Çarşamba, 10 Eylül 2008 (17 yıl 8 ay önce)
Petrol-İş Kadın Dergisi, Ağustos 2008
Haydi Kadınlar Sendikaya! Örgütlenelim, Güçlenelim..
Gittikçe ağırlaşan, bizi insanlıktan çıkaran, yaşam ve çalışma koşullarına karşı bir araya gelerek, örgütlenerek direniş hattı oluşturabiliriz. Ezilenlerin de en yoksulu olan kadınların sendikalara üye olmaları üye olan kadınların da sendikal örgütlenme süreçlerinde aktif rol almaları gerekiyor... Bunun için sendikalara biraz da kadınlara önemli görevler düşüyor.

Özelleştirmeler, sistematik baskılar, esnekleştirme, kuralsızlaştırma sonucunda yaşanan üye kayıpları ve sendikasızlaştırma politikalarıyla son zamanlarda daha can alıcı bir hal aldı. Sendikamız Petrol-İş uzun zamandır, örgütlenme engellerini ve politikalarını tartışıyor, bu konuda raporlar yayımlandı, çalışmalar yürütülüyor. Önemli bazen de küçük küçük adımlar atılıyor...
Biz de kadın tarafından olaya katkılarımızı sunmaya çalışıyoruz, karınca kararınca. Petrol-İş Sendikası’nda kadın üye sayısı oldukça düşük; 1670 civarında kadın üyemiz var... Kadın dergisinde kadın üyelerle her sayı yaptığımız söyleşilerden, kadınların bir kısmının sendikal hareket içinde pek de aktif olmak istemediğini saptadık... Ama çok aktif olmak, her düzeyde görev almak iseyen kadın üyeler çoğunlukta... Son dönemlerde eğitimlerde kadınlara uygulanan kapalı kota eğitime gelen kadın sayısının iki katına çıkmasını sağladı... Petrol-İş Kadınların önemli grevlere imza attığı, direniş geleneği olan bir sendika.
1964 yılında Bereç Pil fabrikasında direnenenlerin büyük bir bölümü kadın işçilerdi. Grev önlüklü beyaz başörtülü işçi kadınların mücadeleleri onların fotoğraf karelerine yansıyan umutları emek tarihinin en önemli belgeleri olarak hafızalarda. 1998’deki Malazlar Direnişi, son dönemde dünya sendikalarının literatürüne giren Novamed direnişi, önü açılan kadınların neler yapabileceğinin açık göstergesi...
Kadın gazetecilerin sendikaya ilgisi ne düzeyde?
Erkeklerden daha çok. Kadınlar gazeteciliğin zorluğunu daha çok hissediyor, o nedenle örgütlenmeye daha yatkınlar.
Türkiye Gazeteciler Sendikası
Genel Sekreteri Sergül Keskin
Bu gelenek çecevesinde sendikaya kadın üye kazandırmak önemli bir görev olarak karşımızda duruyor...
Kadın örgütlenmesinin kendine özgü engelleri ve dinamikleri var. Bunları göz önünde bulundurmadan kadınları sendikal örgütlere çağırmak, onları örgülemek çok mümkün gibi görünmüyor.
İç örgütlenme açısından atılması gereken ilk adım mevcut üyelerin sayısını ve hangi işkollarına dağıldığını saptamak, olabilir. Kadınların yoğun olarak çalıştığı işyerlerinde işyeri örgütlenme komitesi içinde kadın işçiler mutlaka yer almalıdır. Kadın üyelerin çekingenliklerini göz önünde bulundurulmalı, onların önlerini açılmalı, teşvik edilmelidir.
Örgütlenme çalışmasında basılı materyal hazırlanırken o işyerine özgü kadın sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerileri bu materyallere mutlaka yansıtılmalıdır.
Kadın işçilerin ağırlıklı olduğu kimya, ilaç, kozmetik sektöründe kullanılan kimyasal maddeler, kadın ve bebek sağlığı açısından risk oluşturuyor. Bu tür işyerlerinde, oluşturulacak işçi sağlığına ilişkin risk haritalarında ve verilecek eğitimlerde bu duruma yönelik de çözümler üretilmelidir... İşçi sağlığına, kadın sağlığına ilişkin çalışmaların işçinin örgütle olan bağının pekiştirilmesi açısından önemli bir işlev yerine getirdiğini, kadın işçilere yönelik İNSEV’le birlikte pilot olarak yürüttüğümüz
"Kadının Üreme Sağlığı" seminerlerinde bu açıkça görüldü.
Mevcut işyerlerinde sendikamız kadın işçilerin sadece kadın olarak karşılaştığı sorunları belirlemeli, bu problemlerin çözümünde aktif bir taraf olabilmeli.
Örgütlü olduğumuz yerlerde kadın üyeler bazen çocuklarını bırakacak kimse bulamadıkları bazen de eşleri izin vermediği için toplantılara, seminerlere katılamıyorlar. Kadınların sendikal mücadeleye daha aktif katılmalarını sağlamak için çocuk bakımı sorunu çözülmelidir. Eğitim çalışmalarında erkek üyelere verilecek, kadın-erkek eşitliği eğitiminin de eşleri de Petrol-İş üyesi olan kadınlar açısından kadınların hareket kabiliyetini artıracağı kanısındayız...
Yeni örgütlenilecek yerlerde ise kadın erkek sayısı örgütlenmenin başından itibaren tespit edilmeli. Örgütlenilecek olan yer eğer uluslararası bir şirket ise bunların imzaladıkları
"sosyal sorumluluk" anlaşmaların ayrımcılığa ve kadın haklarına yönelik tahahütleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu orada yürütülecek kadın işçilerin örgütlenme faaliyetinde elimizi güçlendiren bir araç olabilir.
Sendikamızın yürüteceği örgütlenme faaliyetleri sırasında kadın üyelere, kadınlara ait tüm çalışmalarda, Petrol-İş Kadın Dergisi, olarak elimizden gelen katkıları yapacağız.
Petrol-İş üyesi kadın arkadaşlarımızı dergimiz aracılığıyla sürece katılmaya çağırıyoruz. Kadın işçi olarak yaşadığınız sorunları, bunlara yönelik ürettiğiniz çözümleri, bilgilerinizi, önerilerinizi bizlerle paylaşın. Çünkü kadınların sendikalara, sendikaların da kadınlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var...
Ev kadınlarının oluşturduğu farklı bir örgütlenme:
Petrol-İş Bandırma Kadın Komisyonu
1998’de Bagfaş Grevi sırasında eşleri desteklemek için bir araya gelmişler, aralarında dışarıda çalışanlar da var, ama ağırlıklı olarak ev kadınlarından oluşuyor. Bandırma’da Petrol-İş Kadın Komisyonu’nu bilmeyen yok. 8 Martlar da, 25 Kasımlar da onlara sorulmadan olmuyor. 10 yıldır, arı gibi çalışma sonucu ortaya çıkmış bu güven. Okuyorlar, dayanışıyorlar, ülkenin ve kadınların sorunlarına anında müdahale ediyorlar. Birlikte Bandırma’ya bir uzanalım siz de görün yapılanları...
Necla Akgökçe: Sizi tanıyalım önce, sonra da kadın komisyonu nasıl kuruldu, onu anlatın biraz...
İsmim
Nakiye Altıparmak, ev hanımıyım. 18 yıldır evliyim, iki kızım var. Bandırma Kadın Komisyonu'na gelince, esasında biz 1998 yılında Bagfaş Grevi sırasında bir araya geldik ve çalışmalara başladık. Grev başladığında birbirimizden koptuk, sonra
"kadınlar olarak greve sahip çıklım, eşlere destek verelim" dedik. Her türlü problemin üzerine giden mücadeleci kadınlardık. Grev bittikten sonra da toplantılarımız devam etti. Süreklilik kazansın diye Petrol-İş Kadın Komisyonu olsun adımız dedik. Hala devam ediyoruz.
Kadın komisyonuna nasıl katıldınız, size neler kattı bu 10 yıllık çalışma?
Büyük kızım 8-10 yaşlarındaydı, evde oturuyordum ve kendimi işe yaramaz hiddesiyor,
'haksızlıklara karşı çıkmalıyım, yararlı bir şeyler yapmalıyım’ diye düşünüyordum. Bir gün eşim
"Bagfaş’ta çalışan arkadaşlarımızı işten atmışlar, beni yarın erken kaldırır mısın, onlara destek için eylem yapacağız" dedi. Ertesi gün Cumartesi’ydi hiç unutmam.
"Ben de gelebilir miyim?" diye sordum, kabul etti.
Ertesi gün eşimle birlikte gittim. Toplananların hepsi erkekti, aralarında hiç kadın yoktu. Eşim,
"bak hiç kadın yok aralarında, sen de eve dön" dedi. Şimdiki aklım olsaydı dönmezdim, ama o gün döndüm eve. Eşime akşam
"Ertuğrul beni kırdın, eğer ben katılsaydım, diğer kadınlar da gelip katılırlardı daha sonra" dedim.
Sonra nasıl bir araya geldiniz peki?
Önce grev yerine gitmeye başladık Sonra
'biz işçi eşleri olarak daha başka neler yapabilirz' diye düşündük. Bir toplantı örgütledik, 200 işçi eşi, iki de eğitimci katıldı. Toplantıdan sonra, ben
"slogan attırsak" dedim, sonra slogan attırmaya başladım, önce sesim kısık çıkıyordu, sonra hepimiz bağırmaya başladık:
"Yılgınlık yok direniş var!" Orası çınladı. Erkekler lokalde oturuyorlardı, bize destek verdiler. Sonra grev komitesi oluşturduk. Bir amaç uğruna kardeş gibi olduk grev esnasında. İyi ve önemli bir iş yaptık. O dayanışmayı hiç unutmuyorum. Grevden sonra bazıları çekildi, biz devam ettik. Bu süreç beni çok geliştirdi. Eğitim yaptık, işçi haklarını, İş Kanunu'nu öğrendik, birlikte kitap okuduk. Bir süre ara verdik. Ama şimdi de her hafta toplanıyoruz. Güncel olayları da konuşuyoruz. Geçenlerde ekmeğe zam geldi. Kadın Komisyonu'nda konuştuk, zamlara karşı da bir şeyler yapacağız önümüzdeki günlerde.
Şu aralar neler yapıyorsunuz?
Son zamanlarda yaptığımız en önemli etkinliklerden biri 1 Mayıs kutlamasıydı. Bandırma Eti-Bor’da 600 kişi çalışıyor. 1 Mayıs’ta biz 600 kadının ve çocukların da etkinliğe katılmasını istedik. Bütün işçilerin ev telefonlarını çıkardık, tek tek eşleri aradık.
"1 Mayıs’a katılın, eşler gelirse sayı 1200 olur, çocuklar da gelirse üçe katlanır" dedik. 1 Mayıs’a geldikten sonra bunun arkası da gelir, başka eylemlere ve etkinliklere de katılırlar diye düşündük. 60- 70 kişi geldi, fakat yine de iyi, biz umutluyuz.
Daha önce Yörsan işçilerini desteklemek için basın açıklaması yaptık. Yeniköy’de bir fabrika kurulmuş, çevre kirletiliyormuş.
Bu konuda Marmara Çevre Vakfı ile basın açıklaması yaptık. Kaz Dağları ile ilgili de etkinlik yaptık. Çevreye yönelik çabalarımız da oluyor.
Kadın komisyonu üyeleri sahnede
"Meraklılar Derneği" isimli oyun, 1 Haziran 2008 tarihinde Bandırma Kültür ve Eğitim Vakfı salonunda Petrol-İş Bandırma Şubesi tarafından düzenlenen bir etkinlikle, seyirci karşısına çıktı. Oyuncular şube üyeleri ve söyleşi yaptığımız kadın komisyonu üyelerinden oluşuyordu. Tıklım tıklım olan salondan arkadaşlarımız iyi bir alkış aldılar. Oyunu üye çocuklarının oynadığı folklor gösterisi takip etti. 18.00’da başlayan etkinlik 22.30’da sona erdi.
Sizi de tanıyalım, 10 kişilik Kadın Komisyonu’ndasınız, komisyon deneyiminizi anlatabilir misiniz?
Vildan Cicigül: Eşim Petrol-İş üyesi, 20 yaşında bir oğlum var. Bagfaş grevi sırasında tanıdım arkadaşları. Oğlum o zaman çok küçüktü. Şimdi bir bilim adamı olmayı planlıyor, İTÜ’de genetik okuyor. Bagfaş Grevi ile ilgili bir toplantı vardı, orada öğrendim Petrol-İş Kadın Komisyonu olduğunu, daha sonra bir piknik düzenlenmişti, arkadaşım çağırdı beni, oraya da gittim. Nakiye Hanım orada bana Petrol-İş Kadın Komisyonu’nun yaptığı işlerden, etkinliklerden bahsetti.
"Ben de gelebilir miyim?" diye sordum. Ondan sonra da girdim aralarına.
O zamana kadar ne yapıyordunuz?
Ev hanımıydım. Yemek pişiriyor, çocuğuma bakıyor, pazara gidiyor, günlere katılıyordum. O şekilde dar bir alanda geçiyordu hayatım. Buraya geldikten sonra, başkaları neler yapıyor, ülkede neler olup bitiyor, onlar üzerine konuşmaya başladık. İlgimi de çekiyordu esasında politik konular. Eşim çok çalışıyordu, buna rağmen bir türlü yetiştiremiyorduk. Buranın etkisiyle yavaş yavaş olayın nedenlerini görmeye başladım. Politik olarak bilinçlendim. Ama bunun dışında kendime güvenim geldi. Konuşurken çekinirdim, şimdi artık çekinmiyorum. Başka bir şey daha var, daha önceden kendimizin değil, eşlerimizin isimleriyle tanınıyorduk, artık Kadın Komisyonu’na gide gele, kendi adımızla bize hitap edilmeye başlandı, biz de birbirimizi ismimizle çağırıyoruz. Artık Nadir’in eşi değilim, Vildan’ım. Zincirleri kırdık yani.
Kadın Komisyonu’na üyesiniz siz de, kadınlar 1 Mayıs etkinliğine neden katılmadılar sizce?
Biraz da eşler engelliyor. Kadınlardan biri mesela
"Benim eşim öyle yerlere gelmemi istemez" demiş. Kadın evde yemeğini yapsın, çocuğuna baksın, dışarıda işi olmasın, bilinçsiz kalsın, ot gibi yaşasın... Erkeklerin istediği bu esasında. O nedenle eşlerine duyurmak istemiyorlar bazı etkinlikleri.
Röportajın gerisini, Petrol-İş Kadın Dergisi'ni buradan pdf formatında indirerek okuyabilirsiniz.