Yaklaşık iki yıldır yoğun tartışmalara konu olan Bolkestein Direktifleri, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda bu gün tartışıldı. (14 Şubat). Görüşmeler sürerken Parlamento önünde yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı kitlesel protesto gösterisi yapıldı. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu tarafından organize edilen gösteriye, AB’nin 25 ülkesinin hemen hepsinden gelen işçi ve emekçiler katılım sağladı. Hafta içi olmasına rağmen katılımın beklenenin çok üstünde olması (beklenen 15 bindi), Avrupa’da sosyal yıkım saldırılarına karşı mayalanan öfkenin düzeyini de gösteriyordu.
Yüksek güvenlik önlemleri altında yapılan gösteri esnasında Avrupa Parlamentosu’nun etrafı, polis tarafından kurulan barikatlarla çevrelenmişti. Avrupalı emekçiler hizmet sektörü ve işgücü piyasalarını tamamen serbest piyasanın denetimine açmayı hedefleyen Bolkestein Direktifleri’nin tarihsel anlamını, sınıfsal iç güdüleri ile de olsa kavramış olmanın gücünü ve zayıflığını bir arada taşıyorlardı. Bu bilinç sınıfsal bir dönüşümle gelişip güçlendiği oranda o barikatlar da yıkılacaktır!
Açılan pankartlarda öne çıkan ‘’Sosyal Avrupa’’ sloganı olsa da alandaki ruh son yıllarda gerçekleşen pek çok eylemi aşan bir dinamizme sahipti. Sirenlerin, düdüklerin, çat-patların hiç susmadığı yüksek bir tempo ve devinimin varlığı söz konusuydu. Grevleri süren Ver.di sendikasına üye işçiler, kapatılma kararına karşı direnişe geçen Almanya AEG işçileri, son direniş ve çatışmaları ile belleklere kazınan Marsilya Liman işçilerinin alandaki varlığı, direniş ruhunu taşımaları ile ayırt ediciydi. Çeşitli uluslardan işçilerin bir aradaki varlığı, farklılıkların uyumlu bir bileşimini ve zengin harmonisini sunan bir tablo çıkarıyordu.
Yaklaşık 40 kişilik TİKB korteji, komünist sembol ve sloganları ile alanda neredeyse tekti. Dev pankartı, bayrağı ve flamaları ile kortej, gösteriye katılan işçi ve emekçilerin ilgi odağı oldu. Keza hiç susmayan; ‘’Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!’’, ‘’Bolkestein Yasası Çöpe!’’, ‘’Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!’’, ‘’Yaşasın Marksizm-Leninizm!’’ , ‘’Yaşasın Sosyalizm, Kahrolsun Kapitalizm!’’ sloganları ve Almanca-Fransızca basılmış TİKB bildirileri de öyle. Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi’nin çıkarmaya çalıştığı ‘’Anti Komünizm Yasası’’ ile Avrupalı emekçilerin komünist sembol ve sloganlara gösterdikleri ilgi arasındaki açı farkının görülmesi açısından bu anlamlıdır.