Pazartesi, 29 Eylül 2008 (17 yıl 8 ay önce)
Demokratik Üniversite, 25 Eylül 2008
Hüseyin'e, Şahin'e, Rabia'ya
Ve nice adsız sınıf kardeşimize adanmıştır
Sınav kağıdını görünce
"işte, en sonunda başardım" demişti belki de, mutlu olma sırası ondaydı, belki kader üniversitede ona gülerdi/gülmeliydi. Belki annesi oğlunun arkasından su dökmüştü birkaç gözyaşıyla beraber, aslında maddi durumlarının pek iç açıcı olmaması düşündürmüş olsa da babasını ailenin sevincini bozmamak için belli etmemişti endişesini çevresine, oğlu bir şekilde okurdu/okumalıydı. Her gün gazetede, televizyonda hatta yanıbaşında mahallesinde, sokağında görse bile üniversite mezunu işsizleri, o üniversiteyi canını dişine takıp okuyacak ve bitirince de elindeki diplomayla mutlaka iş bulacaktı/bulmalıydı.
Oysa ki gerçek her zaman düşlenen gibi olmuyordu. Üniversiteye adımını atmasıyla beraber hayallerinin pembe fonu kaybolmuş yerini parasızlık, sıkıntı, geçim derdi içerisinde hayatın keşmekeşi almıştı. Bu böyle gitmez deyip kendi gibilerinin yaptığı gibi işe bile girdi. O artık hem çalışıp hem okuyordu. Birkaç yıl böyle geçti, birçok işe girdi birçok işten çıktı. Olsun böyle olsundu, nasıl olsa okulu bitirip eline diplomayı alınca, o son model arabayla okula gelip hergün önünden geçen Arda ile aynı statüde olacaktı ya da o öyle sanmak istiyordu. Biliyordu aslında hayat böyle bir şey, bir tarafta çalışanlar bir tarafta ise onlar çalıştığı için zenginlik içinde yaşayanlar vardı biliyordu ama ne yapsındı. Hem sene bitince yazın da çalışmıştı ve hiç olmazsa bu sene okul haracını zorlanmadan hem de kendi alın teri ile kazandığı paradan yatırmıştı. Ayrıca öbür yaza da işi hazırdı artık basamakları tırmanıyor muydu ne?
* * *
Gazeteler
"korkunç kaza", "yazık oldu", "trafik canavarı bir can daha aldı" diye başlıklar attılar. Tüm gazeteler
Hüseyin Sarı’dan bahsediyorlardı. Yazın üniversite haracını çıkarmak için yolda
EDS yazılaması yapan üniversiteli gence, gece vakti hızla gelen bir araç çarpmıştı çarpmanın etkisiyle savrulan diye devam ediyordu haberler. Cinayetin sorumlusunu aşırı hız yapan araba olarak bulmuşlardı ama
Muğla Üniversitesi’nde okuyan ve yaz tatilini geçirmekle meşgul olması gereken bir öğrencinin gecenin saat üçünde İstanbul TEM otoyolda
EDS yazılaması yapmasını nasıl bulmuşlardı? Evet şimdi soruyoruz katil kim?
Bizler katili biliyoruz ve tanıyoruz hatta dergiyi okuduğunuza göre ona karşı savaşıyoruz da. Katil birçok şeyin olduğu gibi bunun da sorumlusu olan kapitalizmdir. Bu cinayetler ilk değil son da olmayacak yine 15 yaşındaki
Şahin Ocakçı çalıştığı inşaattan düşerek hayatını kaybetti. Bir başkası belki üzerine düşen bir ağırlık sonucu felç kalacak bir başkası, bir baskası, kaç başkası. Biz bir arkadaşımızı belki de bir sınıf kardeşimizi kaybettik ama bir sınıf kimliği kazanabiliriz. Çalışan öğrenciler olarak belki okurken çalışmaya ve emeğimizi patrona satmaya başladık ancak bizi ittikleri yer şanlı işçi sınıfının yanıdır ve eğer acılarını acı mücadelelerini mücadelemiz sayarsak, öfkemizi, kinimizi içimize atmayıp yürürsek katilin üstüne, sorarsak hesabını kapitalizmden, burjuvaziden ölenlerin, o zaman tersane işçisi Ahmet’in, üniversite öğrencisi Hüseyin’in, çocuk yaşındaki inşaat işçisi Şahin’in kanı yerde kalmaz/kalmamalı…