Sınıfa sosyalist siyasal bir bilinç kazandırılması, tarihsel misyonuna uygun bir gelişimi için kesintisiz sosyalist propaganda..
1) Emperyalist kapitalizmin neoliberal saldırı politikaları işçi sınıfında sosyal bir yıkıma, iç dağılma ve çözülmeye, moral bozukluğuna yol açmaktadır. Bu saldırı politikaları karşısında direngen, saldırılara yanıt verecek, karşı saldırıyı örgütleyecek bir sınıf hareketi, öncelikle tüm bu koşulları ve içerisinde bulunduğu durumu bilince çıkartmış olmalıdır.
Sermayenin neo-liberal saldırısı, sadece ekonomik alanda sömürünün vahşileştirilmesi, sosyal hakların tümüyle gaspı ile sınırlı kalmamaktadır. Bu saldırıların önünü açacak, onlara temel oluşturan ve kalıcılaştıracak bir devlet terörü ve faşist yasalarla birlikte, siyasal saldırılarla içiçe yürütülmektedir. Direnişleri, sendikal örgütlenmeyi güçleştiren bir dizi yasal ve idari yasaklar, fiili engeller bulunmaktadır. Bunlara karşı mücadele edilmeden, siyasal mücadeleyle ve fiilen bunlar çiğnenip geçilmeden ekonomik alandaki sınırlı mücadelelerin kazanılması dahi zordur.
2) İşçi sınıfının demokratik siyasal mücadelesi, sadece ekonomik mücadelesini ilgilendiren konulardaki yasalara karşı mücadeleyle sınırlı olamaz. Neoliberal burjuva sermaye düzeni, burjuvalar için özgürlük, emekçilere karşı diktatörlük uygulamaktadır. ‘Emekçilere özgürlük’ sloganı etrafında birleşilip siyasal özgürlükler kazanılmadan sınıf hareketinin demokratik siyasal, sendikal örgütlenme ve mücadelesinin önü açılamaz. Fakat ufku kapitalizmi aşmayan ve ona uzlaşmaz karşıt olmayan bir siyasallaşma da çok uzağa gidemez.
Bundan dolayı, işçi sınıfı hareketinin gelişmesi, hareketin devrimci sosyalist siyasallaşmasıyla sıkı sıkıya ilişkilidir. İşçi sınıfı hareketi ancak devrimci sosyalist eksende siyasallaşarak başarı kazanabilir.
3) İşçi sınıfı hareketinin siyasallaşması sorunu, sınıf hareketinin bugün içerisinde bulunduğu koşullarda bir iç gerilim eksenidir. İşçiler ekonomik mücadele için dahi bir araya gelmekte ve mücadeleye atılmakta zorlanmaktadır. Bu koşullarda sınıfta siyasal bir bilinç oluşturmak ve siyasal mücadelenin geliştirilmesi kuşkusuz zordur. Bununla birlikte, siyasal mücadeleyi ekonomik mücadelenin uzantısı gibi görme yanılgısına -ekonomizme- düşülmemelidir. Siyasal bilinç gelişimi ve siyasal mücadelenin ekonomik ve sosyal hakların gelişimine ön açacağı perspektifiyle propaganda, ajitasyon ve örgütleme çalışması kesintisiz yürütülmelidir. Burjuvazinin bugün yürüttüğü neoliberal saldırının kapsam ve derinliği de siyasal bilinç ve mücadeleyi on kat daha yakıcılaştırmakta ve zorunlu kılmaktadır.
[foto]emek2.jpg[/foto]
4) Sınıfın içerisinde bulunduğu durumda siyasal bilinç ve siyasal eylemin geliştirilmesinin önündeki engellerin aşılmasının yollarından birisi, emeğin korunması mücadelesinin, sadece fabrika ve işyerindeki çalışma koşullarıyla sınırlı dar bir çerçevede değil sosyal yaşam ve yaşama çevresi dahil işçi yaşamını ilgilendiren her konuda ve siyasal sorunlarla ilişkilendirilerek katalizör etkisi-kaynaşma etkisi- sağlanarak yürütülmesi olacaktır.
5) Bununla birlikte, işçi sınıfına siyasal bilinç götürülmesi ve sınıfın siyasal eyleminin geliştirilmesi, geniş bir kavrayışla dahi olsa bu çerçeveyle sınırlanamaz. Bütünsel bir siyasal bilinç gelişimi, işçi sınıfının karşı karşıya kaldığı tüm sorunları içermelidir. Gerçek siyasal sınıf bilinci, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel (sanatsal, geleneksel…) düzeyde ve günlük yaşamdaki biçimlenişleriyle birlikte, işçi sınıfının bilincine de sızan ve onu teslim alan burjuva bilince karşı, ’sınıfa karşı sınıf ‘ ekseninde geliştirilebilir. Bunda ısrarlı olunmalıdır.
Burjuva sınıf egemenliğinin, sadece siyasal ve zorbalığa dayalı biçimlerine karşı olmak yetmez. Emekçi kitleleri sisteme içkin kılan, özümleyip çözen, sınıf dışılaştıran ekonomik, sosyal, kültürel, sanatsal, sportif her alandan gelen saldırılar bir bütündür. Kapitalist sistem kapanı, çeşitli yöntemler kullanılarak içiçe geçmiş farklı biçimlenişlerle katmanlı bir nitelik kazanmaktadır.Bu koşullarda devrimci sınıf bilincinin yaratılması ve sınıfsal bir kopuşun gerçekleştirilebilmesi ancak bütün alanları kapsayan ve sosyalist alternatifini de içeren bir propaganda ajitasyon bütünlüğüyle ve örgütsel açılımlarla olabilir.
Siyasal propaganda ve ajitasyonun, işçi sınıfının günlük yaşamı ve karşı karşıya kaldığı sorunlarla doğrudan ve dolaylı ilişkisi kurularak yürütülmelidir.Her siyasal gelişme, işçi sınıfına etkilerinin, yaratacağı sonuçların açıklanması temelinde ele alınmalıdır. Siyasal propaganda ve ajitasyonun etkili olabilmesinin koşulları bunlardır.
6) Kürt ulusal sorunu Türkiye işçi sınıfı hareketinin asla üstünden atlayıp geçemeyeceği en önemli siyasal sorunlarından biridir. Devrimci sosyalist bilinçli işçiler Kürt ulusal sorununun kendi kaderini kayıtsız koşulsuz tayin hakkı temelinde, demokratik ulusal kurtuluşçu çözümünün en kararlı savunucusudur. İşçi sınıfı bunun karşısına dikilen, faşist, şoven-milliyetçi ve liberal reformist akımlara karşı uzlaşmaz bir savaşım vermelidir. Kürt sorunu ve dini gericilikle laiklik arasındaki çelişki rejim krizinin de temel ögeleri arasında yer almakta ve emekçileri milliyetçi, şovenist, dinsel, mezhepsel düzeylerde bölmekte kullanılmaktadır. Tüm bu kritik konularda siyasal ajitasyon ve propaganda çekincesiz olarak ve ’sınıfın birliği-halkların kardeşliği’ ekseninde yürütülmelidir. Ayrıca Kürt ve Türk emekçilerin sınıf birliğini güçlendirerek ulusal sorunun proletarya devriminin bir parçası olarak, sosyalist demokratik çözümü gündemleştirilmelidir.
İşbirlikçi tekelci burjuva sınıf diktatörlüğü emperyalistlerin güdümünde yayılmacı emellerle Irak, İran, Suriye halklarına karşı bölgesel operasyonlara katılma, lojistik destek sağlama eğilimindedir. Buna karşı sınıfsal, demokratik, anti-emperyalist militan bir direnişin geniş bir cephede örgütlenişini gerçekleştirmek zorunlu, yakıcı ve acildir.Aksi halde böyle bir gelişme sadece savaşa sürülecek gençliğin yıkımı olmayacak, bölge halkları arasında telafisi güç bir düşmanlığı doğuracaktır. İşçi sınıfının yaşam koşullarını daha da ağırlaştıracak, sınırlı demokratik hakların kaybına da yol açabilecektir.
[foto]madeniscileri.jpg[/foto]
7) Her türlü sömürünün ortadan kaldırılması ve sınıfın tam kurtuluşu için mücadele her türlü gündelik mücadelenin de eksenine yerleşmelidir. Sınıfın öncü rolüne uygun bir önderlik gelişimi için sınıfın öncülerinden başlayarak sosyalist siyasal bilincin kazanılması, bu amaçla işçi sınıfına dönük sosyalizm propagandasının kesintisiz yürütülmesi şarttır. Çünkü devrimci sosyalizm, emperyalist kapitalist barbarlık tarafından dehşetli bir sosyal ve manevi yıkıma uğratılan emekçi insanlığın biricik kurtuluş umududur. Ve devrimci sosyalizm günümüz kapitalizminin sonsuz dehşeti karşısında her zamankinden güncel, acil ve yakıcıdır. Ve bu büyük umudu gerçekleştirmeye sonuna kadar yetenekli tek sınıf işçi sınıfıdır. Kaldı ki, üretim ve emek, bilgi ve deneyimler günümüzde daha ileri düzeyde toplumsallaşmaktadır. Bunun işçi sınıfına kazandırdığı kolektif emekçi kimliği, işçi sınıfının sosyalist siyasal bilinç gelişiminin temel taşını oluşturur. İşçi sınıfının sınıfsal bilinci, kolektif işçi bilinci düzeyine yükseltilmelidir. Hiçbir koşulda işçi sınıfının siyasal bilinç gelişimi, demokratik, anti-emperyalist ve güncel bir çerçeveyle sınırlı olamaz. Kolektif işçi bilinci, sınıfın ‘kendisi için sınıf’ olma bilincidir.
8) Günümüzün öncü işçilerinin genel işçi kitleleriyle arasındaki ayrımlar oldukça silikleşmiştir. Öncü işçiler sınıfının içerisinde bulunduğu dağınık durumda onları ileriye doğru örgütlemekte ve harekete geçirmekte zorlanmakta, kendileri de moral bozukluğu yaşamaktadır. Öncü işçilerin komünist ve devrimci bir bilinç ve donanım kazanması zorunludur. Öncü bir işçi ancak komünist olur, yaşamını devrimci bir temelde örgütlerse sınıfın sorunlarına farklı bir noktadan bakabilir. Sınıftaki krizin, dağılma ve çözülmenin dışında kalabilir, sorunlara devrimci bir ruhla, daha geniş bir perspektifle ve ileriden bakarak, devrimci yöntemlerle müdahale edip çözüm geliştirebilir. Bunun dışında öncü bir işçinin bulunduğu yerde ve sınıfın bütününde nispi ve genel hareketlenmelerin olduğu dönem ve kesitler dışında silinip gitme tehlikesi büyüktür. Bu açıdan sosyalist ve militan bir öncü işçi kuşağının başlangıçta çekirdeksel düzeyde de olsa yaratılması ya da yaratılmaması sınıf hareketinin geleceğini belirleyecektir. Ve bu, sonraya ait bir sorun da değildir. Yeni bir devrimci sendikal hareketin yaratılması da, önüne bunu bir ideal olarak koymuş ama kendi ideallerini bununla sınırlamayan örgütlenmiş komünist bir işçi çekirdeğinin yaratılmasına sıkı sıkıya bağlıdır.
9) İşçi sınıfının ve öncü işçilerin içerisinde bulundukları durum, karşı karşıya kaldıkları sorunlar karşısında başka hiç bir şeye yer bırakmayacak şekilde söylenecek en kısa ve özlü söz şudur: İşçi sınıfı ya devrimcidir, ya da hiçbir şey!
*Ufuk Çizgizi, Sayı: 32, 17 Şubat 2006