OKS sonuçlarının gösterdiği

Nitelikli liseleri kazananlar, nitelikli ilköğretimlere gidebilenler oldu.

GENÇLİK
Cuma, 11 Temmuz 2008 (17 yıl 10 ay önce)

egitimemekcileridernegi.org

Küçücük yaşta bedenlerin, büyük umutlar beslenerek ezici bir yarışa sokulduğu OKS'de sonuçlar açıklandı. Geçen yıllara oranla tam puan alan öğrencilerin sayısının artması medyada bolca yer alırken 31.221 öğrenci ise barajı aşamadıkları için puanlama dışı bırakıldı.

OKS sonuçlarına dair MEB'in yaptığı açıklamalarda bir başarı göstergesi olarak sunulan 814.887 öğrencinin tercih yapma hakkı kazandığı açıklamaları varolan gerçeği perdelemeye çalışmanın bir başka yolu. Yaklaşık 815 bin öğrenci içinden "seçilmiş" olmaya "hak kazanan"ların 6 bin 144'ü fen liselerine, 100 bin 450'si anadolu liselerine, 792'si sosyal bilimler liselerine ve 16 bin 50'si de anadolu öğretmen liselerine alınacak. Peki ya diğerleri?

Sınavın diğer adı ayıklama


Öğrenciler korku ve gelecek belirsizliği içinde sınavlara girerken bu kaygı ve korku sadece onu değil ailesini de -ve hatta daha fazla- bu girdabın içine almakta. Sorulara, verilen cevaplara, sınav kağıtlarına, dakikalara hapsedilen bir gelecek hayali... Koşulların eşitsiz olduğu bir sınavda sonuçlar da durumun tabiatına uygun olmaktadır. OKS birincilerinin çoğu özel ilköğretim okulu mezunlarından oluşmaktadır.

Her sınav sonucu sonrası açıklamalarda "sınavlar hayatın sonu değil, kazanılınca her şeyin süt liman, kaybedilince de dünyanın sonu olmadığı" söylemleri varolan gerçeği ne kadar göstermektedir?
Bu bir sıralama sınavıdır. Birisi birinci, birisi 8 bininci olacak. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Gençlerimiz için hayat birçok fırsatlar vadediyor. Ümit sahibi olanlar için hayat bir sürü fırsatlar vadediyor. Neticede, herkes anadolu lisesine, fen lisesine girecek diye bir şey yok. Herkes için alternatifler var.
İşte asıl gerçek buradadır. Hangi çocuk iyi bir eğitim almayı istemez, güzel bir geleceği ümit etmez ki! Dershanesiz, özel derssiz bu sınavlardan başarılı olmanın imkansızlaştığı bir sistemde "ümit" sözcüğü de paradan başka bir anlama gelmiyor.

"Biri birinci, biri bininci." Sıralama sınavı ne!.. Bunun adı at yarışıdır. Yarış varsa kazananlar kadar kaybedenler de doğal mıdır? Ne için yarıştırılıyorlar çocuklarımız?

"Herkes için de alternatifler var." Fen lisesi bol geldiyse, işçi - emekçi çocukları için meslek liseleri var, teknik liseler var, meslek kursları var. İşçinin, emekçinin çocuğuna alternatif yok tek seçenek işçilik, var bir de "vasıflı işsizlik".

Sınavların biri kalkar diğeri sırada...


OKS'nin son kez yapıldığı, ÖSS'nin değiştirileceği sıkça söylenir oldu. Ancak bütün bunlar farklı modellerin pazarlanmasıyla birlikte yapılmakta. Devlet için trilyonluk sınav gelirlerinden mahrum olmak düşünülemez. Kapitalist sistemin doğası gereği de seçme ve ayıklama, rekabet, ancak en yakınındakini ezdikçe ilerleme mantığı başka biçimler altında sürdürülecektir. Eğitim sistemi değil, engelli koşudur bunun adı. Her aşamada karşılaşılan koca bir duvar; OKS, ÖSS, KPSS... İki duvar arası paralı eğitimle timsah çukuru...

İlköğretimden başlayan bir büyük yarış. Kaybetmenin devasa hayalkırıklığı içinde gözü yaşlara boğulan ve hatta yaşamına son veren 13-14 yaşındaki çocuklar. Liseden sonrası ise, milyonlarca gencin yığıldığı ve birbirini ezdiği, ezilirken de yine soyulduğu, sonuçta da sadece birkaç yüz bininin girebildiği bir kapı... Bu kapıdan geçmek için dersanelerde ve ara sınavlarda tükenen, mahvolan genç ömürlerin haddi hesabı yok...

Ya üniversiteden sonrası... Onbinlerce üniversite mezunu işsiz... KPSS duvarını aşmak için tükettiklerimiz... "Öğretmen" sıfatını alabilmek için çırpınışlarımız... Öğretmenlere dayatılan sözleşmeli çalışma, öğrencilere verilen gerici-faşist müfredat, kalabalık sınıflar, aidatlar, adeta kara cahiller yetiştiren son derece düşük eğitim kalitesi, eğitimin her aşamasının paralı hale getirilmesi, sonra da bu şartlardan mezun olan milyonlarca öğrencinin iyi ihtimalle ya kalifiye işçi ya da sokakta "vasıflı işsiz" olarak gezdiği bir eğitim sistemi!

Reva görüleni değil hakkımız olanı almalı


Fen ve Anadolu liseleri gibi nitelikli okullar için nitelikli ilköğretimler; nitelikli üniversiteler içinse nitelikli liseler, iyi bir iş içinse nitelikli üniversiteler zorunlu olmuştur. 50-60 kişilik sınıflarda, öğretim teknolojisinden ve öğretmenden yoksun eğitim gören emekçi çocuklarının gittiği devlet okullarına baktığımızda buradaki nitelik kavramını karşılayan ise yine özel okullar olmaktadır. İstatistiklere sayısal veriler olarak yansıyan özelde ise yaşanan bu yapısal dönüşüm süreci asıl olarak sınıfsal ayrışmaya denk gelmektedir.

İki ayrı sınıf iki ayrı eğitim olgusundan yola çıkarak paralı eğitime, diplomalı işsizliğe karşı verilecek mücadele daha da büyümelidir. Biz taleplerimizi dayatmadıkça, eğitim sistemindeki kökten sorunlar asla düzelmeyecektir. Milyonlarca işçi emekçi çocuğunun eğitim hakkını elinden alanlara, bizi geleceksizlik ve işsizlik cenderesinde boğmaya çalışanlara, sınavlarla güvensizliğe, umutsuzluğa, karamsarlığa , eşitsiz yarışa ve rekabete sürükleyenlere karşı örgütlenmeli, bir bütün olarak mücadele etmeliyiz.