Pazartesi, 7 Temmuz 2008 (17 yıl 10 ay önce)
2-6 Temmuz tarihlerinde, geçen yıl olduğu gibi Balıkesir'in Zeytinli ilçesinde gerçekleştirilen 2'nci Üreti-Yorum Gençlik Kampı tamamlandı. Geçen yılın deneyim ve ilişkileri üzerinden Üreti-Yorumcular bu yıl yöre halkı ile daha etkin bir iletişim kurmayı ve siyanürlü doğa katliamını gündemleştirmeyi hedeflemişlerdi.
Kamptaki dördüncü günün akşamı Kaz ve Madra Dağları Çevre Platformu'ndan bir temsilci, siyanürlü altın madenciliğine ilişkin slaytlarla desteklediği bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından ise bu konu üzerine canlı bir tartışmaya girişildi.
Kampın beşinci ve son günü olan 6 Temmuz Pazar ise eylem günüydü. Güne kahvaltı ile başlayan Üreti-Yorumcular işçi sınıfı ve gençlik üzerine tarihsel ve güncel konuları içeren bir söyleşi yaptılar. Bu söyleşinin hemen ardından ise öğleden sonra yapılması planlanan eylemin hazırlıkları başladı.
Bir yandan pankart ve dövizler yazılırken, bir yandan da eylemde atılacak sloganlar üretildi. Hatta slogan aranırken siyanürlü altın çıkarma karşıtı bir şarkı bile yazıldı:
Altın altın dediler / Siyanürle geldiler / Ömrümüzü yediler / Dirlik düzen kalmadı // Çevreyi kirlettiler / Elektriği kestiler / Suyu da bitirdiler / Dirlik düzen kalmadı
Tüm hazırlıkları tamamladıktan sonra kamp yerinden otobüslerle yola çıkan Üreti-Yorumcular, Zeytinli-Akçay arasındaki yolda otobüslerden inerek basın açıklamasının yapılacağı meydana doğru yürüyüşe geçtiler.
"Ölüler Altın Takmaz" ve
"Üreti-Yorum" yazılı pankartların arkasında oldukça coşkulu bir kortej oluşturdu.
Yürüyüş boyunca
"Ferman Sizinse Kaz Dağları Bizimdir!", "Kanser Kader Değil Siyanürdendir!", "Yaşam Altından Değerlidir!", "Kaz Dağlarının Katili Sermaye Düzeni!", "Siyanür Varsa Toprak Yok / Siyanür Varsa Su Yok / Siyanür Varsa Zeytin Yok / Siyanür Varsa Hayat Yok!", "Zeytine Siyanür Bulaştırmayın!", "Koza Defol Kaz Dağları Bizimdir!" sloganları sıklıkla atıldı.

Yürüyüş sırasında geçilen yollarda tüm insanlar pencerelere ve bahçelere çıkarak alkışlarla Üreti-Yorumculara destek verdi.
Bir süre sonra yürüyüş kolunun önü
"İzinsiz gösteri yapıldığı" gerekçesiyle polis tarafından kesildi. Polislere basın açıklamasının izne tabi olmadığı söylenmesine rağmen kitlenin üzerine yürüyen polisler bir anda biber gazı ve coplarla insanlara saldırdılar. Bu sırada çok sayıda eylemci, biber gazından ve polisin darbelerinden nasibini alsa da sloganları atmayı sürdürdü.
Saldırının ardından yaralıların ilk yardımına koşan da çevreden eylemi destekleyen halk oldu.
"Doğayı ve insan hayatını hiçe sayan siyanürcü şirketlere yollar açılıyor ama siyanüre karşı yaşamı savunanlara tekme tokat saldırılıyor" diye konuşan Üreti-Yorumcular, saldırının gerçekleştiği yerde basın açıklamasını yaptılar. Eylem, siyanür şarkısı söylendikten sonra sona erdi.
Akşam saatlerinde ise Üreti-Yorum Kampı Zeytinli Belediye Başkanı Şadan Aytaç tarafından ziyaret edildi. Aytaç, Zeytinli halkının Üreti-Yorumcuları ilgiyle takip edip sahiplendiğini anlatarak siyanür karşıtı eyleme yapılan saldırıyı kınadı ve önümüzdeki yıllarda da Üreti-Yorumcuları Zeytinli’de görmek istediğini belirtti.
Basına ve kamuoyuna,
Eylemde okunan basın açıklaması:
Bizler 2-6 Temmuz tarihleri arasında yani şu anda, Kaz Dağları eteklerindeki Zeytinli beldesinde "Üreti-Yorum Gençlik Kampı"nı yapmakta olan öğrenciler, işçiler, sanatçılar, öğretmenler, mühendisler, büro ve sağlık emekçileriyiz. Bizler, bilimin kültürün sanatın tekeller ve patronların çıkarları için değil insanlığın bütününün yararına olması gerektiğini savunan Üreti-Yorumcularız. Bizler toplumsal gelişmeleri takip eden, bunlara dair söyleyecek sözümüz eyleyecek eylemimiz olan gençler ve
"ruhu genç" olanlarız.
Üreti-Yorum Kolektifi olarak 2 yıldır yazları gençlik kampımızı yaptığımız, doğasından insanına kaynaşıp içeriden biri gibi olduğumuz Zeytinli beldesinin de içinde bulunduğu Kaz ve Madra dağları bölgesinde maden tekellerinin siyanürlü altın madenciliğine soyunduğunu biliyoruz. Doğayı, insan sağlığını, yerleşimi ve kültürü geri dönülmez bir şekilde tahrip edecek olan siyanürlü altın madenciliği, sermayenin gözü dönmüş kar hırsı sebebiyle insan yaşamını, yüzlerce yıllık doğa mirasını görmezden gelerek başlatılıyor.
Biliyoruz ki siyanürlü altın madenciliği kanserden ölümleri arttıracak, gelecek nesilleri tehlikeye atacak, bölgedeki su kaynaklarını tüketecek, yerleşim ve tarım alanlarını kullanılmaz hale getirecek, yani Kaz dağları bölgesinde yaşayan yüzbinlerce insan için gelecek namına birşey bırakmayacak. Sermayenin kar hırsı için verdiği zararların sonucu ortaya çıkan doğa tahribatı sadece bölgeyi de ilgilendirmemekte, mevsim değişimleri suların tüketilmesi gibi konularla küresel ısınmaya bir tuğla daha ekleyerek tüm insanlığa yönelen bir tehdide dönüşüyor. Biz bunları biliyoruz da bu maden tekelleri, maden yasasını çıkararak tahribatın önünü açan devlet bunları bilmiyor mu? Elbette biliyorlar ama kimin umrunda! Kapitalizmde insan hayatı değil para kutsaldır. Nasıl ki tersanelerede daha fazla kar için işçilerin arka arkaya ölmelerine göz yumuluyorsa, nasıl ki en temel insani haklardan olan sağlık hakkı
"paran kadar" verilir duruma getirilmişse; Kaz ve Madra dağları da insani hiçbir şey gözetilmeden yağmaya açılmıştır.
Gözünü kar hırsı bürüyen patronlar sınıfı siyanürlü altın çıkarmak için tonlarca suyu gözünü kırpmadan maden alanına akıtıyor. Soruyoruz onlara:
"Suyumuz tükeniyor, tasarruf yapın!" diyen, günlerce emekçilerin sularını kesen siz değil miydiniz? Madenler için yapılan fabrikaların inşaatının başladığı bugünlerde civar köyler her gün 7′şer saat elektriksiz, susuz bırakılıyor. Yani tüm olanaklar tüm değerler sermayenin büyütülmesi için VAR, emekçilerin yaşaması için YOK!
Bizler Üreti-Yorum Kolektifi olarak çözümün hep beraber mücadele etmekten geçtiğini biliyoruz. Onlar bir avuç sömürücü asalak. Hayatı tehlikeye atılan, yerlerinden yurtlarından edilecek olan, kansere kuraklığa mahkum edilen bizler ise milyonlarcayız. Bu sistem doğayı tahrip ediyor, bu sistem kendisiyle birlikte dünyayı yok oluşa sürüklüyor. Biz durdurabiliriz! İşçisiyle, emekçi köylüleriyle, öğrencisiyle, sanatçısıyla birlik olup önlerine çıkarsak durdurabiliriz. Bizler Üreti-Yorum Kolektifi olarak, gittiğimiz her yerde, okullarda, fabrikalarda, mahallelerde bu mücadelenin takipçisi olacağımızı, bizi ölüme yoksunluğa mahkum edenlerin peşini bırakmayacağımızı ilan ediyoruz. Herkesi bu mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz!
06.07.2008
ÜRETİ-YORUM KOLEKTİFİ