Salı, 7 Ekim 2008 (17 yıl 7 ay önce)
8. Uluslararası Kadın Buluşması’na (Frauenpolitischer Ratschlag) Ekvador’dan katılan Cecilia Jaramillo ile Devrimci Proletarya olarak yaptığımız röportajı yayınlıyoruz. Cecilia, CONFEMEC isimli kadın örgütünün temsilcisi olarak bu toplantıya katıldı. Kadınların örgütlenmesinin zorluğundan bahsedenlere, "Kadınları neden örgütleyemiyorsunuz anlayamıyorum" diye hayretle yaklaşan Cecilia aynı zamanda PCMLE (Ekvator Komünist Partisi/ML)’nin üyesi.
Örgütünüzden kısaca bahseder misiniz?
Biz politik bir kadın örgütüyüz. Örgütümüz pek çok anlamda farklı kadın kesimlerinden oluşuyor. Köylü kadınları, işçi kadınlar gibi sınıfsal bir bileşimin yanı sıra, yerli kadınlar, siyah kadınlar ve melez kadınlar gibi etnik farklılıkları da kapsıyor. Örgütlenme modelimiz çekirdekler ve onların etrafını saran ağlar biçiminde. Faaliyetimizin esas amacı, kadınların haklarını kazanmaları ve savunmaları temelinde örgütlenmeleridir. Örneğin, daha iyi bir iş ortamı, eşit ve daha iyi bir ücret, sosyal haklar ve bu sosyal hakların genişletilmesi, kültürel yaşamlarını güçlendirmek gibi. Kadınları politikleştirmek, emperyalizme ve kapitalizme karşı örgütlemek. Bu savaşta kadınların daha ilerici ve öncü bir rol oynamalarını sağlamak için çalışıyoruz.
Geniş bir yaklaşım içerisinde kadınları örgütlemeye çalışıyoruz. İlk etapta her kadın sosyalizmi savunmak durumunda değil, öncelikle düşmanını tanıması gerekir. Arkasından sosyalizmi tanır ve savunur. Örneğin yerli kadınların bir çoğu okuma-yazma bilmiyorlar, ilk önce onlara okuma-yazma öğretiyoruz ve arkasından savaşmayı. Yani onların eğitim almalarını sağlıyoruz.
Genç kadınlara ilk öğrettiğimiz, ülkemizin yer altı kaynaklarının zenginliğine rağmen, bunlara sahip olmadığımızdır. Onlara bunlara sahip olmak gereklilik ve zorunluluğunu anlatıyoruz.
Yerli kadınların çoğu okuma - yazma bilmiyor. Önce onlara okuma - yazma öğretiyoruz, sonra savaşmayı.
Peki kadın hareketinin emekçi sınıf hareketi ile ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?
Bizim örgütümüz işçi, köylü ve gençlik örgütleri ile birlikte çalışır. Bir grev olduğunda biz de oradayız. Yanlarında olduğumuzu hissettirmek, dayanışma duygusunu güçlendirmek için çalışırız. Ya da mesela Ekvador’da gelişen emperyalizm karşıtı tüm eylemlerde yerimizi alırız. ABD üslerine karşı yapılan tüm eylemlere kadın kitlelerini taşırız. Buna karşı faaliyet yürüten tüm örgütlerle işbirliği yaparız. Mücadelemiz hem kadının kadın olmaktan kaynaklı sorunlarını, ama hem de ulusal ve sınıfsal sorunları kapsayan bir eksende yürür. Bazı kadın örgütleri,
"düşmanımız erkekler" diyor! Fakat biz,
"Düşmanımız sistemdir" diyoruz.

Örgütümüz çok büyük bir organizasyon değil. Fakat etki gücü hacminin çok çok üstündedir. Onu büyütmek için çalışıyoruz. Emperyalistler geniş bir STÖ ağı ile insanları etkilemeye çalışarak, mücadeleyi bastırmaya çalışıyorlar. En başta halkımızın yoksulluğunu sömürerek bunu yapıyorlar.
Genel olarak Latin Amerika’da yaygın bir kadın ticareti var. Sanırız Ekvador’da da aynı şey söz konusu. Örgütünüzün bu konuda bir çalışması var mı?
Latin Amerika’nın genelinde yaygın bir kadın ve çocuk ticareti var. Bunun asli nedeni işsizlik, sağlık sorunları, eğitim sorunları ve genel olarak yoksulluğun insanları göçe zorlamasıdır. Yaklaşık 2 milyon insan göç etmek durumunda kalıyor. Bu olay sözünü ettiğimiz olgu için başlı başına bir zemin sunuyor. Bu sorun için kadın ve çocuk hakları doğrultusunda Anayasa’da düzeltmeler yapılması talebi ile mücadele yürütüyoruz mesela. Ayrıca kadın ticaretine dönük mücadele yürüten kadın örgütleri ve onların oluşturduğu platformlar var. Biz de bunların içinde yer alıyoruz.
Kadın hareketinin sınıf hareketi ile ilişkisini nasıl kuruyorsunuz?
- "Düşmanımız sistemdir" diyoruz.
- Hem kadın olmaktan kaynaklı sorunlarımıza, hem de ulusal ve sınıfsal sorunlarımıza karşı mücadele yürütüyoruz.
- Emperyalizme karşı bir eylem ya da bir grev olduğunda biz de orada oluyoruz.
En büyük sorun çocuk işçilik. Nüfusumuzun önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Ve derin yoksulluk bu çocukların eğitim olanaklarına ulaşmasını engellediği gibi, çok küçük yaşlarda işçileşmelerine neden oluyor. Ülkemizde asıl olarak muz ihracatı yapılıyor. Muz toplanması işi daha çok çocuklar tarafından yapılıyor. Ve bu çocukların hiçbir hakları yok. Bu durum bizim faaliyetimizin içeriğini de belirliyor. Temel amaçlarımızdan biri çocuk işçiliğinin engellenmesi, çocuk haklarının genişletilmesidir.
Örgütünüz kendi başına bir kadın örgütü mü, yoksa bir parti ile ilişkili mi?
Kadın örgütümüz esnek ve kendi
"bağımsızlığı" olan bir örgüt. Tek başına bir örgüt. Fakat içinde Komünist Parti üyeleri var. Parti ile ilişkisi bu üyeler üzerindendir.
Sadece Komünist Parti üyeleri mi var, başka devrimci ilerici güçlerin temsilcileri yok mu mesela?
Ekvator'da ya sağcısın ya da solcusundur. PCMLE (Ekvator Komünist Partisi / ML) çok güçlü ve sözü geçen bir örgüttür. Onun dışında başka sol ve demokrat kadın örgütleri de var. Son dört yılda hızla çoğalan farklı örgütlenmeler var. Yaklaşık 4 bin kadın örgütlenmesi var. 14 milyon nüfusluk bir ülkede tam 4 bin ayrı kadın örgütü! Organizasyon oluşturmak bir hastalık gibi yayılıyor. Feministler, sağcılar, STÖ’ler… aklınıza gelebilecek tüm siyasal akımlar hızla çoğalıyorlar.
İlk etapta her kadın sosyalizmi savunmak durumunda değil, öncelikle düşmanını tanıması gerekir. Arkasından sosyalizmi tanır ve savunur.
Kendilerine sivil toplum örgütlenmeleri diyen ve bizzat emperyalist sermayece desteklenen örgütlenmeler hızla yayılıyor. Bunlar daha çok köylü kadınları kazanmaya çalışıyorlar. Onlara para desteğinde bulunarak bunu yapıyorlar. Kitleleri bu konuda bilgilendirmeye, bunun bir göz boyama olduğunu, sorunlarını çözemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz. Fakat bu tür organizasyonların halkta yarattığı yozlaşmayı sonrasında telafi etmek kolay olmuyor.
Ekvatorlu kadınlarda örgütlenmek bir gelenek gibidir. Önemli olan bu geleneğin devrim lehine yönlendirilmesi.
Ne zaman kuruldu? Kuruluşunda ülkenizde yaşanan büyük grevlerin etkisi oldu mu?
Haziran 1998‘de kuruldu. Evet o grevlerin de belirli bir etkisi oldu. Fakat bizim kadın çalışmalarımız daha eskilere dayanır. 1978’de temelleri atılan bir çalışma bu. Sonrasında yaşananlar onun gelişimi üzerinde elbette ki etkide bulunmuştur.
Emperyalizmin örümcek ağları
Emperyalistler STÖ ağlarıyla yoksulluğu sömürüp insanları etkileyerek, mücadeleyi bastırmaya çalışıyorlar.
14 milyon nüfuslu Ekvator'da yaklaşık 4 bin ayrı kadın örgütlenmesi var.
STÖ'lerin para desteğinin bir göz boyama olduğunu, sorunları çözemeyeceğini anlatmaya çalışıyoruz.
Bu tür organizasyonların halkta yarattığı yozlaşmayı sonrasında telafi etmek kolay olmuyor.
Halkımız çok savaşçı ve mücadelecidir, her şeye hemen
"evet" demez. Emperyalistlerin neoliberal politikalarına karşı da amansız bir mücadele yürüttü. Ve onları bu politikaların uygulanmasında nispeten engelledi. Bu emekçi kadınlar için de böyledir. Tüm gelişmeler takip edilir, tartışılır ve hızla pratik tutum alınır bizim ülkemizde.
Kadınları örgütlemek için hangi araçları kullanıyorsunuz?
Büyük şehirlerde yoksul bölgelerden başlıyoruz. Halka açık yerler var. Buraları kendimizi tanıtmak ve propaganda yapmak için kullanıyoruz. Kadınlar buralara geliyor ve bizi buralarda tanıyorlar. Ekvador nüfusunun ezici bir çoğunluğu şehirlerde yaşıyor. Başkent Quito’da 5 milyon insan yaşıyor. Guayaguil Pasifik’teki en büyük kent. Burada Ekvador’un en fakir ve baskı gören kesimleri yaşıyor.