Cuma, 25 Temmuz 2008 (17 yıl 10 ay önce)
İş sıkıntısının çok fazla olduğu bu dönemde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı, üniversitelerde verilen eğitimin ne kadar çelişkili olduğunun bir kanıtıdır aslında. Bu sınava umut bağlayan, geleceğini bağlayan genç arkadaşlardan birisi olarak yaşadıklarımızı, umutlarımızı, hayal kırıklıklarımızı yansıtmaya çalışacağım sizlere.
Aylarca büyük umutlarla sınava hazırlandık hayaller kurduk bir iş kapısı için. Zaten çeşitli sebeplerle daraltılan devlet kadrolarından bir yer kapabilmek için bizim gibi zor durumda olan kendi okul arkadaşlarımızla bir yarışa sokularak, ruhsal olarak yenik çıktığımız sınav savsatasından sonra yaşadıklarımız çok daha düşündürüdür aslında. Öncelikle toplumsal baskı; "Adam olamamış, bir kazmaya sap olamamış" bir insanızdır artık toplum gözünde.
Sistemin en acı bölümlerinde
Yıllarımızı verdiğimiz eğitim sürecinden sonra iş arayan bizler sistemin en acımasız bölümünde işsizlik katmanında kendimizi bulduğumuz zaman hayatla yüzleşmeye başlıyoruz. Çeşitli sınavlardan geçen bizler, daraltılmış devlet kadrolarına yerleşemeyince özel sektöre yöneliyoruz. Özel sektörün acımasız yüzünü gördükten sonra özel sektörde bir gelecek kurmanın imkansızlığını daha iyi kavrıyoruz. (İş güvenliği, iş garantisinin olmayışı, emek - ücret dengesizliği, mesai saatleri vb. gibi sebepler.) Bunun getirdiği bunalımlar değişik psikolojik sorunları da yanında taşıyor. Kendimizi işe yaramaz görmeye başlıyoruz, sosyal hayattan adım adım uzaklaşıyoruz hatta sapkın davranışlarda bulunmaya kadar ilerletiyoruz bu durumu. NEDEN?
Okul yıllarında hayal ettiğimiz kariyer planları, sevdiği ile birlikte hayatı paylaşma hayalleri daha etkin bir ekonomik sosyal hayat düşleri tersine dönmeye başlamıştır artık. Üniversite yılları geride kalmıştır artık. Erkekler için askerlik zorunlu ve gönüllü bir hizmettir ve dayanmıştır kapıya. GİDİLECEKTİR. Kadınlar için evlilik çağı zaten geçmek üzeredir artık hali vakti yerinde birisi ile evlenmesinin zamanı gelmiştir, onun hayalleri hiçe sayılarak planlanmaya başlanmıştır bile geleceği. Kafasına silah dayanmamıştır belki ama silahtan daha etkili bir şey vardır bunu yaşatan:
"Toplum ve aile baskısı."
Tutunduğun son umut kırıntısı
Artık hayat önümüze öyle engeller koymuştur ki üniversite yıllarındaki hayaller uçup gitmiştir artık. Sabah kalkarsın yeni bir güne başlarsın ama gidecek bir işin yoktur, yaşın artık zorunluluklar yaşıdır ama çaresizsin iş yok, cepte para yok sadece son girdiğin KPSS sınavının sonucunu umutla beklemek vardır hayatında.
"Acaba atamam olacak mı, bir yerlere yerleşebilecek miyim, hayatıma yeni umutlar ekebilecek miyim" düşünceleri sarar tüm benliğini. Ama bir türlü gelmez o günler... Ruhun daralır atarsın kendini dışarıya fakat uzaklara gidemezsin ki, her zaman gittiğin takıldığın bir yer vardır orda bulursun kendini farkında olmadan, oranın bir parçası olmuşsundur artık. Kısa dönemli işlerde çalışırsın ama kafan hala atamadadır hep geçicidir bunlar senin için. Eş dost sohbetlerinde konu yine sensindir.
"NE YAPTIN BİR İŞ BULDUN MU?" Yaşında geçiyor artık bir kazmaya sap olamadın mı daha der gibi yüzüne söylenmese de hissedilen budur ya da senin olmadığın yerde konuşulan benzer şeylerdir.
Sizi gülümsetecek bir anımı anlatayım. İyice bunaldığım bir dönemde babam beni aradı
"Ne yapıyorsun oralarda boş boş" dedi!!!? Cevap:
"Boş değilim deve götü yağlıyorum."
ARKADAŞLAR Sorun bizde değil sorun bizlerin bu durumundan fazlası ile nemalanan devlette ve sermayededir. Umudunuzu hiç kaybetmeyin umut sizsiniz.