Amerikan sağlık sisteminden manzaralar... Amerika'da tedavi olan bir hasta anlatıyor:
1 sene önceydi, 'Fırsatlar ve Özgürlükler(?!) ülkesine' geldim. Her şey ilk başta çok iyi görünüyordu. Tabii ki öyle olacaktı. Ne de olsa süper güçtü, başka ne beklenebilirdi ki? Aradan 2 ay geçmişti. Türkiye'de çok sık başıma gelen migren krizlerinden birisi oldu, bir ağrı kesici iğne ile geçiyordu ama... Türkiye'de daha önce bedelsiz yapılan bu işlem, daha sonra haykırarak karşı koyduğumuz o saçma sağlık sistemi ile miktar az bile olsa herkesin ödeyemeyeceği bir ücrete dönüştürülmüştü ve adı da daha kaliteli sağlık hizmeti konmuştu.
Her neyse... Hastaneye geldik, o hastaneye -evsizlerin ve sigortasız insanların girmesini engellemek için -tedavi demiyorum- sadece hasta olabilmek için 200 dolar ödemeniz gerekiyor. Hayretler içinde kalmıştım, acaba tedavi ve ilaç masrafları ne kadardı ki? Sigortan yoksa yanmıştın, üstelik devlete bağlı doğru düzgün bir sosyal güvence de yok. Kapitalizmin dayattığı ve olması gerektiği gibi her şey özel ve paralıydı. Özel sağlık sigorta ücretleri ise neredeyse Türkiye'de bir kişinin yıllık geliri kadardı (senelik sigorta ücreti) Ama bu demek değil ki sigortalısınız ve bundan sonra başka bir şey ödemeyecekseniz.
Önce sigorta (şirketin)nızın, bu tedaviye ve ilaca ihtiyacınız olduğuna kesinlikle inanması gerekiyor. Baş ağrısı için istemiş oldukları MR'ı sanırım 1 ay sigorta yetkilileri ile konuştuktan sonra ancak çektirebildim. (Tabii sigorta yetkilileri doktor, hemşire ve diğer hastane yetkilileri olan herkesle konuşup ikna ettikten sonra) Bunun yanında şöyle de bir durum gelişti: Her baş ağrısı için gittiğimde asprin verir gibi 'bağımlılık' yapan morfin iğnelerinden 2'şer adet yaptılar. Buradaki durumda doktorları suçlamak çok doğru değil zira sorun kanunlar ve sağlık sistemi. Eğer biri hastaneye 'Dayanılmaz ağrılarım vardı ve kesmediler' diyerek herhangi bir hukuki dava açarsa çok büyük rakamların ödendiği cezalar söz konusu oluyor. Bu da tamamen Batılı ve Amerikanvari sağlık görüşü: 'Başımızdan savalım, anlık olayı bitirelim. Tedavi mi? Ne gerek var canim?'... Sırf bu ceza korkusunun yarattığı olanak sayesinde esrar bağımlıları doktora gidip 'Dayanılmaz ağrılarım var, uyuyamıyorum' türünden sebepler gösteriyor ve yasal olarak 'esrarı' "eczane"lerden temin edebiliyor!
Diğer bir nokta; diyelim ki sigortayı ikna ettiniz hasta olduğunuza. Bu defa da ilaç için ödemiş olduğunuz parayı geri almak hiç kolay değil. Kendim yaklaşık 6 ay içinde harcamış olduğum 1000 doları henüz geri alabilmiş değilim. İlaçların çok pahalı olmasından dolayı yaşlılar ve sürekli ilaç kullanması gereken insanlar otobüsle-zira diğer ulaşım şekilleri hem çok kısıtlı hem de çok pahalı- saatler boyu yolculuk yapıp Kanada ve Meksika gibi ilaçların nispeten Amerika'ya göre daha ucuz olduğu ülkelere gidiyorlar. Bazı sağlık sigortaları ödemeler konusunda hastanelere problemler çıkarttığı için yaşlılara ve durumu kritik olan hastalara bakılmayarak veya da ilaç ile gizliden öldürüldüğü-ölüme terkedildiği ise söylentiler arasında. Sırf bundan dolayı insanlar hasta olmamak için elinden geleni yapıyor. Emekli olduktan sonra ise neredeyse sosyal güvencenin hiç olmamasından dolayı insanlar yemeden içmeden sadece makina gibi çalışıp para biriktirip yaşlılıklarını ücra köşelerde ya da başka ülkelerde ev alarak geçirmeye çalışıyorlar.
Zira Amerika'da ev alımı neredeyse imkansız gibi bir şey. Her türlü mikrobun bulunduğu, bakımsız 100 yıllık bir evi almak için en az 250 bin dolarınızın olması gerekiyor. Bu birçok insanın hayat boyu çalışıp biriktiremeyeceği kadar bir para demek oluyor.
Kısacası Amerika'daki sağlık sistemi ve sosyal güvence 'tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar' gibi bir paradoksa sahip gibi gözükse de aslında her şey ortada.. "Sağlığına" kapitalizm!
Bağlantılı kayıt: ABD'den gör geleceğini