Çarşamba, 27 Ağustos 2008 (18 yıl 2 ay önce)
Gürcistan'ın Güney Osetya'ya, 7 Ağustos'ta saldırmasıyla alevlenen Kafkasya'da gerilim yükselmeye devam ediyor.
ABD ve AB emperyalistlerine sırtını dayayan Gürcistan'ın Osetya hamlesine sert bir askeri karşılık veren Rusya, ABD donanmasının, “insani yardım” bahanesiyle Karadeniz'e girmesine ve Gürcistan'ın NATO üyeliğinden vazgeçmemesine karşılık olarak da bağımsızlığını ilan eden G. Osetya ve Abhazya’yı dün resmen tanıdı.
Diğer ülkeleri de bu yönde davranmaya çağıran Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, "Kosova’yı tanıyan Batı’nın emsal yarattığını" söyledi.
Emperyalist hegamonya mücadelesi
Emperyalistler arası hegamonya mücadelesinin daha da kızışacağını işaret eden bu gelişme, Rusya'nın, ABD ve AB emperyalistlerinin, Kosova’nın Sırbistan'dan ayrılması sürecinde izlediği politikaya karşılık hamlesi olarak yorumlanıyor.
Gelişmelerin görünen yüzünde bu olgu var gibi. Öte yandan farklı boyutlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, gelişmeler daha çok enerji geçiş hatları üzerinde yoğunlaşan emperyalist hegamonya mücadelesinde kozların, askeri seçenekler dahil daha açık oynandığı sert bir sürece doğru evrilmesini işaret ediyor.
Rusya emperyalizmi; yeniden
ABD ve AB emperyalizminin Rusya'nın, Orta Asya'daki enerji havzaları ve bunların geçiş hatları üzerindeki egemenlik kozlarını ve bölgedeki geleneksel diplomatik-politik etki ve üstünlüğünü kırmak üzere Ukrayna ve Gürcistan'ı NATO'ya alma girişimi, Gürcistan savaşından hemen sonra imzalanan Polonya'ya füze üssü yerleştirme anlaşması, şimdilerde Karadeniz'e artan NATO donanması yığınağı, ABD'nin Irak işgalinden hemen önce, Türkiye'den Karadeniz kıyısında bir askeri üs talep etmesi gibi adeta
“Rusya'yı kuşatma”ya alan girişimlerine karşı, Rusya emperyalizminin, son yıllarda Putin'in ağzından açıkça dile gelen diplomatik karşı çıkışları, bardağı taşıran son damla olan Kosava'dan sonra pratik bir politikaya dönüşmüş görünüyor.
Yaşadığı ekenomik krizden sonra son on yılda muazzam bir büyüme gösteren Rus tekellerinin politik düzeydeki çıkarlarının mükemmel bir sözcüsü olan Putin, devlet başkanı görevindeyken geçtiğimiz yıllarda ABD'ye
“tek kutuplu dünya hayali kurma” diyordu. Bugün aynı yolda yürüyen Medvedev, NATO ile askeri işbirliğini askıya alıyor, ticaret, hatta nükleer silahların kullanımına ilişkin anlaşmaları rafa kaldırıyor. En sonu,
“Batı ile yeni bir 'Soğuk Savaş' yaşanmasından korkmuyoruz” diyor.
İşte, Rusya emperyalizimin bu yeni sözcüsü, önceki gün Duma'nın ve Federasyon Konseyi’nin Güney Osetya’yı tanıması için karar almasından hemen sonra, ABD Başkanı George Bush’un tanımaması yolunda uyarıda bulunmasının üzerinden 12 saat geçmeden tanıma kararını açıkladı.
Tarihinde ilk kez Moskova dışında toplanan Rusya Güvenlik Konseyi, diğer emperyalistlere mesaj verme kaygısıyla Karadeniz'deki Soçi kentinde toplanarak bu kararı aldı. 1990'dan sonra Karadeniz'de ve Kafkasya'da etki alanları zayıflayan Rusya emperyalizmi, ABD ve NATO'nun ileri karakolu misyonuna soyunan Şaakaşvili Gürcistan'ına verdiği askeri yanıt ve Kosova'nın ayrılmasından sonra, Güney Osetya ve Abhazya’nın açıkça teşvik ettiği bağımsızlık kararlarını tanımasıyla diğer emperyalist güçlere bu bölgede daha fazla geri adım atmayacağını ilan etmiş olmakla da kalmadı, Akdeniz'e donanmasını indirme ve Suriye ve İran üzerinden Ortadoğu'da da daha güçlü bir pozisyon, daha fazla nüfuz alanına talip olduğunu ilan etmiş oldu.
Bu, ABD emperyalizminin son yıllarda giriştiği atakların eline yüzüne bulaşmasından, diğer yandan da Rusya'nın ekonomik olarak toparlanıp yeni bir atağa kalkışması için ortaya çıkan zeminin değerlendirilmesidir.
Kanlı boğazlaşmalara, gerici savaş ve işgallere açık kapı
Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerindeki enerji geçiş koridorlarının hakimiyetini ele geçirme, pekiştirme yönü ağırlık kazanan bu atak, Irak ve Afganistan gibi yeni işgal ve savaşlara kapıların sonuna kadar açılması, bölge halklarının birbirine düşürülmesini getirecek Kerkük, Lüban, Sudan, Kıbrıs-Ege, Dağlık Karabağ, Hazar'ın statüsü, Güney Azerbaycan gibi yerlerde emperyalist provokasyon, kanlı kapışma dosyalarının hiç beklenmedik bir zamanda ve beklenmedik biçimlerde açılmasını getrecek dramatik bir sürece evrilebilir.
Türkiye kapitalizmi; kan taciri
Türkiye, emperyalistlerin böylesi kanlı işlerinde her zaman gönüllü olmuştur. Şimdi de öyle. En son boğazlardan ABD savaş gemilerinin geçişine izin verilmesiyle bunu bir kez daha gösterdi.
2500 kilometre menzilli yüzlerce füze taşıyan gemilerin
“insani yardım” sahtekarlığıyla Karadeniz'e sevk edilmesi ABD ve NATO'nun savaş ilanı ya da açıkça savaş hazırlığı-yığınağı, Türkiye'nin bunların boğazlardan geçişlerine onay vermesi de bu savaşa taraf olmasından başka bir anlama gelmez.
Kafkasya'da yaşananlar ne Rus emperyalizminin mazlum Oset ve Abhaza halkını Gürcistan kıyımından koruma savaşıdır, ne ABD emperyalizimin Gürcü halkını Rusya'nın tehditinden koruma savaşıdır; aklı başında vicdan sahibi herkesin kolayca görebileceği açık ve net olan ABD ve Avrupalı emperyalistlerin, Rusya emperyalizmi ile hegamonya mücadelesidir sözkonusu olan.
Ve bu savaşa, çıkarlarını ve geleceğini emperyalistlerle bir gören, bunun için emekçi halkların kanını savaş pazarına sürmekte sakınca görmeyen Türkiye işbirlikçi kapitalizmi de balıklama atlamaktadır.
Türkiye işbirlikçi tekelci sermayesi için daha fazla kırıntı uğruna, onların sözcüsü AKP'sinden CHP'sine, liberalinden ulusalcısına, laikinden dincisine hepsinin sessiz ortaklığıyla halkın, yoksul gençliğin kanı emperyalist bölge savaşına pazarlanmaktadır.
Emekçi halklar, gençler sessiz kalamaz
Buna izin verilmemeli; emperyalist savaş ve provokasyonlara karşı halkların kardeşliği şiarıyla savaş kararlarına, savaş gemilerinin boğazlardan geçişine eylemlerle cevap verilmeli.
Rus ve ABD emperyalistlerinin sahte
“insani yardım”, “soykırımdan korumak” demagojilerine karşı, sözgelimi son yıllarda kaçak olarak Türkiye'ye gelip zor durumda, en ağır işlerde çalışan çok sayıda Gürcü, Abhaza, Oset ve diğer halklardan emekçilerin katılacağı ortak eylem ve çeşitli etkinlikler düzenlenmeli.
Emperyalistler ve işbilikçilerine 6 Filo'yu unutturmamalıyız.