Mersin'e dikkat!

Mersin'de faşistler ev bastı, ellerini bağladıkları öğrencilere neşterle işkence yaptı.

GENÇLİK
Perşembe, 12 Haziran 2008 (17 yıl 11 ay önce)

www.gundemonline.com

Mersin'in Mut ilçesinde, 10 Haziran gecesi yüzleri maskeli 3 kişi, Meslek Yüksekokulu'nda okuyan sol görüşlü 3 öğrencinin evini bastı. Saldırganlar, el, ayak ve ağızlarını kravatla bağladıkları 2 öğrenciye bir saat boyunca neşter ve çakı ile işkence yaptı. Komşuların olayı farketmesi üzerine saldırganlar, olay yerinden kaçarken, işkence gören öğrenciler hastanede tedavi altına alındı.

Mersin Silifke'de de bir süre önce öğrencilerin evleri basılmış, öğrenciler can güvenlikleri olmadığı için ilçeyi terk etmişti. 1978'de faşistler tarafından Ankara Bahçelievler'de evleri basılan 7 öğrenci katledilmişti. Geçen yıl da Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 kişi bıçaklarla katledilmişti.

Çatlı'nın ruhu Mersin'de


Malatya'da biri Alman 3 kişinin boğazının bıçakla kesilerek öldürülmesine benzer bir olay, Mersin'de yaşandı. Sol görüşlü üniversite öğrencilerinin evine gece yarısı baskın düzenleyen kimliği belirsiz 3 kişi, 2 öğrencinin ellerini kravatla bağlayarak, bir saat boyunca neşter ve çakı ile işkence yaptı. Mersin'de yaşanan bu olay 1978 yılında Ankara Bahçelievler'de 7 TİP'li öğrencinin katledilmesi olayını hafızalarda yeniden canlandırdı.

Demokratik güçlere yönelik saldırıların giderek arttığı Türkiye'de insanı hayrette bırakan Malatya'daki Zirve Yayınevi katliamına benzer bir olay daha yaşandı. Özellikle son dönemlerde Kürt öğrencilere yönelik saldırı ve linç girişimleriyle gündemden düşmeyen Mersin'de bu sefer hedef sol görüşlü öğrenciler oldu. Silifke sol görüşlü öğrencilerin kapılarının kırılıp girilmesi ve Kürt öğrencilerin evlerinin gece yarısı ülkücüler tarafından basılması olaylarının ardından Mersin'in Mut ilçesinde de daha vahim bir olay yaşandı. Mut Meslek Yüksekokulu'nda okuyan Hataylı B.A., Bitlisli M.Ç. ile Adanalı kadın bir öğrencinin yaşadığı eve, dün gece saat 24.00 sıralarında kimliği belirsiz 3 kişi tarafından baskın düzenlendi. Ancak bu kez baskınla yetinmeyen 3 saldırgan, içeri girerek, Bitlisli M.Ç. ile Hataylı B.A.'ya bir saat boyunca neşterle işkence yaptı. 3 saldırgan, insanın kanını donduran işkenceye, evsahibi Zekeriye Zengin'in durumu fark edip, eve gelmesiyle son verdi. Olay yerine yarım saat gecikmeli gelen polis, evsahibinin yakaladığı saldırgan İbrahim Ağrı'yı gözaltına aldı. Yüzleri maskeli iki saldırgan da kaçtı.

Mut'ta çiftçilik yapan öğrencilerin evsahibi Zekeriya Zengin, gece saat 21.00 sıralarında tarla işleri bittikten sonra eve gelip uyuduğunu belirterek, olayı şu şekilde anlattı:
Ben çiftçiyim. Her yaz yayladaki arazilerime gidip tarla işlerimle ilgilenirim. 10 Haziran günü akşama doğru evime yorgun bir şekilde döndüm ve uyudum. Ben uyuduktan sonra gece yarısı komşum "Zekeriya koş öğrencileri öldürüyorlar" diye bağırmaya başladı. Sesle uyandım ve hemen koşup alt kattaki, öğrencilerin evine gittim. İçeriden kapının açılmasına engel olmaya çalışıldığını anlayınca kapıyı kıracağımı söyledim. Bunun üzerine kapıyı içerideki yüzleri maskeli kişilerin yönlendirmesiyle B.A. açtı.

M.Ç'ye neşterle işkence...


İçeri girdiğinde B.A'yı elleri arkadan bağlanmış, arkasında maskeli bir kişiyle gördüğünü kaydeden Zengin, şunları anlattı:
İçeridekine "Ne oluyor lan burada siz kimsiniz?" diye sordum. Maskesini çıkarmasını istedim. O istemedi ben de ısrar ettim, "Yüzünü aç" diye. İsmini sonradan öğrendiğim İbrahim Ağrı isimli kişi direnince tartışmaya başladık. Bu sırada içeride M.Ç'yi gördüm. Elleri ayakları kravatla bağlı, ağzına peçete tıkanmış, peçetenin üzeri de kravatla bağlanmıştı. Yanında iki kişi vardı ve ellerindeki neşter ve çakılarla işkence yapıyorlardı. Beni görünce her biri bir yere kaçmaya çalıştı. Karşımda duran İbrahim Ağrı, bu sırada kuru sıkı tabancasını çıkararak, yüzüme ateş etti. Boğuşma sırasında yüzüme sıkan adamı yakaladık. Diğer iki kişiyse kaçtı.

Öldüreceğiz tehdidi


Mut'da can güvenlikleri olmadığı için fotoğraflarının dahi çekilmesini istemeyen B.A., saldırganların evine giriş şeklini şöyle anlattı:
Evin bahçesinde musluğumuz vardı. Gece yarısı biri pencereden içeri su attı. Arkadaşım M.Ç. vanayı kapatmak için dışarı çıktı. Bu sırada 3 kişi üzerine çullanıp, ağzını kapatıp içeri getiriyorlar. Beni çağırttılar. Sonra M.Ç.'yi başka bir odaya aldılar. İkimizin de ellerini, kollarını bağlayıp işkence yapmaya başladılar. Sürekli "Sizi öldüreceğiz" diye tehdit ediyorlardı.
Neşterli işkenceden yüzünde kesik ve çizikler oluşan M.Ç., ile dizinde kesikler bulunan B.A., kaldırıldıkları İlçe Devlet Hastanesi'nde tedavi edildi. Daha önce de Mersin'in Silifke ilçesinde Kürt öğrencilerin evi gece yarısı ülkücüler tarafından basılmıştı. MERSİN - DİHA

7 TİP'liyi de böyle öldürmüşlerdi


Mersin'de yaşanan bu olay, 7 TİP'li öğrencinin katledildiği Bahçelievler katliamını akıllara getirdi. 9 Ekim 1978'de Ankara Bahçelievler'de 7 TİP'li öğrenci Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Mahmut Korkmaz ve Bünyamin Adanalı tarafından evleri basılarak vahşice katledilmişlerdi. Haluk Kırcı 17 Kasım 1980'de Ankara Sıkıyönetim Savcılığı'na verdiği ifadede olayı şöyle anlatmıştı:

"Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah'a birini gönderdik. Abdullah eter ve pamuk vermiş 'hepsini teker teker bayıltıp öldürün' demiş. Dışarı çıkıp, arabada bekleyen Abdullah'la konuştum. 'Evde öldürmek zor olacak. ikişer ikişer götürüp öldürelim dedim.' 'Olur' dedi. İki kişiyi büyük reisin arabasına bindirip eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafalarına ateş ettik. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah, 'tek tek boğalım bunları' dedi. Bir tanesini zorla boğdum, diğer dördünü bu şekilde öldürmekte zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonrada sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsin boşalttım. Silahı da götürüp Abdullah'a verdim."

Murat Kolca