Perşembe, 12 Haziran 2008 (17 yıl 11 ay önce)
Balıkesir'in Gönen ilçesinde, Birleşik Metal-İş Sendikası Kemal Türkler Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nde bu yıl ilki gerçekleştirilen Dünya Genç İşçi Buluşması 7 Haziran'da başladı. 15 Haziran'a kadar sürecek olan kampta organizasyonu TAREM (Toplumsal Araştırma ve Eğitim Merkezi) üstlenirken, Birleşik Metal-İş, Dev-Sağlık-İş, Sine-Sen, Genç-Sen, Tek Gıda-İş, Harb-İş, Hava-İş, Petrol-İş, İşçi Filmleri Festivali ile Almanya'dan Rosa Luxemburg Vakfı da katılımcı olarak yer alıyorlar.
Gençler azınlık kaldı
Son derece iddialı bir isim ve zengin bir programla yola çıkan organizasyon, ilk günden itibaren beklentilerin çok altında bir içerik ve katılımla ilerliyor. Günden güne kamptan ayrılanlar ve yeni katılımlar olmakla birlikte ortalama 250 civarında kişinin katılımı devam ediyor.
Dünya Genç İşçi Buluşması gibi bir isimle anılmasına karşın yaş ortalaması neredeyse 40'ın üzerinde. Genç işçi katılımı oldukça sembolik düzeyde. Kamp bileşenini çoğunlukla sendikalardan şube veya merkez yöneticileri ile işyeri temsilcileri oluşturuyor. Özellikle Petrol-İş, Birleşik Metal-İş, Tek-Gıda-İş ve Harb-İş sendikalarının katılımı yoğun. Diğer sendikalar sınırlı bir temsiliyet düzeyinde kampta yer alırken, Hava-İş ve Sine-Sen'in katılımı "yok"a yakın.
Rusya'dan bir kıpırtı
Dünyadan genç işçi katılımı da yine sembolik düzeyde. Latin Amerika'dan Bolivya, Arjantin, Brezilya, Şili ve Venezuela'dan çeşitli hareketlerden katılımcılar kampta yer alıyorlar. Ancak Venezuela'dan bir işçi ile Arjantin ve Brezilya'dan işgal fabrikaları temsilcileri haricinde işçi katılımı yok.
Avrupa'dan katılım da yine çok düşük seviyede. Almanya Ver.Di sendikasından bir temsilci ile Belçika'dan bir sendika temsilcisinden başka kampın rengini değiştiren Rusya'dan gelen genç işçiler oldu. Coca-Cola, Efes ve Nestle fabrikalarından gelen genç işçiler kampın içeriğine uygun yegane grup olarak göze çarpıyor ve duruşları ile fark ediliyorlar.
Irkçılık panelinde şovenizm göründü
Kamp programı ilk günden itibaren büyük ölçüde değişti ve değişmeye devam ediyor. Öyle ki gerek saatler gerekse de program sırası ve etkinlikler itibariyle kamp tanıtımında yer alandan bambaşka bir akış mevcut.
Kampın ikinci günü olan 8 Haziran'da yapılan
"Mücadele Deneyimleri ve Örgütlenme Olanakları" konulu, farklı sektörlere ilişkin tartışmaların yürütüldüğü panel organizasyonun ilk etkinliği idi. Sonrasındaki panel ve etkinliklere nispeten oldukça canlı geçen bu panel üç bölüm olarak kurgulanmasına karşın arkası aynı canlılıkta getirilemedi. 9 Haziran'da gerçekleştirilen
"Küreselleşme sürecinde uluslararası emek göçü ve ırkçılık" paneli de başlığına uygun bir içerik sunamadı.
Türkiye'de yaşanan zorla göç gerçeğini görmezden gelerek yalnız Avrupa'ya yoğunlaşan, Kuzey Kıbrıs'a göç gibi sorunun son derece küçük ve tali bir parçasına panelin üçte birinin ayrıldığı ve akademik bir tarzda yürüyen etkinlik çeşitli tartışmalara yol açtı. Özellikle Kürt işçilerin zorunlu Kürt göçüne vurgu yapması üzerine tartışma oraya doğru kaydı. Öte yandan buna tepki gösteren bazı Türk işçiler salonu terk ettiler.
Kampın özellikle ilk dört gününde gerçekleştirilen çeşitli etkinliklerde sınıfa derinlemesine nüfuz eden şoven zehrin etkileri yoğun biçimde kendini gösterdi. Sendikaların kimi zaman bizzat bu zehri sınıfa taşıyarak çoklukla da tamamen görmezden gelip üzerinden atlayarak bu konu çok doğal olarak kendini gösteriyor ve gerilime yol açıyor. Bir kez daha gördük ki, Kürt sorununun üzerinden atlayarak sendikal bir faaliyet dahi yürütmenin olanağı yok.
En ilgi çeken etkinlik(!)
Şu ana kadar yapılan etkinlikler arasında diğer göze çarpanlar, Endüstriyel Futbol paneli, Latin Amerika'dan katılımcıların yaptıkları sunumlar ve çeşitli sendika temsilcilerinin kendi sektörlerine dair sunumlar yaptıkları oturum oldu.
Kampın ikinci gününden itibaren genel katılım ve bundan daha fazla olmak üzere etkinliklere katılım düzeyi düzenli olarak düşüyor. Akşam saatlerinde yapılan konserler ve film gösterimlerine dahi 100 kişinin altında bir katılım gözlenirken dün akşamki Türkiye-İsviçre maçı kampın en ilgi çeken etkinliği olarak kayıtlara geçti.
Katılım azlığından kaynaklı bazı etkinlikler ilerleyen günlere atılırken bazıları tamamen iptal edildi. TAREM'den oldukça genç bir grubun yönettiği organizasyonda çok sayıda sorunla karşılaşıldı ve azalmakla birlikte ilerleyen günlerde de problemler devam edecek gibi görünüyor.
Her şeye rağmen...
Organizasyonun, dünyadan genç işçilerin mücadele deneyimlerini paylaşarak, enternasyonal mücadeleyi ördükleri bir kamp olmadığı kesin. Buna karşın yine de belli olanakları içinde taşıyor. Sınırlı da olsa genç işçi katılımı ve dünyadan temsilciler organizasyona kısmen olumlu bir hava taşıyorlar. Önümüzdeki günlerde katılımın artacağına dair tahminler mevcut olmakla birlikte, bugünden sonra tüm atmosferin dönüşüp gerçek bir işçi etkinliği kimliğine bürünmeyeceğini söylemek için de kahin olmak gerekmiyor.
Kamptan aktarımlarımız devam edecek...