Grevdeki kadınlar

Ankara Üniversitesi'nin grevdeki işgalci yemekhane işçisi kadınlarıyla bir sohbet:

KADIN
Salı, 2 Aralık 2008 (17 yıl 10 ay önce)

Ankara Üniversitesi yemekhanesinde çalışan TADAL adlı taşeron şirkete bağlı işçiler, maaşlarını alamadıkları ve fazla mesai ücretleri ödenmediği için 7 Ekim günü öğrencilerin desteği ile boykota başlamışlardı. İsteklerinin kabul edilmesi üzerine 13 Ekim'de boykota son verdiler. Fakat sorunlar bununla bitmedi. TADAL'ın batmasının ardından rektörlük ihaleyi yeni bir şirkete verdi ve yeni gelen şirketin yaptığı ilk iş, işçileri kapının önüne koymak oldu. Bunun üzerine 19 Kasım günü Cebeci yemekhanesi işgal edildi ve o günden beri işçiler ve öğrenciler yemekhanede sabahlamaya başladı. Ayrıca 29 Kasım'da yapılan mitinge de katıldılar.

Sessizliği yırtan bir çığlık...


Yemekhaneye girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken "YEMEKHANEDE İŞGAL VAR" afişi oluyor. Çevremizdeki o derin sessizliği sanki o afiş bir an çığlığıyla bölüyor. O kadar uzun zamandan beri susuyormuşuz ki bunun etkilerini özellikle içeride işçiler üzerinde görüyoruz. Erkek işçiler bir kenarda kağıt oyunu oynarken, kadın işçiler kendi aralarında dertleşiyorlar.

Kadın işçilere doğru yöneldik. Biraz düşünceli buluyoruz onları. İçlerinden biri artık ne olacağını bilmediğini söylüyor. Yavaş yavaş maddi anlamda zorluklar yaşadıklarını anlatıyorlar. Bu konuda sendikadan yemek dışında çok bir destek almadıklarını belirtiyorlar. Sanırız daha resmi olarak üye olamadıkları içinmiş.

Mücadele sadece patronlara karşı değil


Bizler geçmiş mücadeleri ve kazanımları anlattığımızda ise onları başka düşüncelere dalmışken buluyoruz. Hepsinin aklında çocukları, onları eleştiren akrabaları, bazen başlarına patron kesilen eşleri ve geçim derdi var. İlk başlarda biz de biraz umutsuz olsak da ilerleyen konuşmalarımızda kadın işçiler bizim de hayata dair umutsuzluklarımızı dağıtacak.

Konuşurken konu ailelerinden açılıyor. Çocuklarını ve endişelerini anlatıyorlar. Bir annenin ikinci eşi ile çocukları arasında nasıl kaldığına ve ezildiğine şahit oluyoruz. Ben üzüleyim ama yakınlarım üzülmesin derken, grev sürecinde yakınlarından çok destek göremediğini anladık.

Her şeye rağmen...


Sonra bir anda "Her şeye rağmen onurlu durmak gerekiyor" diyor. Bu grev kararının arkasında nasıl durduğunu, hakkını almak için her şeyi yapacağını anlatıyor. Sonra da gençlere bakıp içinden geçenleri tüm samimiyetiyle aktarıyor:
Ya! medya sizi bize öyle bir göstermiş ki ben sizin aileleriniz için üzülüyordum. Yazık bu gençlerin ailelerine diyordum. Ama şimdi hepinizi çok iyi anlıyorum. Hepiniz bize gerçekten çok yakınmışsınız.
Direnen insanlardan bu itirafı duymak bizi gerçekten çok memnun ediyor.

Grevci işçi kadınların genç kadınlara tavsiyesi


Devam eden konuşmalarımızda kadınlar olarak çevremize karşı dik durmamız gerektiğinden bahsediyorlar. Bu konuda bize (genç kadınlara) tavsiye veriyorlar. İlk baştaki o umutsuzluğun sadece bir anlık olduğunu görüyoruz. Bu sürecin sonuna kadar dayanacaklarını artık çok iyi biliyoruz.

Söz sonra seçimlerden açılıyor. Hiçbir partiye oy vermeyeceklerini söylüyorlar. Bundan önceki seçimlerde eşlerine rağmen bütün partilere tek tek mühür bastıklarını anlatırken bir yandan da gülüyoruz. Biz önceki yıllarda birinin oy pusulasına "Tek yol devrim" yazdığını söylediğimizde bu fikri çok beğeniyorlar. Bu keyifli sohbetin arkasından bir daha görüşmek üzere ayrılıyoruz.