Dört duvar arasında değil, derin bir nefes gibi hayatın içinde yer almak istiyorum.
Bugün ne 8 Mart, ne Sevgililer Günü, ne de Anneler Günü. Ben ne 8 Martlarda, ne Anneler Günü'nde, ne de Sevgililer Günü'nde hatırlanmak istiyorum. Kadının metalaşmasına meydan veren ne bir tek taşlı yüzük ne de onca para verilip aynı gün solan kırmızı gül istiyorum. Sadece varlığımı bu günlere sığdırmak değil, yaşamın her alanında yer almak istiyorum. 8 Martlarda kafa sayısının içinde değil, öznesi olmak istiyorum.
Ben ev ve işim arasında sıkıştırılmış, dört duvar arasında değil, sigaramdan çektiğim derin bir nefes gibi hayatın içinde yer almak istiyorum. Patronumun isteği doğrultusunda gün içinde bunaltıcı iş yaşantımın dışında ya da hafta sonlarımda ruhumu besleyecek, beni geliştirip daha aktif kılacak, her akşam eve gittiğimde bugün ne pişirmeliyim, çocuğum ne sever, eşim neden hoşlanır düşüncesinden ziyade bilimsel araştırmalara kafa yormak istiyorum. Uzun bir süredir çocuğuma verdiğim özgürlüğümü geri alabilmek, kendimi bulaşık yıkarken, elimde viledayla yer silerken bulmak yerine ellerimi resim yaparken bulmak istiyorum. Ayda en az iki kez tiyatroya, iki kez sinemaya gitmek, iki de kitap okumak istiyorum. Ayda en az bir kez klasik müzik dinletisine gitmek, yılda bir ay tatil yapmak istiyorum. Günde en az iki gazete okumak istiyorum. Bulunduğum ülkenin dışındaki insanları tanımak, onlarla paylaşım içinde olmak istiyorum.
Ancak şu anda aldığım ücret sadece 1.000 YTL. Diyeceksiniz ki şimdi “Daha ne istiyorsun kardeşim sana da maaş beğendiremiyoruz” Doğru daha ne istiyorum değil mi? Bir yığın asgari ücrette çalışanlar varken, diplomasız işsizler, iş bulamadıkları için cinnet geçirip intihar edenler varken bu maaş neyime yetmiyor benim. Peki ya ruhum. Ya içimi güzelleştiren, düşüncelerime yön veren sinema, tiyatro, kitap, müzik ihtiyaçlarım. Ya bir yıl boyunca kölece çalışan bedenimi dinlendirme ihtiyacım. Peki bunlar birer ihtiyaç, insanca yaşamanın birer göstergeleri değil mi.
Elektrik, su, telefon, işe gidiş geliş yol parası, çocuk okul dolmuş parası, ısınma gibi giderler 500 YTL‘nin üstünde. Sağlık, eğitim, barınma, yemek ve giyinme gibi giderler bizim en doğal gereksinmelerimiz. Bir insanın insanca yaşaması için en doğal gereksinmelere bütçe bile ayıramıyorsun. Yemeyip aç kaldığında kimse başına geçip neden aç kaldın demez ama elektriğini ya da suyunu yatırmadığında 10 gün içinde elektriksiz, susuz kalırsın. Kira ödeyemediğinde sokağa atılırsın.
Bunları sadece ben değil, benim gibi binlerce kadın düşünüyor. Bazen ben buradayım, insanca yaşamak istiyorum, insanca çalışma koşulları istiyorum diye sokağa dökülür, bazen de sessiz çığlıklar atar. Ne tek taşlı yüzük istiyoruz ne de bir günde solan kırmızı gül. Ruhumuz okşansın yeter..
Adana'dan bir Alınteri okuru