Dünya çapında yapılan iş kazaları ve meslek hastalıkları araştırmaları, rakamlarla ifade edilen korkunç işçi kıyımını gözler önüne sermektedir.
ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre dünyada her yıl sadece önlemlerin alınmamasından doğan kazalarda 2 milyon işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor.
Ve işin daha da korkuncu, bu sayının sadece kayıtlı işçi sayısını kapsıyor olması. Yani saklananların, örtbas edilenlerin sayısı buna dahil değildir.
İnsanlığın görmüş olduğu en büyük katliamlar olan Birinci, İkinci Dünya Savaşı ve Nazi katliamında sayıları 10 milyonları geçen sayıda insan katledilmiştir. Fakat iş cinayetleri, ne sömürücülerin dünyayı paylaşım savaşıdır, ne de Hitler faşizminin katliamıdır. Ama iş kazalarında dökülen kan, dünya savaşlarına da Nazi katliamına da rahmet okutacak düzeydedir! Ve bu savaş, patronlar sınıfının daha çok-daha çok kazanma hırsları ve bunun için feda ettikleri işçilerin yaşamıyla verilmektedir.
Kapitalizm İşçilerin Kanı Üzerine Kuruludur
ILO raporlarının çizdiği tablo bize katliamın boyutlarını veriyor. Gelişmiş, herkesin refah içinde yaşadığı ülkeler olarak bildiğimiz Avrupa ülkeleri ve ABD’deki kıyım belgeleri aslında durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde her 100 bin çalışandan 5 bin 890'ı, Avustralya’da, Belçika’da 7 bini, İspanya’da 10 bini, gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı hayatını kaybediyor. ABD’de ise her yıl 1200 ölümcül, 140.000 kalıcı sakatlıklara neden olan kaza oluyor. Bu oran her 100 bin çalışandan 8 bin 900'üne denk gelmektedir. İşte bu tablo gıptayla bakılan ülkelerin gerçek yüzüdür.
Kazaların en sık yaşandığı ülkelerden olan Çin’de ise ölümlerle sonuçlanan kaza sayısı 10 bini aşmaktadır.
Ve Türkiye
Türkiye’de kazalar konusunda ulaşabildiğimiz tek kaynak, ne yazık ki SSK raporlarıdır. İşçilerin kayıt dışı çalıştırılmaları, işsizliğin varlığı, bu yüzden işçilerin her koşulda çalışmayı kabul etmeleri, rüşvet ve tehditle kazaların örtbas edilmesi nedenleriyle, gerçek sayıya ulaşmak imkansızdır.
Fakat sadece kayıtlı işçilerin sayısı bile durumun ne kadar korkunç olduğunu göstermeye yeter. SSK verilerine göre 2004 yılında Türkiye de 83 bin 830 iş kazası, 384 meslek hastalığı gerçekleşmiş, bunların 841 ölümle sonuçlanmış.
Yine Sosyal Sigortalar Kurumu raporlarına göre 1994-2003 yılları arasında 10 yıllık bir sürede 8 milyon 321 bin 248 iş kazasında 10 bin 84 kişi hayatını kaybetti. İş kazalarının sebeplerinin başında şunlar geliyor: Makine ve tezgahtan düşme, üzerine bir şeyler düşme, elektrik çarpması, dinamit ve patlama, kimyasal maddeler ve diğer sebepler.
Yapılan araştırmalar kazaların önüne istenirse çok kolay geçilebilineceğini, fakat patronların bunun maliyetini göze almadığını ve devletin de buna göz yumduğunu, bu yüzden böyle sürdükçe de asla önüne geçilemeyeceğini ortaya koymuştur.
Neden İş Kazaları?
Çünkü kapitalizmde iş yerlerinde amaçlanan tek şey kar etmektir. İşçinin yaşamının karın yanında hiç bir değeri yoktur.
Çünkü kapitalizmde işçinin yalnız işçi olarak değil, insan olarak da hiçbir değeri yoktur. İşçinin varlığının tek anlamı üretmek, patronuna kar sağlamaktır.
Her zaman için daha fazla kar sağlama amacında olan bir sistemde, iş kazalarına (iş cinayetlerine) neden olan etkenleri ortadan kaldırmak olanaksızdır.
Kazaların sebeplerine ve sonucu ölümlere baktığımızda bu kazaların önlemlerin alınmamasından kaynaklandığını açıkça görürüz. Binaların dış cephelerine kurulan yüksek iskelelerde emniyet kemeri olmadan, koruma bantları olmadan, uyarı levhaları olmadan vb. çalıştırıldıkları için dünyada her 10 dakikada bir inşaat işçisi ölüyor.
Ve yine madenlerde havalandırmaların yetersizliğinden oluşan gaz sıkışmaları sonucu gerçekleşen patlamalarda binlerce işçi hayatını kaybediyor. Türkiye’de sadece Zonguldak’ta ölen maden işçilerinin sayısı 350'dir. Çin’de ise bir yıl içinde 7 bin maden işçisinin öldüğü açıklandı fakat gerçek sayının 20 bine yakın olduğu söylenmekte.
Diğer sektörlerde ise kimyasalın yoğun kullanılması, işyeri güvenlik tedbirlerinin alınmaması, yoğun çalışma (günde 12 saatten 16 saate varan çalışma), düşük ücret, bunun yarattığı fiziki ve psikolojik çöküntü sonucu dikkatsiz çalışmadan kaynaklı yüz binlerce kaza meydana geliyor.
Bu etkenlerin yarattığı ruhsal çöküntü aynı zamanda işçileri intihara sürüklüyor. Japonya’da 2005 yılında yoğun çalışmadan ötürü 30 bin işçi intihar etti.
Kazaların önüne geçilmiyor, tam aksine kazalar her geçen yıl daha da katlanarak artıyor. En son bir ay içinde fabrika yangınlarında ve çeşitli kazalarda Türkiye’de 18 işçi, patronun kar hırsına kurban edildiler.
Bu bize göstermektedir ki bu katiller sınıfı hiçbir zaman bu cinayetlerin önüne geçmeyecektir. Çünkü her önlem, onlar için “maliyet” anlamına gelmeye devam edecektir.
Ve yeryüzünde sermayenin iktidarı oldukça bu katliam da sürecektir.
Hak verilmez alınır, önlem de patron tarafından tepside sunulmaz, aldırılır. Çalıştığımız işyerlerinde, kazalara sebep olacak her türlü etkenin ortadan kaldırılması için işyerlerinde örgütlenmeli, herhangi bir hak ihlalinde emeğimizi ve yaşamımızı koruyacak komiteler kurmalı, iş cinayetlerinin yaşandığı durumlarda iş durdurmalı, teftişlerin yapılması sağlanmalı, sorumluluk tespiti yaptırılıp sorumluluğu bulunanların cezalandırılması sağlanmalı, elimiz patronun yakasından inmemelidir.