Cumartesi, 28 Haziran 2008 (18 yıl 3 ay önce)
2011'de Venezüella'da yapılacak olan Dünya Kadınları Konferansı'nın hazırlık toplantıları 2008 Mart'ında Karakas'ta başladı. Bu doğrultuda çalışmalarını yürüten komitenin bildirisini yayınlıyoruz.
Uluslararası Kadın Hareketinin Uyanma ve Ayağa Kalkma Zamanı Gelmiştir!
2011 Venezüella Dünya Kadınları Konferansı için hep birlikte ileri!
Dünyanın her yerinde milyonlarca kadın kendi geleceklerini kendi ellerine alarak; ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal hakları için harekete geçiyor. Bazıları hala kendi başlarına kalsa bile, biz, kadınlar, aramızda örgütleniyor ve birlikte mücadele ediyoruz. Biz, kadınlar, sürekli olarak hem özgürlüğümüz için hem de elverişsiz koşullara karşı mücadele etmek zorunda bırakıldık.
Bugün insanlık; dayanışma, eşitlik ve mutlulukla dolu olan bir gelecek için dünyanın- çalışan, işsiz, sömürülen ve ayrımcılığa tabi tutulan- tüm kadınlarından bir yükümlülük beklemektedir. Bütün kıtalarda biz kadınlar, özellikle sömürüden ve kapitalist sistemdeki krizlerden acı çekmekteyiz. Afrika'da, Asya'da, Okyanusya'da, Amerika'da ve Avrupa'da milyonlarca insan açlıktan ölmektedir. Eğitimden, sağlık hizmetlerinden, barınmadan, sosyal refahtan, kısacası onurlu bir yaşamdan yoksundurlar.
Son yıllarda meydana gelen geniş çaplı değişiklikler insanların büyük bir çoğunluğunun karşı karşıya olduğu yaşamsal sorunlara bir çözüm getirmemiştir. Tam aksine bu değişiklikler gücün ve zenginliklerin daha az sayıda insanın eline geçmesi için kullanılmıştır. Kapitalizmin çelişkileri daha da yoğunlaşmıştır. Büyük tekellerin dünyanın her köşesine yayılmaları çalışanların daha fazla sömürülmesine, yığınların ve ülkelerin daha fazla boyun eğdirilmesine yol açmaktadır. Çalışanların yaratıcı güçlerinden kaynaklanan bilimsel-teknolojik gelişme sadece emperyalist güçlerin piyasalardaki rekabetleri ve siyasi ve askeri hegemonyaları için kullanılmakta ve onlara hizmet etmektedir. Emperyalist ülkeler gittikçe artan bir biçimde doğal kaynakları zengin dolayısyla stratejik önemi olan bölgelere el koymaktadırlar. Bu güçler çelişkileri kışkırtmakta, insanlar arasında savaş çıkartmakta ve ülkeleri işgal etmekte bir an bile tereddüt etmemektedirler. Bunlar aynı zamanda çevresel yıkımdan ve çevreye büyük zararlar vermekten de sorumludurlar. Tüm bunlar emperyalizmin doymak bilmeyen, açgözlü karakterini açığa vurmaktadır.
Tüm kıtalardaki milyonlarca kadın fakirlik, işsizlik, sefalet ücretleri ile çalışma ve asgari güvencenin doğrudan muhataplarıdır. Savaşlardan ve yığınlar halinde göçlere zorlanmaktan muzdariptirler, ızdırap çekmektedirler. İçme suyu, temiz hava, sağlık hizmetleri, eğitim, barınma ve kendini geliştirme gibi olanaklardan genellikle yoksundurlar. Çalışan kadınların büyük bir çoğunluğu, hem çalışan sınıfın bir parçası olduklarından, hem de cinsel ayrımcılığa tabi tutulduklarından, kapitalizmin sömürüsünden ve zulmünden iki kat fazla eziyet çekmektedir. Büyük yığınlar, sırf bağımlı ülkelerde ve boyun eğdirilen kültürler ve katmanlar içinde yaşamaktan dolayı baskı altında tutulmaktadır.
Emperyalizm; kadınlara, çocuklara ve gençlere karşı uygulanan her türlü şiddeti teşvik eder. Emperyalizm için seks ticareti, pornografi ve organ ticareti karlı işler arasındadır. Bu durum, sistemin insan hayatına ne kadar az değer verdiğini göstermektedir.
Bu dünyanın geleceği olan iki milyar çocuk, kadınlar tarafından bakılmakta ve yetiştirilmektedir. Hakim olan ve giderek yayılan kültürün ürünü olan seks istismarı, ataerkil yasalar, gelenekler, klişeler ve eğilimler nedeniyle biz, kadınlar, kendimiz ile ilgili olan hususları özgürce tayin edemiyoruz. Bu imkansızlık yaşamlarımız üzerinde doğrudan doğruya olumsuzluklar yaratıyor. Modern iletişim medyası ise fuhuşu, pornografiyi ve sapıklığı teşvik ediyor.
Bugün dünyada işçilerin kapitalist sömürüye karşı mücadelelerinde bir yükseliş meydana gelmektedir. Ülkelerin ve insanların kurtuluş ve bağımsızlık mücadelelerinde de yükseliş olmaktadır. Ülkeler yeni sömürgeciliğe ve bağımlılığa karşı isyan etmektedir. Dünya kadın hareketi canlıdır ve talepleri doğrultusunda mücadele etmektedir. Birçok ülkede güçlerini işçi sınıfı, halk ve kurtuluş hareketleri ile birleştirmektedir.
Dünya kadın hareketi, genel çizgisini özellikle "cinslerin savaşı"na oturtan kadın hareketlerinin bir çözüm getiremeyeceğini, olsa olsa devlet aygıtı içine bir parça entegre olabileceğini öğrenmiş durumdadır. Bu saptama, adına sivil toplum örgütleri (STÖ) denen, gerici siyasal partiler, vakıflar, kiliseler ve uluslararası güç odaklarınca desteklenen kuruluşlar için de geçerlidir. Bu stratejiler, birleşme yerine tam aksine, kadın hareketleri içinde bölünmelere ve bozulmalara yol açmıştır. Şu anda kadın yığınları içinde gelişen bilinç, kadınların eşitliğinin sadece biçimsel, yasal (legal) eşitlikle sağlanamayacağı yönündedir. Dünya ölçeğinde deneyimlerin paylaşılmasının, işbirliğinin ve ortak dayanışma hareketlerinin teşvik edilmesinin gerekli olduğunun daha çok farkına varılmaktadır. Gittikçe daha fazla farkına varılmaya başlanan bir diğer gerçek de kadın kurtuluşu mücadelesinin sömürüden ve baskıdan tümüyle kurtarılmış bir dünya için de gerekli olduğudur.
Kadınların ve erkeklerin fiziksel ve mental ihtiyaçlarının tümüyle karşılanması için, iş güvencesi, sağlık hizmetleri, eğitim ve herkese refah için, dünyada kadınların ve tüm insanlığın kurtuluşu için gerekli ön koşullar gelişmektedir. Ancak şimdiye kadar milyonlarca çalışanın yarattığı büyük zenginlik sadece kar için yanıp tutuşan kapitalist açgözlülüğü tatmin için kullanılmıştır.
Bu yüzden diyoruz ki kadınların gerçek özgürlüğü için mücadele ve ileri atılma zamanı gelmiştir. Zaman seslerimizi ve baş kaldırışlarımızı birleştirme; sömürenin ve sömürülenin olmadığı bir toplum kurma perspektifiyle güçlerimizi bir araya getirme zamanıdır. Tüm kıtalardaki kadınlar ve erkekler olarak biz- tek bir dünyanın kendi öznel tarihlerini yazan farklı halklarına ve kültürlerine saygı duyarak-, kendi yaratıcı gücümüzün yarattığı nimetlerden yararlanmak istiyoruz. Mutluluk içindeki bir geleceği hakediyoruz!
Çağırıyoruz
Daha iyi bir dünya umuduyla mücadele eden ve bu umutla yaşayan tüm kadınları 2011 yılında Venezüella’da yapılacak olan Dünya Kadın Konferansı'na çağırıyoruz.
2011'de dünyanın herbir köşesinden gelen kadınlarla bir araya gelecek, 1910 yılında Clara Zetkin’in öncülüğünde başlatılan ve ilk kez 1911'de toplanan Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü mirasına sahip çıkacağız. Bu etkinlik kadın ve erkek işçilere ve dünyanın tüm kadınlarına büyük kazanımlar getiren yolun taşlarını döşemiştir. Unutulmaz ve anılmaya değer mücadeleleri ve büyük fedakarlıkları sayesinde bu kadınlar, tüm kadınlar için eşit ve özgür bir yaşamın tohumlarını atmışlardır.
Mücadele eden kadın ve erkekler açısından cömert olan, emperyalizme karşı mücadelede ve zulmedilen insanların onurlarını korumada sembol haline gelmiş bulunan Venezüella’da bir araya geleceğiz. Bütün kıtalardan gelecek kadın işçiler, köylü kadınlar, göçmen kadınlar, işsiz kadınlar, ev hanımları, yerli kadınlar, bilim kadınları ve sanatçı kadınlar ile bir sosyal ve siyasal özgürlük projesi için bir araya geleceğiz. Halkları ve kültürleri baskı altında olan tüm kadınlar, bütün gençler; sizi gerçek eşitliğin ve özgürlüğün olacağı bir gelecek için dünyayı saran bu büyük dalgada yer almaya çağırıyoruz.
Dünyanın tüm kadınları!
Amaçlarımızı uyanan dünya militan kadınları hareketinde birleştirelim!
Bizim eylemimiz/hareketimiz olmaksızın insanlığın özgürleşmesi mümkün değildir!
Sömürüsüz ve baskısız bir toplum içinde kadın özgürlüğü için hep birlikte ileri!
2011'de Venezüella’daki Dünya Kadınları Konferansına katılmak için harekete geçin!
Tertip Komitesi
Kadın Hareketi "Ana Soto" -Venezüella
Değişim için Ekvador Kadınlar Birliği CONFOMEC
Kadınların Politik Konseyi/ Militan Kadınlar Konseyi -Almanya-