Perşembe, 25 Aralık 2008 (17 yıl 10 ay önce)
Mark Egan, Reuters, 17 Aralık 2008
Bazılarına göre Amerikan İmparatorluğu yok olmanın işaretlerini veriyor; bazılarına göreyse bu yalnızca kapitalist kısır döngünün bir aşamasından ibaret. Hangi görüş doğru olursa olsun; Amerikan ekonomisinden gelen iç karartıcı haberler, ulaştıkları her yerde insanları uzun uzun kafa yormaya zorluyor.
Milyonlarca kişi işsiz kaldı ve daha da fazla sayıda geçici işten çıkarmalar bekleniyor. Bir kredi krizinin ve haciz patlamasına neden olan konut sektöründeki çöküşün ardından, bankalar kredi musluklarını kısmış durumda.
Wall Street'te bazı yatırım bankaları iflas etti. ABD borsası değerinin yüzde 40'ından fazlasını kaybetti. Citigroup gibi Behemoths da ayakta kalmak için mücadele veriyor.
İşlerin kesatlığı ABD'de bir zamanların kudretli sektörü olan otomotiv sektörünü de tehdit ediyor; General Motors ve Chrysler LLC Washington'dan milyarlarca dolar yardım koparabilmenin peşinde ve bir kurtarma paketi olmazsa iflas edebilecekleri uyarısında bulunuyorlar.
"A People's History of the United States" yazarı Howard Zinn, "Şu anda gördüğümüz Amerikan imparatorluğunun sonunun başlangıcı" diyor.
Sağdaysa, eski IMF baş ekonomisti Simon Johnson bu durumu şöyle özetliyor:
Kapitalizm ölmedi. Kapitalizmin bir alternatifi yok. Ölen, kapitalizmin harika bir şey olduğu efsanesidir; kendisi değil. Yalnızca o tatlı, sıcak hayal dünyası yok oldu.
Her hafta birbirinden inanılmaz haberlerle karşılaşıyoruz. Bir Wall Street simsarının 50 milyar dolarlık bir borsa dolandırıcılığı yaptığı suçlamasıyla tutuklanması, derken Illinois valisinin, Obama'dan boşalan senatör koltuğunu satmaya çalışmakla suçlanması…
Başkan George W. Bush'un saygınlığı o kadar düşük ki, Pazar günü bir Iraklı gazeteci ayakkabılarını onun suratına fırlattı. Bu Irak kültüründe çok ağır bir hakaret anlamı taşıyor. Önümüzdeki ay koltuğu terk etmeye hazırlanan Bush, halefine, halk desteğinden yoksun Irak savaşının ve kasvetli ekonomik manzaranın yıprattığı bir başkanlık makamını miras bırakıyor.
Şu anda resmi olarak resesyonda olan ABD'nin durumunun son derece iç karartıcı olduğu konusunda herkes hemfikir.
"Herkes tasarruf yapmak istiyor ama harcama yapmak isteyen kimse yok. Bu da büyümeyi çok zorlaştırıyor" diyen Johnson, ABD'nin bu ekonomik çıkmazının, bir küvete düştükten sonra kaygan duvara tırmanabilmek için tutunmaya çalışma haline benzediğini söylüyor.
Yaklaşan karanlık
Uzmanlar ABD ekonomisinin bu hastalıklı halinin daha ne kadar böyle sürüp gideceği konusunda kesin konuşamıyorlar. Bazıları bir ya da iki yıl tahmininde bulunurken, diğer bazıları, Japonların 1990'lardaki kayıp on yılını hatırlatır bir biçimde, bu yavaşlamanın on yıl kadar sürebileceğinden korkuyorlar.
"Kötü bir dönemden geçiyoruz. Sıradan bir resesyon değil bu, ama yine de Büyük Bunalım gibi de değil". Bu sözler, RBS Greenwich Capital baş uluslararası stratejisti Alan Ruskin'e ait.
1930'lardaki büyük çöküşle ilgili çok konuşuluyor gerçi ama ekonomistler bu seferki krizin o kadar dramatik olmayacağını söylüyorlar.
Massachusetts Institute of Technology ekonomisti Johnson,
"1990'larda Tokyo'ya gitseydiniz, durumun pek de kötü olmadığını, insanların hallerinden oldukça memnun olduklarını, buna karşılık ekonominin büyümediğini gözlemlerdiniz" diyor.
Johnson, Amerikalıların da önümüzdeki beş ila on yıl boyunca,
"insanlar için yeterli istihdamı sağlayacak hızda olmayan düşük bir büyüme" fikrine alışmaları gerektiğini söylüyor.
Marist College Institute for Public Opinion tarafından Pazartesi günü yayımlanan bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların yüzde 24'ünün, önümüzdeki yıl ya işlerinden geçici olarak uzaklaştırılacaklarını ya da çalışma saatlerinin kısılacağını düşündüklerini gösterdi.
New York'ta teknoloji alanında küçük bir taşeron şirketin sahibi olan Andre Myrtil, giderek daha az iş aldığını ve şirketlerin ödemeleri giderek daha fazla geciktirdiklerini söylerken, birçok şirket için geçerli olan ekonomik atmosferin de bir özetini yapmış oluyor.
"İş yok. Telefonum çalmıyor."
"Henüz havlu atmış değilim" diyor Myrtil.
"İşler bundan kötüye gidemez. Ama bunu zaman gösterecek."
Birçok insan bu sorundan kurtulmanın tek yolunun, hükümetin büyük miktarda kamu harcaması yapması olduğu görüşünde. Ama tam olarak ne kadar para gerekli? Ruskin'e göre,
"Kelimenin gerçek anlamıyla, helikopterler dolusu nakit parayı emecek kapasite var."
Birçok kişi, Obama'nın 20 Ocak'ta görevi resmen devralmasından kısa bir süre sonra, milyarlarca dolar değerinde bir mali hareketlendirme paketini onaylayacağını tahmin ediyor.
New York's Hunter College'de ekonomi profesörü olan Howard Chernick,
"ABD'nin ekonomik hâkimiyeti azaldı ve yeniden büyümeye geçmemiz biraz zaman alacaktır. Bizi bu durumdan çekip çıkaracak tek şey, hükümetin irade gücü" diyor.
Chernick'e göre Obama'nın yapması gereken şey, Franklin Roosevelt'in Büyük Depresyon'la mücadele etmek için New Deal'le yaptığı gibi büyük paralar harcamanın yanı sıra, kampanya temalarından birini bu konuda hayata geçirmek --yani umut vermek.
"Güven duygusu çok önemli bir unsur olacaktır, yapabileceğimiz tek şey de umutlu olmak", diyor Chernick:
Tarihçilerin New Deal'den çıkardığı derslerden biri de, Roosevelt'in yalnızca mali kararlar verme konusunda değil, güven aşılama konusunda da belli bir gücü olduğuydu.
Umut ve güven
Öte yandan Zinn,
"Ülkenin gidişatını değiştirmek için cesur önlemler alınmadıkça işimiz çok zor olacaktır" diyor.
Obama bu iş için uygun kişi olduğunun işaretlerini vermiş değil. Gerekli cesur vizyonu şu ana dek göstermedi.
Zinn'e göre Amerikalıların, tıpkı bir Chicago fabrikasında geçen hafta başarılı bir oturma eylemi düzenleyen ve geçici işten çıkarmalardan önce edinmiş oldukları işten çıkarma tazminatı ve izin süreleriyle ilgili haklarını talep eden işçilerin yaptığı gibi eylemler yoluyla, Obama'yı gereken yönde hareket etmeye iteklemeleri gerekiyor.
"Bu, çok büyük bir ölçekte yapılması gerekenin, küçük çaplı bir örneğidir. Yani insanların sorunlarını belirgin kılmak ve Obama'yı gerçek başkanlık potansiyelini göstermeye zorlamak için, sivil itaatsizlik ve doğrudan eylem" diyor Zinn.
Başkalarıysa, ABD'nin kapitalizme olan inancını muhafaza etmesi gerektiği görüşünde.
Ruskin,
"Her ne kadar şimdi finans sektörünün ciddi biçimde gözetim altında tutulması gerektiği kabul ediliyorsa da, hâlâ piyasalara duyulan bir inanç var", diyor.
"Mesele, atın ahırdan kaçmış ve ufka doğru doludizgin koşuyor olması."