4 ay önce)
Stuttgart'ta 23 Mayıs günü Pippa Bacca ile ilgili bir panel yapıldı. Yaşanacak Dünya ve ADHK-Demokratik Kadın Hareketi'nin birlikte düzenlediği panele, yaklaşık 50 kişi katıldı. Yaşanacak Dünya okurları, panelden önce, birçok aileyi evinde ziyaret etti, çalıştıkları işyerlerinde el ilanlarıyla etkinliği duyurdular. Ekip çalışması, sunumun içeriğine ve çerçevesine de yansıdı. Ön toplantılarda yapılan beyin fırtınası, kolektif bir çalışma olarak sunumun içeriğini de belirledi.
Yaşanacak Dünya Stuttgart temsilcisi, konuşmasına şöyle başladı:
Pippa Bacca'nın öldürüldüğü gün, burjuva gazeteler Merkel'in dekoltesini, Carla Bruni'nin çıplak fotoğraflarını yayınlıyorlardı. Pippa Bacca'nın öncesinde 17 aylık bebeğe tecavüz vb. bir sürü başka olay var. Hemen sonrasında Danimarkalı turiste tecavüz olayı yaşandı. Gazetelerin 3. sayfaları cinnet ve tecavüz haberleriyle dolu. Toplumsal kriz manzaraları bunlar.
Ayrıca, 2000'lerde ivmelenen yeniden yapılanma ve yıkım sürecine, Türkiye faşizminin din, hukuk, eğitim sistemi vb. gerici kurumlarıyla, kadına dönük şiddeti nasıl meşrulaştırdığına, TÜSİAD başkanı kadınla Novamed işçisi kadının sorunlarının aynı olmadığına, kadının sadece mağdur olmayıp, sınıfsal mücadele içinde kendi kişiliğini bulduğuna, Avrupa'da kadının hakları özelinde hukuk sisteminin şu anki durumuna ve son olarak da toplumsal kirlenmenin ve mücadeledeki gerilemenin biz devrimcilere yansımalarına ve buna karşı siyasal ortamlarda ve aile içinde tavır alınması gerektiğine değindi.
Kadın izleyicilerden bazıları tarafından yapılan konuşmaların ana hatlarıysa şöyleydi:
1. Erkeklerin aldatması konu olmuyor da, kadınların aldatması neden öne çıkıyor? Her erkek en az bir kere aldatmıştır. Bir devrimci örgüt kitlelere gitmiyorsa... Kadın olmayan yerde bir adım ileri atılmaz. Hangi erkek evde eşine eşitlik tanıyor? Biz devrimciler olarak nerdeyiz?
2. Biz buraya geldik de, kurtulmadık ki. Kadın hareketinin gelişimi, zaten çok geç olmuş. Yürüyüş alanında, gecelerde, sayıyı çoğaltma işlevi vardı kadınların. Burada erkekler olunca, kadınlar az konuşuyor. Kapı açıldığı zaman, erkek karşısına dikilecektir. Erkekten ileri giderse, o zaman... Bizim hedef aldığımız sistemdir. Kadın her zaman mağdur değil.
3. Açıkça tartışmayı başaramıyorsak, kendimize sormalıyız. Peki biz neden böyle pısırık, sıkışmış bir şekilde kalıyoruz. Neden bizden ötesine taşıyamıyoruz. Bunu sorgulamak gerekiyor. Bir yerlere güçlü bir biçimde çıkmayı, tartışmasını bilmiyoruz. Biz nerdeyiz? 15 sene önceki olaylar hala yaşanıyor. Yaşanılan korkunç bir olaydı. Bizim derdimiz insanların değişmesi değil mi?
4. Kişinin kendinden zayıf olana saldırması anlayışını, devrimci örgütler değiştirmeli. 40 yıllık geçmişi var. Halen aile içinde şiddeti konuşuyoruz. Bu eksiklik değil mi? Almanya'da 68 hareketi kazanımlar getirdi. Biz niye bu durumdayız?
5. Kadın çift taraflı köle. Çalışan kadın illa da özgür demek değil.
"Erkeği öldürmek", bir halk önderinin sözleriydi. Talabani, Barzani, Türkiye'deki Kürt hareketine ters düşüyor. Çünkü bunlar, feodal bir sisteme yakın. Kadın özgür değilse, o toplum tek yanlı özgür olabilir.
Panelin başında, konuyu kişisel bir düzleme çekme ve magazinleştirme niyetiyle gelen bir kadın izleyicinin, dernek yönetimince dışarı çıkarılması, kısa süreli bir dağınıklığa, izleyicilerin bir kısmının ve panelistler Rüçhan Tolgay ve Yıldız Doğru'nun tepkisine ve mekanı terk etmesine yol açtı. Panelistler yaşanan bu olumsuz olaydan dolayı, harcadığımız emeğe saygı duymayarak, feminist bir bakış açısıyla, paneli vermeyeceklerini söyleyerek, salonu terk ettiler. Ama seyircilerin büyük bölümü salonda kaldı. Her şeye rağmen panelin tek panelistle de olsa, yapılması olumluydu. Olabildiğince çok sayıda insanın ve öncelikle kadınların konuşması konusunda, özel bir çaba harcanarak, farklı bir çizgi izlendi.
Yaşanacak Dünya temsilcisi tarafından yapılan konuşmanın ayrıntıları şöyleydi:
Metalaşan yaşamlar
Metalar dünyası büyüdükçe, insanlar dünyası küçülür. Toplumsal kirlenme öyle boyutlara vardı ki, en özel, mahrem alanlara kadar meta ilişkileri girdi. 1997 postmodern darbe sürecinden sonra, 2000'li yıllarda yaşanan
"15 günde 15 yasa" vb. yeniden yapılanma süreçleri, neoliberal reformların dolu dizgin sürdürülmesi, ortaya tam bir toplumsal enkaz çıkardı.
Sağlık, eğitim gibi en kamusal alanların bile özelleştirilmesi, insanlara nefes alacak alan bırakmadı. Sosyal alanların daralması, geleceksizlik, güvence yoksunluğu, devrimci hareketlerin büyük ölçüde etkisiz hale getirilmesi ve kalan boşluğun post-modern bir kültür ve ilişkilerle doldurulması toplumsal düşkünleşmeyi hızlandırdı.
Kapitalizm ve din
Bir eşitsizlikler sistemi olan kapitalizm varolan tüm çelişki ve eşitsizlikleri daha da derinleştirerek ayakta kalir. Kadın-erkek, Kürt-Türk, dinci-laik... Özünde saklanmaya çalışılan ise sınıfsal çelişkilerdi. Erkek egemen kültür ve dinci gericilik yeniden ve yeniden üretildi. Kadın bedeni daha fazla metalaştırıldı, kadınlar daha fazla eve tıkıldı. Dindeki yasak ve tabular, ters yönde bir isteği ve sapkınlıkları getirdi. Örneğin, İslamda, hullecilik var, boşanma, günahlardan arınma.
Burjuva medya
Burjuva medya kadının aşağılanmasında özel bir rol üstlendi. Reklamlar, magazin-eğlence programları, klipler, çıplak kadın bedeniyle doldu. Magazin programlarında tecavüzler resmen özendiriliyor.
Hukuk sistemi: Tecavüz devlet politikasıdır
Tecavüz devlet politikasıdır. Yasalarda sayısız ceza indirimi vardır. Can Dündar'in verdiği örnekler gerçekten de tüyler ürpertici:
Bir kadın tecavüz girişiminden kurtarılıyor. Adam tecavüzden değil, tecavüze yeltenmeden az bir cezayla kurtuluyor. Kız çocukları tecavüze uğradığında öldürülüyor ve bunun üzerine giden bir devlet yapısı yok.
Daha 6 ay önce Samsun’da 12 yaşındaki kızına tecavüz eden babaya 5 yıl ceza indirimi getirildi. 'Adlı tıp raporuna göre tecavüzden sonra kızın ruh sağlığında bozulma saptanmadı.'
Ünlü bir mankene sevgilisi uyuşturucu verip tecavüz etmişti; ama mahkeme 'Tecavüzcünün mağdureyle olay öncesi cinsel yaşamı var' diye 'en alt sınırdan' ceza vermişti.
'İrzına geçilince ruh sağlığı bozulmayanlar, evlilik dışı cinsel yaşamı olanlar, tecavüzü hak eder' diye düşünüyordu maço adalet anlayışımız...
Bu anlayıştan hareketle tecavüze uğrayanın bakire olması "ağırlaştırıcı neden" sayılıyordu.
Biliyor musunuz; kadının çığlık atıp yardım istemesiyle yarım kalan tecavüz eylemine yarı yarıya ceza indirimi yapılıyordu bu ülkede... Yargıtay durdurdu. 2004’e kadar Ceza Yasamız, örf için namus cinayeti işleyene, örneğin tecavüze uğrayan kızını öldürene "tahrik" sebebiyle ceza indirimi uyguluyordu. Tecavüz suçu, eski Ceza Yaşası’nın "Kamu Ahlakı ve Aileye Karşı Suçlar" bölümündeydi. "Kadının bedeni, kamunun ilgi alanındadır; cinselliği de ailenin sorumluluğundadır" demekti bu... AB’ye uyumlu yeni yasayla tecavüz, "Kişilere Karşı Suçlar" bölümüne alındı. Cinsel tacizde "çoçuğun rızası" diye bir koşul vardı. Bu durumda tacizcinin cezası indiriliyordu.
Evlilik içi tecavüz suç kabul edilmiyordu. Tecavüzcü, tecavüz ettiği kızla evlenirse affedilebiliyordu. Bizde tecavüzün ardında koca bir tarih yatıyor. Tecavüzcülerin şanlı ve kanlı tarihi... Sadece kültürel olarak değil, yasal olarak da tacizciyi kollayan, sırtına vurarak onu tecavüze yollayan bir tarih...
Kadın mağdur mü?
Düşman erkek mi? TÜSİAD Başkanıyla Novamed fabrikasındaki Fatma bir mi? Burjuva kadın da egemenlik ilişkilerinin bir parçası. Aileden sorumlu bakanın kadın olduğu dönemlerde yurtlarda kız ve erkek çocuklar tecavüze uğruyordu. Kadın, Irak'ta terör aygıtının bir parçası, Amerikalı kadın asker Iraklı erkeklere soyarak işkence yapıyor. Tecavüzleri ve dayağı ballandırarak anlatan TV programlarının sunucuları ve köşe yazarlarının arasında kadınlar var.
"Kadın da doğru dursaydı, kuyruk sallamasaydı" diyen pek çok kadın var.
Mağdur edebiyatı yapmak, kadını sürekli mağdur, şiddete uğrayan biçimde göstermek, kadını hiçleştirmek olur. Kadının mücadele eden, direngen yanını da görmek ve göstermek zorundayız.
Avrupa
İngiltere kör-sağır okullarında tecavüzler...
Fransa'da çocuklara toplu tecavüz davası...
RTL- partnertausch (es değiştirme) vb. programları...
Kredi kartıyla çocuk pornosu vb.
68 öğrenci hareketi sayesinde pek çok hak kazanıldı. '68 öncesi, kurtaj olmak, yalnız yaşayan kadınların evlerine konuk alması yasaktı. Hala kazanılamayan haklardan biri, üniversiteler de dahil birçok alanda ücret eşitsizliği.
Biz ne yapacağız?
Devrimci hareket içinde ve çevresinde de dayak, aldatma, cinsel istismar gibi şeyler yaşanabiliyor. Bağımsızlığını elinden alma, sözlü taciz, psikolojik işkence vb. biz bugünden bununla mücadele etmeliyiz. Bunlarla yeterince mücadele edilmiyor. Bugünden başlanmalı. Örgütsel ortamlarda her şey açıkça konuşulmalı ve kadınları mücadelede öne çıkarmak için çaba harcanmalı.
Toplum işkence gören kadına sahip çıksaydı, devlet bunu bu kadar kullanamazdı. Kadını dört duvar arasında kapatan anlayışla, sınırları kalınca çekmek zorundayız. Devlet tecavüzü, siyasi bir araç olarak kullanmaktadır. Bilgi alma, çözme ve çökertme aracı olarak. Devrimcilerin namusu, direnmekte, örgütü ve değerlerini sonuna kadar sahiplenmektedir. Bu konular ne kadar çok gündeme getirilip, toplumsal tavır alınırsa, bu işkence aracı o kadar işlevsiz hale gelecektir.